Ayağa kalktı… Etrafımda dolanmaya başladı…
“Bir ilişki süreniz kaç dakika? Günde haftada kaç kadınla birlikte oluyorsunuz?”
“Kaç kadınla birlikte olmak testosteron seviyenizle alakalı bir şey. Düzenli beslenen, testosteron takviyesi alan bir erkek her gün bir kadınla birlikte olabilir. Kaç dakika olduğunu bilmiyorum, kadından kadına değişen bir şey. Takriben bir saati geçiyor.”
“Bir saat…”
Birden kelepçelerle tekrardan bileklerime taktı. Sandalyeye kelepçeledi beni.
“Konuşma bitti mi? Gidiyor musunuz?”
“Konuşma bitti, işimiz bitmedi…”
Bu bakışı nerede görse tanırım. Masayı kenara doğru çekti… Sonra da suratıma doğru eğildi.
“Bakalım gerçekten bir jigolo musun? Yoksa adi bir tecavüzcü mü? Önce avukatını ikna etmen gerekiyor…”
“İstemiyorum… yapma… Gardiyanlar gelir… Yakalanırsak rezil olursun.”
“Umurumda bile değil… Bedavaya Jigolo bulmuşum… Kaçırılacak bir fırsat değil bu…”
Yavaşça eğildi be bacaklarıma dokunmaya başladı. Sonra da eşofmanımın üzerinden aletimle oynamaya başladı.
“Oldukça büyük ve kalın… Bakalım görünüşü nasıl?”
“İstemiyorum…”
“O kadın da istemiyorum demedi mi sana? Sen dinledin mi?”
“O başka bu başka…”
Eşofmanımı çıkarttığı zaman göz bebekleri büyüdü. Eline aldı ve gözlerini penisime yaklaştırdı. Sonra da ağzına almaya çalışırken gözlerini gözlerimden ayırmıyordu.
“Böyle bir şey görmedim…”
“Seni gördüğüm an ıslandım…”
Ağzını çok iyi kullanıyordu. Diliyle penisimin başında daireler çizerken oldukça zevk veriyordu bana. Sonra da yarağımı alabildiği kadarını ağzına alıyor ve dudakları ile penisimi tamamen kavrayarak emiyordu beni…
“Eğer beni memnun edersen seni buradan çıkartırım…”
“Beni penisine doyur…”
“Bende senin suçsuzluğunu kanıtlayayım…”
Yalamaya devam ediyordu. Çok iştahlıydı ve bundan inanılmaz bir zevk alıyordu. Ara sıra gözlerini kapatıyor ve yarağımı eliyle sıvazlamaya devam ediyordu.
“Beni doyuracak mısın?”
“Seni istiyorum…”
“Beni evire çevire becerirsen, seni buradan çıkartırım…”
Yarağımı biraz daha sıkıca kavradıktan sonra ağzının içine aldı ve hızla vakumlamaya başladı. Harika emiyordu… Kanımı çekiyordu… Ok yaydan çıkmıştı artık…
“Yarağını içimde istiyorum Kor…”
Kelepçelerimi çıkarttı, sonra da beni sırt üstü yere yatırdı. Eteğini karnına doğru sıyırdı ve külotunu çıkarttı. Yarağımın üzerine oturdu ve sürtünmeye başladı. Vajinasını penisime bastırıyor ve sürtünüyordu üzerimde. Oldukça etkili bir şekilde kullanıyordu vücudunu. Bel hareketleri ile de sürtünmeyi çok zevkli bir hale getirmişti.
Avukat değil porno kraliçesi olabilecek kadar ustaydı… Sürtünmelerinde kendini okşuyor, göğüslerini sıkıp bıraktı… Sonra da hafifçe öne doğru eğildi…
“Çok zevkli…”
“Kadınların neden seni istediklerini anlayabiliyorum…”
Sürtünerek kendinden geçmeye başladı ve bağıra bağıra orgazma ulaştı. Garip bir zevk alıyordu sürtünmekten.
Yavaşça üzerime eğildi… Dudakları dudaklarıma oldukça yakındı. Nefesini suratımda hissediyordum.
“Aletini içimde hissetmek istiyorum…”
“İçimi tamamen doldur…”
Eliyle penisimi tuttu ve vajinasının giriş kısmına doğru götürdü. Sonra da yavaş yavaş beni içine almaya başladı. Tamamını içine almadan önce yavaş yavaş denemeler yapıyor ve ileri geri yaptı.
Sonra bir anda hepsini içine aldı ve derin bir oh çekti…
Kucağımda sert zıplamalar gerçekleştiriyordu. Oldukça sertti kucağımda zıplarken… Daha önce hiç böyle zıplayan bir kadınla karşılaşmamıştım.
Kısa bir süre sonra pozisyon değiştirerek sırtını bana döndü ve tekrardan yarağımı içine aldı. Formda vücudunu sergilemekten çekinmiyordu.
Çıldırmış gibiydi ve dominant karakterini ortaya koyarak sevişiyordu benimle. Üzerimden kalktı… Beni ayağa kaldırdı. Onu masaya doğru domalttım. Elimle kafasına bastırdım. Sonra da yarağımı amına yerleştirdiğim gibi domaltıp sikmeye başladım.
Sert darbeler vurma sırası bana gelmişti. O kadar sert darbeler vuruyordum ki içine her giriş çıkışımda ayakları yerden kesiliyor ve masanın üzerinde ileri geri hareket ediyordu.
“Yavaş…”
“Ahhh…. Yavaş….”
“Ayı gibisin… Dur… Yavaş…”
“Hiç böyle sikilmedim…”
“Kimse böyle sikmedi beni…”
Dinlemeden sertçe içine girip çıkıyordum… O sırada titreyerek tekrardan orgazma ulaştığında vajinasındaki kasılmaları penisimde hissediyordum. Bu sefer sırt üstü yattı masaya ve bacaklarını bir pergel gibi açtı. Yarağımı tekrardan soktum.
Boğazını hafifçe yakaladım ve sıkmadan onu sabit tutuyordum… Yarağımı ise içine sertçe giriş çıkışlar yapıyordum.
Tüm gücümle onu becerirken ufacık göğüsleri sallanıyordu… İnlemeleri hücrede yankılanıyor ve onu daha iştahlı sikmeme sebep oluyordu… O bağırdıkça daha sert abanıyor daha güçlü içine girip çıkıyordum… Titreyerek tekrar boşaldığında hücreyi inletti…
Kulakları sağır edecek kadar güçlü bir ses çıkarttı…
“Yeter… Öldürdün beni yeter…”
“Ağzıma ver…”
Dizlerinin üzerine çöktü. Yarağımı ağzına aldı ve bir yandan yarağımı sıvazlarken bir yandan da ağzını kullanıyordu. Gözlerini gözlerimden ayırmıyordu. Göz temasını seviyordu… Sonunda geliyorum diyerek haykırdım ve üzerine boşaldım… Penisimdeki son sperme kadar akıttı ve beni temizledi…
“Bunu tekrar yapalım…”
“Harikasın…”
“Hakikaten de ikna oldum, böyle ******* olan bir erkeğin, tecavüz etmesine ihtiyacı yoktur. Her zaman kadın bulabilir… Seni buradan kurtaracağım…”
Verdiği ıslak mendillerle üzerimi temizledikten sonra giyindim… Kapıdan birden içeriye Faruk girdi.
“Helal sana… Harika bir iş çıkardın…”
“Ne bu?”
“Ya Sinem’i biliyorsun, Onlyfans içerik üreticisi… Yeni bir konsepte başladı. Onun içinde birine ihtiyacı oldu bende…”
“Sende beni önerdin ve böyle bir düzenek kurdunuz…”
“Aynen öyle… Merak etme, diğer işler gibi ucuz bir iş değil bu, çok daha fazlasını alacaksın ve suratın gözükmeyecek…”
“Yarağım gözükecek ama?”
Herkes bir anda kahkahayı patlattı. Asıl garibime giden ise OnlyFansçı Sinem’in sevgilisinin Sinem’e sarılması ve ona sevgi dolu sözler söylemesi olmuştu. Para için mi? Şan şöhret için mi? Kolay yaşama hırsı mı? Lüks yaşam mı? Neden insanların gözleri bu kadar kördü bilmiyorum.
Sadece köleler var etrafımda… Bir taraf parasızlığın, diğer taraf paranın kölesi durumundalar… Eskiden hiç yoksa biraz olsun eğleniyordum… Şimdi ise canım sıkılmaya başladı…
Sinem yanıma geldi ve bana sıkıca sarıldı…
“Seninle daha fazla çalışabilir miyiz?”
“Elbette neden olmasın…”
“Haberleşiriz o zaman bebeğim…”
“Haberleşiriz…”
Sonrasında erkek arkadaşının elinden tutarak mekandan ayrıldı…
Hesabıma gelen para belki de bir ayda kazandığım kadar yüklü bir meblağaydı. Zaten polisleri kapıda gördükten birkaç dakika içinde olayın kurmaca olduğunu anlamıştım. Sonrasında ise alnıma ve göğsüme koydukları kamera ile bu tamamen açık etmişti kendini.
“Onca yalanın, aldatmanın, kötülüğün ve şeytanların gezdiği bu dünyada, iyi olmayı seçmek yalnızların isyandır… Birçok insanın sandığı gibi bizler ahmak değil, yalnız ruhlarımızın isyanıyız…”
Onlar beni kandırdıklarını sansınlar, herkes gibi…
Ellerim cebimde ağır ağır yürüyorum….
“Faruk kes sesini!”
Bölüm Sonu…
Bu saatte neden uyumadın? Neden tek başına düşünüyorsun? Neden üzgünsün? Neden içinden ağlamak geliyor? İnsanlara çok anlam yüklemeyin. Birisi sırf sizi kitap okumaya başlatmak, uykusuz geceler geçirmenize neden olmak, insanlara bir daha güvenmemeyi öğretmek için hayatınıza girmiş olabilir.. Görevini tamamlamış ve gitmiştir…
Hayatınızda yaşadığınız şeylerde kimin gerçekten yanınızda olduğu önemli bir belirleyici oluyor. Samimiyetini hissettiren insanları unutmayın… Geçen bi cümle okudum diyor ki “insanlar size asıl renklerini gösterdiklerinde onları tekrar boyamaya çalışmayın.”
Zorlamayın arkadaşlar. Sevgisizliği, ilgisizliği, değersizleştirmeyi zorlayarak düzeltmeye çalışmayın. Doğal akması gerekenleri arkadan itekleyerek oldurmaya çalışmayın. Olmuyor çünkü. Olmadığı gibi kendimize saygımızı da zedeliyor. Zorlamayın. Bırakın hayat aksın.
Duygusal zekanız ne kadar artarsa, bazı şeyleri o kadar az kişisel algılarsınız. Diğer insanların davranışlarının genellikle kendi mücadelelerinin bir yansıması olduğunu, sizin değerinizle ilgili bir ifade olmadığını görmeye başlarsınız.
Not: İki haftadır psikolojik olarak kötü bir dönemden geçtiğim için bölümü yayınlayamadım. Bekleyen olduğunu düşünmüyorum ama 21 günlük gecikme için özür dilerim. Bu ara hiç iyi değilim ve yeni bölümü her hafta yetiştirmeye çalışacağım ama söz veremiyorum…
Sadece okuyup giden arkadaşlarım… Beni daha da yalnız bıraktığınız için sizlere teşekkür ederim… İyi ki varsınız… Sizleri seviyorum… Umarım hepiniz iyisinizdir…
Tüm yalnızlar bilir ki, her şey bittiğinde, acılarımızın, çığlıklarımızın, yok oluşlarımızın sesini değil, dostlarımızın sessizliğini hatırlar ve o sessizlik için acı çekeriz…
Yeni bölümde görüşmek üzere…