11. bölüm

1607 Kelimeler
Derinliğinizi anlamayacak kadar yüzeysel insanlara kendinizi açmayın. Sizi görebilecek, anlayabilecek kapasiteye sahip değiller. Only fans olayının üzerinden birkaç gün geçmişti. Sinem birkaç kez aradı. Bu işten çok fazla heyecan duyuyordu ve yeni konseptler üzerinde çalıştığını söyledi… Ben onun kadar heyecanlı değildim. Hiçbir anlam ifade etmiyordu ve sanatsal bir değeri yoktu benim gözümde. Ne yaptığımı bilmeden yaşıyordum. Sabah kalk okula git, sonra spor yap, kitap oku sonra da uyu. Hayatım tamamen sıkıcı renksiz bir hal almıştı. Psikolog Ayşe’ye gitmenin belki dezamanı gelmişti. Bir amacım yoktu… Belki birileri ile konuşmak iyi gelebilirdi… İnsanlar bana seks için para ödüyorlarken, ben de konuşmak için para ödemem hayatın bana yaptığı en büyük ironi olabilir… Ayşe Hanım beni tüm içtenliğe ile karşıladı. Ara sıra gelirdim ve konuşurduk. Daha önce araştırma yapmamıştım bu konuda. Yirmili yaşlarının ortasındaydı. Bir psikoloğa göre oldukça çekici ve itiraf etmek gerekirse seksi bir kadındı. Ona hiçbir erkeğin hayır diyebileceğini düşünmüyordum. Büyük ihtimal ile o da düşünmüyordu… Koltuğa uzandım ve oldukça rahattım. Bugün beni görmeye neden geldin? Son zamanlarda içimde büyük bir boşluk hissi var. Geçmeyen bitmeyen bir kabus gibi… Aslında yalnız da sayılmam etrafımda bir çok insan da var. İstesem daha fazlası da var. Kendimi sanki hayatın dışına itilmiş gibi hissediyorum. Sürekli bir kısır döngünün içindeyim ama ne aradığımı bilmiyorum. Belki de bunu anlamak için buradayım. Neye odaklanmak istersiniz? İçimdeki boşluğu nasıl doldurabilirim? Geleceğinize dair hedefleriniz, umutlarınız ve hayalleriniz nelerdir? Bilmiyorum… Benimle birlikte değişkenlik gösteriyor. Üniversiteye ilk geldiğimde düzenli bir işim olmasını dilerdim. Sonrasında onu elde ettim. Daha önce sorsaydın köy hayatımdan kurtulmak derdim. Şimdi sorsan başkalarını değil kendimi mutlu etmek derim de, kendimi nasıl mutlu ederim bilmiyorum. Hobi ediniyorum olmuyor, bir şeylerle uğraşayım diyorum olmuyor, kitap okuyayım diyorum olmuyor… Belki tüm dünyayı gezerim ama aradığımı bulacağımı sanmıyorum. Ondan da sıkılacağım biliyorum… Kendim için yaşamak isterdim… Kendim için. Kendinizde sevdiğiniz şeyler nelerdir? Oldukça zor bir soru… İnsan kendinde sevdiği şeyler için düşünür mü? Düşünüyor işte… Sevmediklerimi saymak kolayda sevdiklerim var mı? Bilmiyorum… Galiba kendimde sevdiğim hiçbir şey yok… Hatta ara sıra kendimden nefret ettiğim bile oluyor… Hayatınızda sizi en çok memnun/mutlu eden şey nedir? Bir kadını mutlu etmek hoşuma gidiyor. Sevgi evlerindeki çocuklarla vakit geçirmek mutlu ediyor. Yaşlıları ziyaret etmek mutlu ediyor. Birine bir hediye vermek mutlu ediyor. Birinin bir sorununu çözmek mutlu ediyor. Sizin bakış açınızdan sorunun ne olduğunu düşünüyorsunuz? Sanırım sorun, içimdeki derin yalnızlık duygusu ve kendimi değersiz hissetmem. Küçük yaşta ailemi kaybetmek beni duygusal olarak savunmasız bıraktı. Hayatta hep kendi başımın çaresine bakmam gerekti, bu da insanlara güvenmeyi zorlaştırdı. Bazen sanki bir maskeyle dolaşıyormuş gibi hissediyorum. Çevremdekiler beni çekici ve kendine güvenen biri olarak görüyor, ama içimde büyük bir boşluk var. Başkalarının beni sevmesi ve kabul etmesi için sürekli bir şeyler yapmam gerekiyormuş gibi hissediyorum. Belki de en büyük sorun, kendimi olduğum gibi kabul edememem. Başarılarım veya başkalarından aldığım onay, içimdeki o değersizlik hissini hiçbir zaman tamamen yok edemiyor. Sanırım artık bu duyguyla yüzleşmem ve kendi içimde bir anlam bulmam gerekiyor. Bazen kendimi ifade etmek yerine susmayı tercih ediyorum. Konuşmak değil dinlemek en büyük silahım gibi geliyor. İnsanlara kendimi anlatmak bile istemiyorum. Çünkü beni anlayacaklarını sanmıyorum. Sizin de beni anladığınızı sanmıyorum. Kimse kimseyi dinlemiyor. Sıra bana gelse de ne söylesem diye düşünüyor. Bu sorun size kendinizi nasıl hissettiriyor? Bu sorun beni yorulmuş, kaybolmuş ve bazen çaresiz hissettiriyor. Sürekli bir şeyleri telafi etmeye çalışıyormuşum gibi geliyor. İnsanlara yakın olmak istiyorum ama bir yandan da içimdeki duvarları yıkmaktan korkuyorum. Sevilmeme korkusu beni geri çekiyor. Bazen hayatımı bir rol oyunu gibi yaşıyormuşum gibi hissediyorum. Dışarıdan güçlü, çekici ve özgüvenli görünsem de içimde yalnız, kırılgan ve anlaşılmamış bir taraf var. O taraf sessizce yardım çığlığı atıyor, ama bunu kimse duymuyor gibi... En kötüsü de, bu duygular suçluluk ve utanç yaratıyor. Kendimi güçlü olmam gerektiğine ikna ederken, hissettiğim duygular yüzünden zayıf olduğumu düşünüyorum. Sürekli bir iç çatışma yaşıyorum: Görünmek istediğim kişi ile gerçekte olduğum kişi arasında sıkışıp kalmış gibiyim. Görünüşümle kıyafetlerime oldukça takıntılı biriyim. Daha fazla formda gözükmek, daha fazla spor yapmak… Görünüşüm ne kadar kaya gibi olursa, hiç kimse beni ezemez gibime geliyor. Sizce sorunu çözmek için gereken nedir? Bilmiyorum. Ama şunu hissediyorum: kendimi olduğum gibi kabul etmeyi öğrenmem gerek. Başkalarının beni nasıl gördüğünden bağımsız olarak, içimdeki o boşluğu kendi çabamla doldurmalıyım. Bu kolay değil, çünkü yıllardır duygularımı bastırarak ayakta kalmaya çalıştım. Belki de ilk adım, duygularımı kabullenmek ve zayıf hissetmekten utanmamak. Her şeyi tek başıma çözmeye çalışmak yerine, destek almaya açık olmak da önemli. Bazen yardım istemenin güçsüzlük değil, cesaret gerektiren bir şey olduğunu unuttuğumu fark ediyorum. Sanırım en çok kendime karşı dürüst olmayı öğrenmem gerekiyor. Sahip olduğum değerleri dışarıdan gelen onaylarla ölçmek yerine, kendi içimde bir anlam bulmak için çaba göstermeliyim. Ama nasıl yapacağımı henüz bilmiyorum... belki de bu yüzden buradayım. Sizce bu sorunun hayatınız üzerindeki etkileri nelerdir? Bu sorunun hayatım üzerindeki etkileri oldukça derin ve karmaşık. Başkalarına duygusal yakınlaşmaktan korkuyorum. Derin bağlar kurmak güzel ama reddedilme veya terk edilme ihtimali beni ürkütüyor. Bu yüzden genelde insanlarla yüzeysel ilişkiler kuruyorum. Samimi olmak istesem de savunmasız hissetmekten çekiniyorum. Sanki iki farklı kişiymişim gibi hissediyorum: Dış dünyaya güçlü, karizmatik ve özgüvenli görünen “rol yaptığım” kişi ve iç dünyasında yalnız ve kaybolmuş olan “gerçek ben.” Bu ikilik beni yoruyor ve çoğu zaman hangi tarafımın gerçek olduğundan emin olamıyorum. İçimdeki boşluğu doldurmak için sürekli yeni deneyimlere, maceralara atılıyorum. Fakat hiçbir şey uzun süre tatmin etmiyor. Amaçsızlık hissi ve huzursuzluk hayatımı yönlendiriyor. Zamanla, hissettiklerimi bastırarak kendime bile yabancılaştığımı fark ettim. Kimi zaman kendi duygularımı tanımakta zorlanıyorum. Kendimi sıkışmış ve çaresiz hissettiğimde bile bunu ifade etmekten kaçınıyorum. Bu sorunlar, hayattan aldığım keyfi azaltıyor. Mutlu olduğum anlar bile geçici ve yüzeysel geliyor. İç huzuru bulamamış olmak, geleceğe dair plan yapmayı zorlaştırıyor. Sanki yaşamda bir yol arayan ama o yolu bir türlü bulamayan bir gezgin gibiyim. Bunların farkında olmak acı verici olsa da, değişimin ilk adımının farkındalık olduğunu biliyorum. Belki de bu yüzden buradayım... Daha iyi bir yaşam inşa etmenin yollarını arıyorum. Kendinize olan güveninize 10 üzerinden kaç puan verirsiniz? Dışarıdan bakıldığında özgüvenli ve çekici görünüyorum. İnsanlarla iletişim kurmakta zorlanmıyorum, ancak içsel olarak çoğu zaman yeterli olmadığımı hissediyorum. Başarılarımı bazen şansa bağlıyor ya da hak etmediğimi düşünüyorum. Kendime inanmaya çalışsam da, derinlerde bir yerde hala onaylanma ihtiyacı duyuyorum. 10 üzerinden belki dört zorlasam beş… Kendi imajınıza 10 üzerinden kaç puan verirsiniz? Fiziksel görünüşüm konusunda kendimi genellikle iyi hissediyorum. Çekici, seksi, yakışıklı olduğumu biliyorum ve bu bazen sosyal ilişkilerde bir avantaj sağlıyor. Ancak dış görünüşümün ötesine geçildiğinde, içsel değerim konusunda aynı rahatlığı hissedemiyorum. Dış dünyaya sunduğum “mükemmel imaj” ile içimdeki karmaşık duygular çelişiyor. 10 üzerinden 9 puan vermişlerdi. En büyük korkunuz nedir? “Yalnız kalmak” ve “Yalnız kalamamak.” en büyük korkum. Sadece fiziksel olarak değil, duygusal anlamda terk edilmek ve kimseyle gerçek bir bağ kuramadan hayatı tüketmek beni korkutuyor. Kendimi başkalarına açtığımda, reddedilmek ya da sevilmemek ihtimali beni ürpertiyor. Ayrıca, anlamsız bir yaşam sürmek ve iz bırakmadan kaybolmak düşüncesi de beni derin bir şekilde rahatsız ediyor. Hayatın bir amacı olduğuna inanmak istiyorum, ama bazen onu bulamayacakmışım gibi geliyor. Benzer bir sorunu olan birine nasıl yardımcı olursunuz? Eğer biri benim gibi yalnızlık, kendini değersiz hissetme veya içsel çatışmalarla boğuşuyorsa, ona şunları yapmaya çalışırım: Dinlemek ve Yargılamamak: İnsanlar en çok anlaşılmaya ihtiyaç duyar. Onları yargılamadan dinlemek ve duygularının geçerli olduğunu hissettirmek önemlidir. Destek Olmak: Profesyonel destek almanın güçlü bir adım olduğunu vurgularım. Yardım istemek bir zayıflık değil, cesaret göstergesidir. Kendini Kabullenme Yolculuğunu Paylaşmak: Kendi mücadelelerimden örnekler vererek yalnız olmadıklarını hissettirmek isterim. Küçük adımlarla bile hayatın nasıl değişebileceğini gösterebilirim. Hedefler Belirlemek: Küçük ve ulaşılabilir hedefler koyarak anlam duygusunu yeniden inşa etmeyi öneririm. Tüm sorunlarınızı çözecek bir mucize olduğunu varsayalım, hayatınızın nasıl daha iyi olacağını düşünüyorsunuz? Eğer hayatımdaki tüm sorunlar bir mucizeyle çözülse, kendimi özgür, huzurlu ve tatmin olmuş hissederdim. Şunlar değişirdi: Duygusal Huzur: Kendimi yeterli ve değerli hissettiğim için insanlarla derin ve sağlıklı ilişkiler kurardım. Artık kaybetme korkusu olmadan sevebilirdim. Anlamlı Bir Yaşam: Tutkulu olduğum bir alanda çalışır ve dünyaya katkı sunan bir yaşam sürerdim. Belki de yazarlık, psikoloji veya yardım projelerinde yer alırdım. İçsel Barış: Geçmişin acıları beni tanımlamazdı. Geleceğe güvenle bakar ve her yeni günün getirdiği fırsatları kucaklardım. Kendine Güven: Artık başkalarının onayına ihtiyaç duymadan, içimdeki potansiyele inanır ve cesaretle hayallerimin peşinden giderdim. Hayatınızda hiç sonradan pişmanlık duyduğunuz fevri kararlar aldınız mı? Evet, pişmanlık duyduğum fevri kararlarım oldu. Ani Kararlar ve Kaçışlar: Hayatımda birkaç kez, duygusal çöküşler yaşadığımda her şeyi bırakıp gitmek istedim. Sadece kaçmak ve yeni bir başlangıç yapmak için düşünmeden bazı adımlar attım. Fakat sorunlarımdan kaçmanın onları çözmediğini anladım. Duygusal Tepkiler: Bazen öfke ya da hayal kırıklığıyla insanları hayatımdan çıkardım. Duygularımın yoğunluğuyla yanlış kararlar verdim ve sonrasında yalnızlığımı daha da derinleştirdiğimi fark ettim. Kayıp Fırsatlar: Kendime güvenmediğim için bazı fırsatları geri çevirdim. Daha cesur olabilseydim, belki de hayatım bambaşka olabilirdi. Sizi sürekli rahatsız eden olumsuz düşünceler var mı? Evet, var. Beni en çok rahatsız eden düşünceler; “Yalnız kalacaksın.” İnsanlarla sağlıklı ve derin bağlar kuramayacağım korkusu, bazen içimi kemiriyor. Geçmişte yaşadığım kayıpların izlerini hala taşıyorum. “Yeterince iyi değilsin.” Zaman zaman başarılarımı küçümseyip kendimi yetersiz hissettiğim oluyor. Sanki ne yaparsam yapayım başarısızlık kapıda bekliyormuş gibi hissediyorum. “Değişemezsin.” Değişim isteğiyle doluyken, içimde bazen her şeyin aynı kalacağına dair bir umutsuzluk beliriyor. Bu, çabalarımı zayıflatabiliyor. İçindeki çocuğa ne söylemek istersin? Eğer orada birisi kaldıysa, “Seninle gurur duyuyorum, iyi ki varsın, iyi ki hayatımdasın.” Sözlerini hiç duymadığı için özür dilerim. Yaslanabileceğin, ağlayabileceğin, şımaracağın birileri hiç olmadığı için üzgünüm. Kendini yalnız hissettiğin ve ölene kadar da hissedeceğin için üzgünüm. Seninle gurur duyuyorum… Psikiyatrist Ayşe’nin beni dinleyip dinlemediğini bilmiyordum. Belki de kendi kendimi tedavi etmeliydim. Beni dinlerken kemikli gözlüğünün sapını dişlerinin arasına alıyordu. Belki de tek görevi beni dinlemek olan psikiyatriste bile kendimi ifade edemiyordum. Gözlüğünü gözüne tekrardan taktı… Yürümeye başladı ve sırtımı yaslayıp ayaklarımı uzattığım koltuğa doğru yürüdü. “Çok gerginsin… Terapiye başlama zamanı…”
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE