14. Bölüm

1252 Kelimeler
“Ben geldim” diyerek balkona geldi Alev. Kısa bir havlu vardı üzerinde. Göğüslerinin tam üzerinden ve kalçalarını azıcık örten. “Su iyi geldi vallaha, istersen sende yıkan…” “Yıkanayım…” Suyu bir dikişte içtikten sonra içeriye girdim ve banyodaki soğuk suyun altına buldum kendimi. Ensemden aşağıya buz gibi inen su biraz olsun iç sesimi susturmaya yetmişti. Biraz duşun altında kaldıktan sonra banyodan çıktım ve üzerimi banyoda giyindim. Bir şort ve bir tişört… Benim için oldukça yeterliydi. Bir de terlik. Bıraksalar beni hayatımın sonuna kadar bu kombinle gezebilirdim. Banyodan dışarı çıktığımda Alev çoktan giyinmişti. Beyaz kısa pileli bir etek ve üzerinde askılı bir body. “Saçlarımı kurutayım… Sonra da dışarıya çıkıp gezelim mi?” “Olur” dedim… Hava kış ayına göre oldukça güzeldi. Bu kombin oldukça yeterliydi benim için ama Alev’i öyle görünce bende kombinimde değişikliğe gitmeye karar verdim. Siyah bir eşofman giydim ve spor ayakkabılarımı bavulumdan çıkardım. Yarım saat belki de bir saat sonra Alev banyodan dışarıya çıktı. Makyajını ve saçlarını yapmıştı. Oldukça genç ve güzeldi. Odadan dışarı çıktık ve asansör beklerken tekrardan elimi tuttu. Gülümsemesi konuşması ve çekiciliği ile herkesin olduğu gibi beni de etkiliyordu. Girne sokaklarında amaçsızca dolaştık bir süre. Deniz kenarında yürüdük. Bir yerde oturup kahve içtik. Sürekli kendini anlatıyor ve ara sıra bana sorular soruyordu. Dinlemesi zevkli biriydi. Hani derler ya senin yanında insanın hiç canı sıkılmaz aynı öyleydi. Bu biraz bana oyun gibi gelmişti. Beni sadece sevgili gibi kiralayanlar gibi bir olaydı. Seks yok sadece bir davete bir yemeğe gittiğim kadınlar gibi… Bol bol fotoğrafını çektim. Sonra beraber kumarhaneye gittik. Onu izledim bir süre. Kazanınca çocuklar gibi neşelenirken, kaybederken de çocuklar gibi üzülüyordu. Bir süre vakit geçirdi slot makinelerinde sonra da sıkıldı. Sonra odaya geçtik… Çift kişilik yatak vardı. “Nasıl yapacağız?” diye sordu. Sen yat, ben şu koridorda yatarım dedim. Olmaz, yat zaten saldırsan şimdiye saldırırdın… diye cevap verdi. Yatağın bir ucunda ben, diğer ucunda o yatıyordu… Birkaç gün birlikte vakit geçirdik Alev ile… Sanki kırk yıllık sevgili gibiydik. Bu tatil bana iyi gelmişti. Alev’inde yüzü gülüyordu. Hiç özel konular hakkında konuşmadık. Ne o bana özel hayatımı sordu ne de ben ona. Sonunda Nilgün Hanım ve Onur Bey ile tanışma zamanımız gelmişti. Alev üzerine kısa ve derin dekoltesi olan bayrak kırmızısı tonunda bir elbise giymişti. Dolgun göğüslerinin yarısı açıktaydı ve eteği de oldukça kısaydı. Kalçalarının hatları belli oluyordu. Ayakkabıları ise 15 santim topukluydu. Ben ise beyaz bir gömlek, siyah pantolon ve siyah bir ceket ile yanında eşlik edecektim. Erkek olmak ne kadar da güzeldi bu durumlarda. Kuaför de bile birkaç saat vakit geçirmişti. Fakat bu hazırlanmaya değmişti Alev hakikaten de Ay parçası gibi görünüyordu… Koluma girdi ve birlikte bizi bekleyen arabaya bindik. Kendimizi şaşkın bakışlar altında birer yıldız gibi hissediyorduk. Sonunda beyaz limuzinle Onur Bey ve Nilgün Hanım’la tanışacağımız malikaneye akşamüzeri geldik. Kapıda bizi görevli karşıladıktan sonra Onur Bey ve Nilgün Hanım bizi bahçede bekliyorlardı. Bahçeye doğru çıktığımızda Onur Bey ve Nilgün Hanım’ı gördük. Bir şok yaşadık. 40 yaşının üzerinde beklediğim çift oldukça gençlerdi. Onur Bey otuzlarında var yokken, Nilgün Hanım da en fazla 25 yaşında olmalıydı. Zaten bir süre sonra kendilerinden bahsederlerken, Onur Bey’in 32, Nilgün Hanım’ın ise 30 yaşında olduğunu öğrendim. Oturduk birlikte ve kahve içtik. Nilgün ve Onur, onlara bey ve hanım dememiz için bizi tatlı sert uyardılar. Onur uzun boylu ve esmerdi. Oldukça atletik gözüküyordu. Paranın verdiği bir karizmaya sahipti. Aynı zaman da oldukça yakışıklıydı. Nilgün ise bir yetmişten fazlaydı boyu. Fakat balık etliydi. Kalçaları ve göğüsleri oldukça dolgun olmasına rağmen çok formda gözüküyordu. 12 senedir birlikteymişler. Dünyanın her yerini beraber gezmişler. Sonra Onur’un babası rahatsızlanınca Onur işleri devralmış ve birkaç senedir sakin bir hayat sürüyorlarmış. Aslında Onur’un para kazanmak ile ilgili bir hırsı yokmuş. Gezmek, yemek, eğlence ve amaçsızca bir hayat istiyorlarmış. Nilgün; “Görevlilerin hepsini gönderdim… Artık biz bizeyiz…” Onur; “Güzel…” Nilgün benim yanımda oturuyordu. Onur la da Alev yan yanaydı. Oldukça sıcak bir sohbet vardı. Yemekler yendi ve içkiler içiliyordu. Saat akşam dokuz olmak üzereydi. Kızlar beraber içeriye gittiklerinde; “Biz daha önce böyle bir şey yapmadık…” dedi Onur… “Üçüncü kadın aldık ama ilk defa bir erkekte alıyoruz. Nilgün biraz karşıydı… hatta hala karşı galiba… Gece ilerlediğinde birkaç adım at, ama istemiyorsa zorlama olur mu?” “Evet elbette dedim…” “Seni katalogdan seçti ve oldukça beğendi. Sırf bugün için seks diyetine girdi. Aslında biz birbirini deli gibi kıskanan bir çiftiz. Yurt dışı gezilerinden bir tanesinde bir kadına çok dikkatli baktığımı görmüş Nilgün, istersen onunla birlikte olabilirsin dedi. Şaşırdım başta, beni deniyor sandım ama gayet ciddiydi. Sonrasında otel odasında o kadını becerirken, Nilgün de bizi izledi ve bu çok hoşuna gitti. İtiraf etmeliyim ki, benim de çok hoşuma gitti. Ondan önce de defalarca Nilgün’ü aldattım.” “Sonrasında üçüncü kadın almaya devam ettik. Ama hiç erkek almadık yatağımıza. Eğer beni aldatmadıysa, sen onun için ikinci erkek olacaksın. Belki hakkımda kötü düşünüyorsun, belki içinden benim hakkımda bir sürü şey düşünüyorsun ama artık evliliğimizde heyecan kalmadı. Bir çok şeyi çok hızlı tükettik. Onu çok seviyorum, o da beni seviyor ama evliliğimiz bitmek üzere…” “Çocuklar var… Mesela başka aileler, çocuk beklerler, ev almak isterler, terfi almak isterler, hayatlarında bir sürü heyecan vardır. Fakat bizim böyle heyecanlarımız hiç olmadı. Sürekli birlikte ve yan yana takıldık. Birbirimizi özlemeye bile fırsatımız olmadı hiç. Her şeyi o kadar hızlı bir şekilde tükettik ki…” “Bazı erkekler veya kadınlar birbirlerini aldatırlar ve karşı taraf bunu bilir seslerini çıkartmazlar. Bir gün içkili bir mekandaydık ve birisi Nilgün’e çok dikkatli bakıyordu. Kıskançlıktan geberdim ve eve gittiğimizde üç kere yaptık. Belki aylar belki yıllar sonra sabaha kadar sevişmiştik. Sonrasında bu fikiri ortaya attım. Başlarda kabul etmese de, sonrasında kabul etti. Beni gizli kapaklı genç erkeklerle aldatmasından ise, bu şekilde olması bana daha doğru geliyor.” Bu şekilde günah çıkartıyordu. Çok oralı değildim. Ne söyleyebilirdim adama. Hayat onundu, tercih onundu. Bizim sektörün müşterileri dürüst insanlar değillerdi. O yüzden yargılayamadım onu. Hak verdim mi diye merak ediyorsanız cevabım koca bir hayırdır. İnsan yeri geliyor bir anahtarlığını paylaşmak istemiyor arkadaşıyla… Sevdiğini paylaşsın… Anlamıyordum ama yargılamıyordum da… Çünkü bende bu sektörün en önemli parçalarından bir tanesiydim. Dizi oyuncusu, dizi izleyenleri anlamıyor olsa bile sorgulamaz, futbolcular da izleyenleri sorgulamaz, bende sorgulamıyor akışına bırakmıştım. Neden? Bazen bu sorunun cevabı bulunmaz. Herkesin yapmak ve yapmamak için nedenleri vardır… İnsan işte… Sahip olduklarının nankörü, sahip olmak isteyip de, sahip olamadıklarının kölesi olurmuş… Onur günah çıkartmaya devam ederken, ben ise onu anlıyormuşum gibi bir tribe bürünmüştüm. Kızlar içeriden geldiklerinde ellerinde içecekler vardı. Nilgün bana elindeki karışımı uzatırken; “Alkolsüz.” Diyerek üstüne basa basa söylemişti. Teşekkür edip bana uzattığı kadehi aldım. Hafif bir müzik çalıyordu ve üçü çakır keyif olmuşlardı. Nilgün hemen yanımda duruyordu. Uzun saçlarını bana değiyor ve sırtının yarısını bana yaslıyordu. Daha önce hiç duymadığım bir parfüm kokusu vardı ve bu insanı oldukça derinden ekliyordu. Alev ise Onur ile sarmaş dolaş olmuşlardı. Kendini tamamen Onur’un kollarına bırakmıştı ve kalçalarını Onur’un kasıklarına bastırıyordu. Onur ellerini Alev’in göğüslerine götürdü ama Alev Onur’un ellerini tutarak aşağıya indirdi. Kalçalarını daha fazla bastırmaya başladı Onur’un kasıklarına. İzlemesi oldukça zevkli bir erotik şovdu bu… Nilgün heyecanlanıştı. Bana daha sıkı kendini bastırıyor ama bir yandan da bu şovu izlemek istiyordu… Alev Onur’un elini aldı ve vajinasına doğru götürdü. Onur Alev’in vajinasına doğru ilerledi ve oraya dokunduğu anda Alev başını arkaya doğru attı. Bir eliyle Onur’un kafasına doladı elini ve kendini okşatırken, bir taraftan da ritmik bir şekilde kalçalarını oynatıyordu… Nilgün bana sırtını iyice yaslamıştı ve elleri istemsizce vajinasına doğru gitmişti. Ondan bir hamle beklediğim için onu rahat bırakmıştım. Birazda Onur ve Alev’in şovunu izlemek için belki de ona bir hamle yapmıyordum.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE