Tekerleklerin çıkardığı takırtılar eşliğinde ilerleyen araba yaklaşık yarım saatlik bir sürenin sonunda nihayet durduğunda başımı pencereye uzatıp sık ağaçlar ve yeşillikten başka bir şey gözükmeyen ormanı inceledim. Arabanın daha fazla ilerlemesi mümkün olmadığından hemen ormanın girişinde durmuştuk. Görünürde herhangi bir yapı vesaire yoktu, bu yüzden karargahı yeraltına yapmış olabilecekleri gibi bir düşünce zihnimde var olurken gerçeği görebilmek adına arabadan indim. Halis'in beni yönlendirmesiyle ormanın içine girdik. Arabayı Halis kullanmış, her zaman bizimle olan arabacı ise Safiye'yi götürmüştü. Diğer adamın konulara ne denli hakim olacağını bilmediğimden yanımızda olmaması iyi hissettirmişti. Sarıçam ağaçları ilerledikçe sıklaşıyor, fakat hâlâ herhangi bir yapı yahut yere göm

