2024 yılbaşına birkaç gün kalmıştı. Her hangi bir planım yoktu bu yılbaşında ne yapacağım hakkında. Ara sıra çalıştığım sosyetik Ombusmanlardan bir tanesi aradı. Jet sosyetedeki bir karı kocanın swinger fantezisi için bir çift aradığını söyledi. Jet sosyetenin işlerini bu hallederdi. Asıl mesleği Avukatlıktı ama bu işlerde kariyer yapmıştı.
Her hangi bir zenginin, hangi karanlık fanteziye ihtiyacı olursa buna müracaat ederdi. Bildiklerini çıkıp bir yerde anlatsa ülke karışırdı. Kimin gayri meşru çocuğu var, kim narkotik madde kullanıyor, kim eşcinsel, kim sapık her şeyi bilirdi.
İyi bir ücret söz konusuydu ve kabul ettim. Özel uçakla hareket edeceğimizden bahsetti. Baya bir zenginlerdi anlaşılan. Bunlar televizyonlara çıkmayan sosyetenin ünsüz simalarıydı. Zaten ne kadar fazla parası varsa o kadar gizli kalmayı sever bu zenginler.
Özel uçakla Kıbrıs’a uçacaktım. Havaalanına gittiğimde Ombusman bizi karşıladı. Ombusman’ın yanında saçları bakır sarı renginde, gözleri laciverte yakın bir kız vardı. Görünüşü, konuşması, oldukça çekiciydi… ve çok cilveliydi. Beni baştan aşağıya süzdü. İsmi Alev’di…
“Kaynaşmanız için… Özel uçakta seyahat edeceksiniz. Oraya gittiğinizde çift gibi davranın. Nilgün Hanım ve Onur bey sizi daha yeni tanışmış sanmasın… Uçakta bol bol kaynaşırsınız” diyerek Ombusman yanımızdan ayrıldı.
Biz dış hatlara doğru ilerledik. Önümden ilerliyordu ve ara sıra bana dokunuyordu. Bahanelerle elimi tutuyor, gözlerimin içine bakıyor ve gözlerini ara sıra dudaklarıma indirip, dudaklarını hafifçe ısırıyordu.
Etkilenmemek mümkün değildi ondan.
Benim aksime konuşkandı. Onun hakkında bir sürü şey öğrenmiştim. O ise benim hakkımda sigara ve alkol kullanmadığım dışında hiçbir şey bilmiyordu. O sorular soruyor ben ise tek cümlelik cevaplarla geçiştiriyordum.
Sonra uçağımıza bindik ve havalandık. Sohbeti iyice koyulaştırmıştı. Uçağın içinde yalnız ikimiz vardık. Elini baldırımı koydu ve yavaşça okşamaya başladı beni…
Gözlerimin içine bakarak;
“Bir deneme uçuşu yapalım mı? Aramızdaki ten uyumuna bakalım…”
Dudaklarını ısırdı…
Yavaşça elini pantolonumun üzerinden aletime getirdi ve onu okşamaya başladı…
“Ombusman, senin için bu piyasanın en iyisi derken şaka yapmamış… Görür görmez bir kadını ıslatacak kadar yakışıklısın…”
Pantolonumu çıkarttı ve aletimi eline aldı…
“Tahmin ettiğimden de büyük, bunu içime almak için sabırsızlanıyorum ama önce tadına dilimle bakacağım…”
Penisime doğru eğildi… Penisimin kafasını dudaklarının arasına aldı… Emmeye başladı beni… Bir eliyle alamadığı yerleri sıvazlarken, dudakları ile alabildiği kadar yeri emiyordu…
“Bu kadar yeter sırıl sıklam oldum…”
Pileli eteğinin altındaki külotunu çıkardı ve kucağıma geldi. Yarağımı tek hamlede içine aldı. Sırıl sıklam olduğu konusunda oldukça haklıydı ve alev alev yanıyordu ismi gibi vajinası…
Üzerimde yavaş hareketlerle gidip gelirken bir yandan da suratı suratıma değiyordu.
Sıcak nefesi suratıma değiyordu ve bu çok hoşuma gidiyordu. Dudakları dudaklarımı çok yakındı ama öpüşmüyorduk. Sıkıca sarılıyordu bana ve üzerimde ritmik ama yavaş hareketlerle hareket etmeyi sürdürüyordu.
“Seni ilk gördüğümde ıslandım…”
“Harika bir şeysin…”
“Çok etkileyici…”
“Sadece benim olman için her şeyimi feda edebilirdim…”
“her şeyimi…”
Yarağım içindeydi ve bel ve kalça hareketlerinden çok fazla etkileniyordum. Üzerindeki bodyi çıkarttı. Göğüsleri oldukça iyiydi. Zaten kendisi de bir deri bir kemikti. İncecik bir bel, dolgun kalçalar, ve yuvarlak göğüs hatları.
Estetik doktoru kimse işinin ehliydi. Böyle kusursuz bir fiziğe çok fazla denk gelmiyordum…
“Biraz boyun kısa olsaydı keşke… O zaman göğüslerimi ağzına alırdın…”
Üzerimden kalktı… Sonra da koltuğa doğru domaldı… Arkasına geçtim ve tek hamlede içine girdim. İncecik belini sıkıca kavradım. Sert vuruşlarla içine girdiğimde zevkten çığlıklar atmaya başlamıştı. Vajinasından akan zevk suları uçağın zeminine damlıyordu.
İnce vücudu ve kalçalarını bana nasıl yaslayacağını bilmesi estetik açıdan harika bir görüntü sergiliyordu…
Bir süre içinde gidip gelmeyi sürdürdüm. Dar vajinası penisimi çok sıkı sarıyor ve kasılmaları ile birlikte daha fazla zevk almamı sağlıyordu. Sonunda geliyorum diye mırıldandığımda hemen önüme eğilmeyi bıraktı ve dizlerinin üzerinde durdu. Sonra da penisimi eline alarak okşadı ve beni boşalttı.
Kendisi boşalmamıştı ve şaşkınlık içindeydim. Boşaldıysa da ben fark etmemiştim. Çok aldırış etmedi, bende bu konu hakkında konuşmadım. Oldukça mutluydu. Hayatı boyunca böyle bir seks yapmadığını söylüyordu bana.
Anons sesi ile uyandım… Rüya görmüştüm… Gözlerimi yavaş yavaş açarken sanki aynı rüyayı görmüşüz gibi oda gözlerini açtı… Sıcacık gülümsemesiyle;
“Günaydın…” dedi…
“Günaydın” diyerek karşılık verdim.
Uçaktan inerken Alev elimi tutmuştu. İlk ben onun elini tutmamıştım, o direk benim elimi tuttu. Ona doğru baktığımda ise gülümsedi. Belki de böyle iyi hissediyordu bilmiyorum. Bir şey demedim. Zaten karşılaştığımızdan beri ona karşı bir yakınlık hissediyordum. Bunu inkar etmem ona karşı haksızlık olurdu.
Rüyamda görmem de cabası…
Hava alanı dışında görevlinin elinde bizim isimlerimi vardı. Onun yanına gittik ve selamlaştık. Sonra da bizi özel bir arabaya aldılar. Kısa olmayan ama uzun da sayılmayan bir yolculuk yaptık. Alev dağları ve tepeleri gösteriyor ve bir yandan da sürekli konuşuyordu. Rahatsız olmuyordum onun tatlı ses tonuna.
Sonunda otele gelmiştik. Görevliler bizim bavullarımızı arabadan içeriye götürürken resepsiyona geldik. İşlemlerin ardından da odamıza çıktık. Oldukça geniş ferah ve aydınlık bir odaydı.
Alev; “Ben bir duş alacağım…” kafamı salladım… Sonra da mini bardan bir şişe su alıp, balona çıktım. Akdeniz’in maviliğini izlerken derin düşüncelere dalmıştım. Bir sürü şey geliyor ve geçiyordu aklımdan…
Dört beş sene önce böyle bir otelde oturup su içeceğimi hayal bile edemezdim. Tek hayal ettiğim şey burada işe girebilir miyim? Olurdu… Cinsel Pazar değerimin yüksek olması beni bir seks oyuncağına döndürse de, hayatım boyunca giremeyeceğim yerlere girmemi, açamayacağım kapıların açılmasını sağlıyordu.
“Bunu çalışarak ta yapabilirsin… Hiçbir zaman sana kimse saygı duymayacak. Paranı ödeyebilen herkesin zevk objesi olacaksın…”
İç sesim yine kırbaç gibi sözlerini yüzüme yüzüme vuruyordu.
“Yaşlanacaksın, senden daha gençleri, daha yakışıklıları, daha dahaları, piyasaya giriş yapacak. Bir on sene sonra otuzların ortalarına doğru geleceksin, bir bu kadar yaşadığın zaman orta yaşı çoktan geçmiş olacaksın. Parasal olarak yardım ettiğin kişiler bile para göndermeyi bıraktığında seni hatırlamayacaklar… Sanane depremde zarar gören insanlardan? Sanane kimsesiz çocuklardan? Kendini düşün Kor… Yalnızlık tamam da, bir gün beş parasız kaldığında, yaşlandığın zaman kimse olmayacak yanında…”
“Para kazanıyorsun… Fakat yaptığın işten dolayı sen bile kendine saygı duymuyorsun. Hatırla bu işe bulaştığın zaman sana söylenenleri hatırlar. Paranı tut, har vurup harman savurma, yatırımını yap. Bu mesleğin futbolculuktan, sanatçılıktan bir farkı yok. Eskiyince kimse bakmayacak yüzüne. Kaç kişi seninle ikinci veya üçüncü kez birlikte oluyor? Kaç kişi düzenli seninle sevişiyor? Bunları hatırla…”
“Bir gün gelecek, geçim sıkıntısı yaşadığın gece kondunda, geçmiş günlerini hatırlayıp avunacaksın onlarla… Ne günlerdi diyeceksin… Bir daha geri gelmeyecek günleri yaşamaya devam edeceksin içinde… Geleceğin hakkında en ufak bir umudun olmayacak…”
“İntihar edeceksin Kaan… İntihar edeceksin Kor, Aynı…”