18. Bölüm

1954 Kelimeler
Alev’i elinden tuttuğum gibi partiden dışarıya çıktım. Kısa bir süre sonra bir taksi bulup sahile indik ve bir bankta oturmaya başladık. Denizin soğuğu bize vuruyordu. Hafif titrediğini hissettim. Ceketimi çıkartıp ona verdim. Bacaklarını örttü. “Sen üşümüyor musun?” “Üşüyorum da, alışkınım…” Sustu bende sustum. Atılan havai fişeklere bakıyorduk. Suskunluğu bozan Alev oldu. “Neden bu işi yapıyorsun?” “Sen neden yapıyorsun?” “Hayatın şartları beni buraya getirdi. Aslında çocukken hiç böyle bir şey hayal etmemiştim. Hoş kim böyle şeyler hayal edebilir ki? Ailemin yanında kalırım, üniversiteye giderim. Sonra ailemin münasip gördüğü biriyle evlenir hayatımı eşime ve çocuklarıma adarım… Ama kolay mı öyle bir anda hayallere ulaşmak… Kolay mı öyle şıp diye her istediğini elde etmek.” “Görüşüyor musun ailenle?” “Hayır… Bu işe giren herkes gibi, ismimi değiştirdim, tipimi değiştirdim. Sokakta görseler tanımazlar beni. Zaten onlar için çoktan öldüm.” Duraksadı ve yutkundu… “Biz hep din baskısı, elalem ne der korkusu ile büyütüldük. Çocukken ailemin istemediği bir şey yapsam, Allah yakar seni, Allah çarpar seni… Biraz büyüdüm tehditlerin yenileri eklendi, okuldan alınma ile tehdit edilmeye başladım. Okulda hiçbir erkekle konuşmazdım biliyor musun? Sırf biri görürde aileme söyler sonra beni okuldan alırlar diye. Her akşam korkardım ailem beni okula götürmeyecek diye…” “Beni sevdiğini söyleyen, bana aşık birisi tarafından tecavüze uğradım. Sonra onunla söz kestik. Peşine istemedi beni ayrılmak istedi. Ben bekaretin önemiyle büyütüldüm. En önemli şeydi bizim için. Öleceksin ama bekaretini kaybetmeyeceksin. Sonra bakire değil dedi aileme. Sanki o beni bozmamış gibi. Ailem beni bir yere kapattı. Ahır gibi, orada her gün öldürülmeyi bekledim. Her ayak sesinde acaba beni kim öldürmeye geliyor diye bekledim.” Göz teması kurmuyor denize bakıyor bazen de yoldan geçen arabalara hızla bakıyordu. “Benden birkaç yaş büyük abim var. O çok merhametlidir. Zaten öldürülmeme engel olan da odur. O bana telefon getirdi. İnternette biriyle tanıştım. Evden kaçtım, biliyor musun? Ailem tarafından o kadar dışlanmıştım ki, bana her güzel söz söyleyene inanıyordum. Kaçtığım insan tarafından yarı yolda bırakıldım, sonra başkası çıktı o da beni yarı yolda bıraktı, kim bana yardım eli uzattıysa, kim bana ‘korkma ben varım’ dediyse hepsi beni yarı yolda bıraktı. Baktım ki insanlar seks yapabilmek için yalan söylemekten, aldatmaktan, kandırmaktan, aşık gibi davranmaktan hiç çekinmiyorlar, bu işten para kazanayım bari dedim. İnsanlar kalp kırmaktan, öldürmekten çekinmedikleri şeye avuçla para ödeyebilirler. Nasılsa evleneceğiz diye insanlara önce umut verip, sonra da o umudu yıkıyor erkekler…” “Birine aşık olmuştum bir ara. Bana sıcaklık gösteren her insana aşık oldum ama ona duyduğum şey aşktan bile çok daha yoğundu. Aşk ona duyduğummuş aslında. Ona sana aşık oldum demeyi çok isterdim. Korktum. O da diğerleri gibi beni sikip sikip bir kenara atmasından korktum. Düşündüğüm gibi biri çıkmamasından korktum. Kullanmasından korktum beni. Ret etmesinden korkmadım biliyor musun? Beni sikip sikip kenara atmasından korktum. O yüzden söyleyemedim.” Yanağına düşen göz yaşlarını sildi. “Bir süre sonra ondan uzaklaştım. Kaçtım. Telefonlarına çıkmadım. O iyi niyetiyle arıyordu aslında beni. Halimi hatırımı sormak için? Bir şeye ihtiyacım olup olmadığımı sormak için? Kızım diyordum kendi kendime git yanına anlat içindeki her şeyi, söyle… Ama dediğim gibi ret etmesinden değil, beni kullanmasından koktum.” “Sonrasında bir arkadaşım eskortluk yapıyordu. Bende onunla birlikte başladım. Bir müşteri, iki, üç derken baktım ki iyiyim, direk only fans açtım. Only fans, i********:, twitter hesaplarımla birlikte bir kazanıyorken 100 kazanmaya başladım.” Hıçkırdı… “İki sene çalıştım ve hayatım boyunca yetecek kadar param var. Dünyanın her yerinde yaşarım biliyor musun? Ama o kadar çocukken sevgiye ilgiye açmışım ki, bu açlığı doyuramıyorum. Bu egomu doyuramıyorum… Bu yüzden de kadın erkek fark etmeksizin bu işi yapıyorum Kaan abi…” “Kaan Abi?” Ayağa kalktı, yoldan geçen bir taksiye el etti. Taksi durdu. “Hoşça kal Kaan Abi… Seni uzun zaman sonra görmek güzeldi… Teşekkürler her şey için.” Ayağa kalktım… “Mehtap…” Taksiye bindiği gibi ayrıldı oradan. Arkasından koşamadım. Tekele gittim, bir şişe içki ve bir paket sigara aldım. Sonra da banka oturdum. Sigarayı yaktım, İçkiyi inceledim. Sonra da açıp bir yudum içtim. 7. Bölümde anlattığım sokakta kalan Mehtap’tı bu... Kalbimden vurulmuştum… Onun sonunu hiç böyle hayal etmemiştim. Her şeyi değişmişti, değiştirilmişti sesine kadar tanıyamamıştım. Birine sevdalandı, evlendi, iyi durumda, kötü durumda olsa arardı beni. Gibi şeyler düşünerek kendimi avutmuştum. Ama o Mehtaptı… Kalbime bir taş oturmuştu. Bir hançer saplanmıştı. Keşke gitseydim okuluna… Keşke o beni aramıyorsa ben onu arasaydım… Keşke bu kadar çok hırsla çalışmasaydım. Keşke… Keşke… Keşke… Her kaybettiğimizde söylediğimiz gibi KEŞKE!!! Devamını anlatayım sizlere ve bu bölümü bitirelim. Sabah uyandığımda hala uyuyordu. Kalkar kalkmaz rutinlerimi yapmak istiyordum ama bir yabancıyı evimde tek başına bırakamazdım. Ben de ses çıkartmadan biraz mekik şınav ve barfiks çektim. Evin köşesinden bir ekmek aldım ve kahvaltı hazırladım. Sessizce mutfağa geldi. “Günaydın…” derken sesi sanki içine kaçmıştı ve içinden konuşuyordu. Göz teması kurmamış ve başı öne eğikti. Günaydın gel otur… dedim ve sessizce oturdu. Önüne yemesi için birkaç şey koydum. Başı öne eğik bir şekilde yemeğe sürdürdü. Konuşmuyordu ve konuşmak için zorlamadım… “Nerelisin?” dedi… Sessizce… “Edirne… Göçmenim.” Kafasını salladı… “Sen?” diye sorduğum da, “Sivas…” “O adamlar senden ne istiyordu?” “Aslında uzun bir hikaye… Çok uzun…” ilk defa uzun bir cümle kurmuştu. Cevap vermedim bu sözlerine sonra anlatmaya başladı… “Lise birinci sınıfa gidiyordum, birisi vardı, okul çıkışına gelirdi. Bana arkadaşlık teklif ediyordu. Ben ise okumak istiyordum. Sadece okumak. Ailem benim tutucudur. Okulda böyle biriyle konuştuğum duyulursa okuldan alırlardı beni. Zaten benim de öyle işlerde gözüm yoktu. Baya bir peşimden koştu bu çocuk benim.” “İki sene peşimden koştu. Sonra da bir şekilde evimi yaşadığım yeri bulmuş. İstemeye geldi ailesi ile. Ben evlenmek istemediğimi söyledim. Babam da vermedi beni. Başlarda oldukça karşılardı okumama ama ben iyi notlar almaya başlayınca onlarda desteklemeye başlamışlardı. Babam benim kızım doktor olacak diyor ve benimle ne kadar gururlandığını söylüyordu.” “Sonra bir gün okuldan eve döndüm. Kapı çaldı. Kapıyı açtığımda bu çocuk karşımdaydı. Kapıyı ittirip hızla içeriye girdi. Tecavüz etti bana… Kimseye söylememem konusunda beni tehdit etti. Birkaç hafta sonra eğer bu olayı birine söylersem onunla isteyerek birlikte olduğumu yayacağını, istemeye geleceklerini ve ailemi ikna etmemi söylememi istedi.” “Geldiler… Ben de aileme seviyorum evlenmek istediğimi söyledim. Ailem evlenmemize karşı çıktı. Okuyacak bizim kızımız diyerek ona beni vermediler. Sonra kaçalım demeler başladı. Gel kaçırayım seni, şöyle olur böyle olur. Ben ailemi ikna ederim dedim. Sonunda inatları kırıldı ve söz takıldı.” “Tecavüz etmesi dışında bana her hangi bir kötü söz, kötü davranışı olmadı. Hep el üstünde tuttu beni. Sonrasında ben yine de üniversite sınavına girdim. Birkaç hafta sonra sözlümle oturduk. Başkasına aşık olduğunu, beni sevmediğini, onunla evlenmek istediğini söyledi. Şok oldum. Kendimi kirletirmiş, kullanılmış hissettim. Ayrılmak istemediğimi defalarca dile getirdim.” “Her buluşmamızda bana şiddet uyguladı. Sonrasında bir akşamüzeri bana arabanın içinde vururken jandarmaya yakalandık. İfadelerimiz alındı. İşte o an hayatın gerçek yüzüyle bir kere daha karşılaştım. Namusumla beni vurdu.” “Sonra da karakola gelen aileme de, “alın şu patlak kızınızı kime yayacaksanız yayın, el alemin siktiğini ben mi alacağım…” gibi cümleler kurmuş.” “Ailemin elinden beni jandarma komutanı zor aldı. Muayeneye götürüldüm. Kız olmadığım anlaşıldı. Bende olayın öyle olmadığını anlattım anlatmasına da aradan bir seneden fazla geçmesi, delil olmayışından dolayı verdiğim ifadenin bir geçerliliği yoktu.” “Eve geri döndüm ve bahçemizde çobanların dinlendiği bir kulübeye kapatıldım. Aylarca kuru ekmek ve su ile beslendim. Abim biraz daha anlayışlı biriydi ama diğer abilerim ve ablalarım ve anne babamın korkusuna çok fazla yardım edemiyordu. Bir gün bir telefon getirdi.” “Öncelikle sadece w*****d kullanıyor veya ders çalışıyordum. Bu esaret bir gün bitecekti ve ben tekrardan üniversiteye gidecektim. i********: açtım. Sevdiğim yazarlarla konuşabilmek adına. Birkaç hafta sonra tanımadığım biri ekledi. O kadar yalnızdım ki, biriyle konuşmak istiyordum. Birkaç hafta konuştuk. Sonra başımdan geçenleri anlattım. Halimi. Neden dışarıdan fotoğraf çekemediğimi profil fotoğrafımın neden olmadığını, başımdan geçen her şeyi bir bir anlattım.” “Anlayışla karşıladı. Başıma gelenlere benden fazla isyan etti. Küfür etti. Beni üzenlerin hepsini öldüreceğini söyledi. Birkaç ay sonra ramazan bayramıydı. Ailemdeki herkes arife günü köye gider mezarlık ve bayramın birinci gününü köyde geçirirlerdi. Plan yaptık. Arife günü gelip beni kaçıracaktı.” “Sözünü tuttu ve arife günü öğleden sonra beni o esaretten kurtardı. Hemen şehirden ayrıldık ve Ankara’ya yaşadığı yere gittik. O kadar mutluydum ki, ne üniversite sınavı, ne başka bir şey umurumda değildi. Sadık ile birlikte yeni bir hayata başlamak istiyordum. Sadık benden büyüktü. Bizi beraber görsen, kocam gibi değil abim biraz daha zorlasan babam gibi durduğunu bile söylerdin.” “İlk üç ay rüya gibi geçti. Hayatımda hiç mutlu olmadığım kadar mutluydum onunla. Üç aydan sonra biraz işler değişti, bir hafta tuttuğumuz eve gelir, sonrasında birkaç hafta gelmezdi. Motor ustasıydı ve şehir dışında da işlerinin olduğunu söylerdi. Sonrasında öğrendim ki, evliymiş ve benim kadar kızı varmış. Karısı ve kızları beni bir güzel dövdüler. Annem babamdan yediğim dayaklar gibiydi. Sadık ellerinden zor aldı. Belki o yetişmese orada ölmüştüm.” “Bunu öğrendikten sonra ilişkimiz asla eskisi gibi olmadı. Ara sıra geliyor benimle cinsel ilişkiye giriyor eve para bırakıp gidiyordu. Sürekli ev değiştiriyordum. 6 ay bir yerde, 3 ay başka yerde. Sadık ile ilişkimiz iki sene sürdü. Sonrasında Sadık eve gelmemeye başladı. Ne arıyor ne soruyordu. Günlerce onun beni aramasını bekliyordum telefonun başında. Bıraktığı para da bitti. Ev sahibi kira için geldi ve beni evden dışarı atmakla tehdit etmeye başladı. O sıra bir konfeksiyon atölyesinde iş buldum. Çalışmaya başladım.” “Sadık artık hayatımda değildi. Bir süre böyle geçti. Peşine instagramda başka biriyle tanıştım. Genç, yakışıklı, zengin. Görüşmek için İstanbul’a geldim. Birkaç gün rüya gibi geçti. Sonrasında bir gece arkadaşları sırayla bana tecavüz ettiler. Sonra da beni başka erkeklere pazarlamak istediler ben karşı çıkınca da, beni dövmeye başladılar. Beni dövenler onlardı…” “Ben hayatımı kime anlattıysam, önce bana merhamet etti, yardım eli uzattı, beni bu karanlık kuyudan çıkartacağına inandırdı, çıkarttı da, sonrasında daha büyük bir karanlık kuyuya attı.” “Bana neden anlattın o zaman?” “Sen bana karşılıksız yardım ettin… Merak etme sana yük olmam, bir iş bulayım giderim.” “İş bulman veya bulmaman önemli değil. Mehtap… Mehtap’tı değil mi?” “Mehtap abi…” “Benim param var Mehtap, Üniversite okumak istiyorsan burada çalışabilir ve üniversite okuyabilirsin. Çok fazla belki para gönderemem ama üniversiteyi bitirene kadar sana destek olurum.” “Gerçekten mi abi?” “Gerçekten…” Ona evdeki odalardan birine oda yaptık. Çalışması için her şeyi sağladık. O da gece gündüz ders çalıştı. Ev işlerine yardım etti. Beni hiç rahatsız etmedi. Sürekli ders çalıştı. Sonra üniversite sınav sonuçları geldiğinde onun kadar bende mutlu olmuştum. Dokuz Eylül Üniversitesi Endüstri mühendisliğini kazanmıştı. Kayıt olmaya beraber gittik, Kaydını yaptırdık, yurda yerleştirdim. Sonra da okulların açılmasına süre olduğu için benimle birlikte İstanbul’a geri döndü. Bir süre daha benim yanımda kaldıktan sonra onu üniversiteye yolcu ettim. Çok mutluydu sonra mutluluğu azalarak bitti. Hatta benim yanımdan okumaya değil de, savaşa gönderiyorum gibi suratı asıktı. Otogarda ağlamaktan harap oldu. Teselli edici sözlerim onda bir tesir yaratmadı. Düzenli para yolladım. Telefonda her gün neredeyse beş on dakika konuştuk. Bir veya bir buçuk da olabilir senenin sonunda artık iş bulduğunu ve para göndermeme gerek olmadığını söyledi. Sonrasında telefonlarıma cevap vermedi ve birkaç ay sonra da telefonu kapalı kaldı, peşine de hattı kullanılmıyordu. Gitmeyi düşündüm. Ama sonrasında belki de böyle istiyordur diye karar vererek ipin ucunu bıraktım… İzmir’e yollamamın üzerinden, iki senden fazla geçmişti ve karşıma bu halde çıkması şaşırtmıştı beni. Ona kızmadım. Şartlar ve yaşadığı hayatın onu bu yöne doğru ittiğini biliyorum. Ben de bu hayata itildim. Onu eleştiremem, ona kızamam… hakkında kötü bir şey söyleyemem… Fakat onun hayatını yaşamayan, onun yaşamak istemediği ama yaşadıkları, yaşamak isteyipte yaşayamadığı her şeyin sonucunda bu duruma düştüğüne, düşürüldüğüne kimse inanmayacak ve onu parmakla gösterip eleştirecekler… Tıpkı beni de eleştirdikleri gibi… Tıpkı sizi de eleştirdikleri gibi… Yeni bölümde görüşürüz… Kaan Kor Kunteper
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE