Ali Asaf'tan Göz kapaklarımı güçlükle aralamaya çalıştım. Gözlerime çarpan keskin ışık, gözlerimin yeniden kapanmasına neden oldu. Sanki uzun bir uykunun değil, karanlığın içinden çekip alınmış gibiydim. Kafamın içinde yankılanan uğultular, düşüncelerimi birbirine doluyordu. Tekrar denediğimde bulanık bir görüntü netleşmeye başladı. Soğuk bir beyazlık… tavandaki steril ışık… ve duvarlara sinmiş antiseptik kokusu. Hastanedeydim. Ama neden? Nasıl? Zihnim, eksik bir filmin kopuk sahneleriyle doluydu. Bir silah sesi. Bir çığlık. Sonra karanlık...Ve sessizlik. Hepsi bu kadar. Gerisi yoktu. Yavaşça doğrulmaya çalıştım; damarlarımdaki serumun gerginliği, bedenimin bana ihanet eden ağırlığıyla birleşti. Tam o sırada kapı hızla açıldı. Bir an gelenin hemşire olduğunu düşünsem de, öyle olmadı

