Bölüm 23

1075 Kelimeler
İnsan dediğin aldığı kararlardan, gerçekleştirdiği fiillerinden ibaretti. Onlar doğrultusunda yaşar, ve arkasından ya sevinci ya da pişmanlığı tanıyor, tadıyorduk. Bitmek bilmeyen yollardan, çıkmazlardan geçerek, kendimize doğru olduğunu düşündüğümüz bir rota belirlemeye çalışıyorduk aslında. Arabayı ezbere bildiğim yollarda sürerken aldığım kararın doğruluğunu sorguluyordum hâlâ. Bilinmezliğin ortasında kendimle birlikte etrafımdaki insanları da sürüklüyor, olası bir olumsuzluk sonucunda yaşayacağım vicdan azabı ve suçluluk duygusunun ceremesini şimdiden çekiyordum. Tanıdık sokaklardan geçtiğimde sabahın erken saatleri dolayısıyla yavaş yavaş canlanan ortalığa boş bakışlar atıyordum. Bir çok yeri tanıyordum ama hiçbirini benimseyemiyordum. Babamın işi dolayısıyla sürekli ülkenin dört bir tarafında yaşamıştık. Hem hepsi evimdi, hem de hiçbiri. Akademiye geçinceye kadar oradan orya sürüklenip durmuştuk, gocunduğumdan ya da istemediğimden değil ama, bir yere ait olma fikri de hep güzel gelmişti bana. Çocukluğumun geçtiği sokaklar yoktu benim; sadece hayal meyal hatırladığım lojmanlarda ve onların bahçesinde geçirdiğim küçük anılarım vardı ki bunların bir çoğu edindiğim küçük arkadaşlarımın babalarının şehit haberini aldıkları anılardan oluşuyordu. İçimdeki o korkuyu asla atlatamıyordum. Bahçe kapısından içeriye girdiğimde, gördüğüm ikinci arabayla Gökhan abimin de çoktan buraya gelmiş olduğunu anladım. Arabamı onlarınkinin yanına park edip indim ve eve doğru yürümeye başladım. Kim bilir bir daha ne zamana gelecektim buraya? Belirsizliklerden nefret ediyordum. Kapıyı çalıp açılmasını bekledim. Dün gece o nottan sonra annemi aramış ve bugün önemli bir kararımı bildirmek üzere Bursa'ya geleceğimi haber vermiştim. Tabi annem hemen tahmin ettiğim üzere evlilik kararı aldığımı sanıp havalara uçmuştu ama neyse ki sakinleştirip hayallerini yıkmam çok uzun sürmemişti. Kapı açıldığında annemin heyecanlı gözlerini görünce gülümsemekten kendimi alamadım. "Kızım, hoş geldin." deyip kucaklamak için kollarını açan annemi bekletmeden kollarının arasına sıkıştırdım kendimi. "Emel, kızımı kapıda mı bekletiyorsun sen?" diyerek içeriden seslenen babamla gülerek birbirimizden ayrıldık. Ayakkabılarımı çıkarıp annemin çıkardığı terlikleri giyindim. "Kızımmış... Sanki tek başına yaptı." dediğinde ağzımdan küçük bir kıkırtı kaçtı. İçim her ne kadar tereddütle dolu olsa da bunu aileme belli etmeyecektim. "Duyuyorum seni." diye bağıran babamla annem omzunu silkelemiş ve beni belimden tutarak içeriye doğru götürmeye başladı. Salona girdiğimde babam her zamanki tekli koltuğunda oturmuş, sağ çaprazında kalan abimle bir şey tartışıyorlardı. Hızla babama yaklaşıp elini öptüm ve sarıldım, o da anında sarılışıma karşılık verdi. Ondan ayrılıp abimle de sarıldığımda, abim uzaklaşmama izin vermeden kolunun altında yanına oturttu beni. "Hoş geldin kızım, nasılsın?" babamın yumuşak tınısı onun babacan tavrını aktifleştirdiği anlamına geliyordu ki, bu durumda çok da ciddi olmama gerek olmadığını biliyordum. "İyiyim çok şükür baba, sen nasılsın?" "Ben de iyi olmaya çalışıyorum işte." dediğinde kaşlarım çatılmış, oturduğum yerde dikleşmiştim. "Bir şey mi oldu baba?" sesimdeki korkuyu gizleyemiyordum. "Ne olacak, her zamanki mevzu. Emekliliği yediremiyor kendine paşamız." diyen annem elindeki tabakları masaya diziyordu. "Hep senin yüzünden zaten, tutturdun emekli ol da emekli ol diye. Ne güzel aslanlar gibi görevimi yapıyorum ben." babamın tavırlı sesine gülmeden demedim. Abim de benden farklı değildi. Annem tam ağzını açmış babama cevap verecekti ki, bu tatlı tartışmaları uzamasın diye araya girme ihtiyacı hissetmiştim. "Anne yardım edilecek bir şey var mı?" annem açılan ağzını kapatmış huysuz bakışlarına sevgi parıltıları ekleyerek bana dönmüştü. "Yok kızım, her şey hazır. Hadi soğutmadan geçin oturun sofraya." annemin talimatıyla hep birlikte kahvaltı sofrasına oturduk. Anneme dün akşam haber verdiğim için, döktürmüştü. Pişiler, börekler, poğaçalar havada uçuşuyordu resmen. Kim bilir bir daha ne zamana oturabilecektim bu sofraya? "E kahve yapayım mı?" diye sordum heyecanla yüzlerine bakarak. Hepsi onayladığında hızla mutfağa yöneldim. Aslında amacım kahve yapmaktan ziyade konuya nasıl gireceğimi düşünmek için zaman kazanmaktı. Konuya girmeyi ertelemek istesem de annemle abimin birbirlerine attıkları sorgulayıcı bakışları görmüştüm. Babamın mevzudan biraz haberdar olması beni rahatlatsa da, annemin tepkisinden çekiniyordum açıkçası. Kahveleri yapıp hâlâ kahvaltı masasında oturan aile üyelerime kahvelerini verdiğimde kendi kahvemi de alıp yerime oturdum. Kahvemden bir yudum alıp boğazımı temizlediğimde, masada süren sessizlik eşliğindeki bakışlar bana dönmüştü. "Size söylemem gereken bir şey var?" içimdeki tereddütleri dışımdan göstermemeye dikkat ettim çünkü annem bu tereddüdümü yakalarsa beni ikna etmek için ekstra çabalara girebilirdi. O yüzden sanki bu kararı vermek zorunda kalmamış gibi, tamamen kendi kararımmış gibi sahiplenip aynı eminlikte savunmam gerekiyordu. "Seni dinliyoruz." diyen abime başımı salladım. "Ben bir göreve gidiyorum. Uzun süreli bir görev... Ne zaman döneceğim belli değil. O yüzden gitmeden son bir kez hep birlikte vakit geçirelim istedim." annemin yüzüne bakmasam da gözlerinin dolduğuna emindim. "Ne göreviymiş bu? Hem sen asker değilsin, istihbaratçı değilsin... Ne işin var günlerce sürecek bir görevde. Ne güzel şehrin içinde çalışıyorsun zaten." annemin itiraz dolu sesi kulaklarımı arşınlarken, abim ve babamdan herhangi bir ses gelmiyordu. "Birincisi asker veya istihbaratçı değilim ama yıllardır onlarla birlikte göreve gidiyorum." deyip kararlı bakışlarımın yerini tedirgin bakışlara bıraktı. "İkincisi bu operasyon günlerce değil, aylarca belki de birkaç yıl sürebilir. Ama en az altı ay." dediğimde annem elini kalbine götürdü. Hızla oturduğum yerden ayaklanırken abim de benden farklı değildi. "Anne.. Anne iyi misin?" diye telaşla sordum yanına gidip yakasını çekiştirirken. Abim kolonyayı getirmiş, bileklerini ovamaya başlamıştı bile. "Gonca'm, kızım... Gitmesen olmaz mı?" annemin yalvarır gibi çıkan sesine karşı kayıtsız kalmaktan başka bir seçeneğim yoktu maalesef. "Anneciğim, korkmana gerek yok. Tehlikeli bir görev değil. Yani bir iş kazası başıma gelmezse bana bir şey olmaz Allah'ın izniyle. Ben sadece uzun süreceği için haber vermek istedim." dediğimde annemin gözlerindeki küçük umut kırıntıları ve yerinde dikleşerek oturmasını bir işaret olarak kabullenmiş ve yerime geçmiştim. Abim de elindeki kolonyayı koyup yanıma oturmuştu. "Peki bu süreçte senden hiç haber alamayacak mıyız?" abimin sorusuyla küçük bir düşündüm. Geçidin yerinden ve zamanından haberdardım görmek istediğim zaman kaçabilirdim ki, o akşam ki adam da arada sırada ziyaretler yapabileceğimi söylemişti zaten. "Ben fırsat buldukça, ara sıra gelirim buraya. Ama siz beni sakın arayıp, sormayın. Zaten telefonum dahil her şeyi evde bırakacağım. Geldiğim zaman ben sizi ararım. İlk bir ay benimle hiç temasta bulunamayabilirsiniz, lütfen endişelenmeyin. Dediğim gibi, tehlikeli bir görev değil." alt tarafı zamanda yolculuk yaparak asker yetiştirip gelecektim. "Hanım, duydun işte kızı. Tehlikeli değilmiş, sızlanıp durma." tüm süreçte sessiz kalan babam ağzını açtığında içimi bir rahatlama kapladı. Karşı çıkmayacağını biliyor olsam da onun desteğini somut bir şekilde hissetmek içimi rahatlatıyordu. "Gelir gelmez arayacağına ya da buraya geleceğine söz ver." diyen annemle gülümseyerek başımı salladım. "Söz sultanım, söz." dediğimde gülümsemese de ilk baştaki tedirginliği silinmiş gibiydi. "Ne zaman gideceksin?" işte beni geren bir diğer soru da buydu; ilki ne zaman geleceksin oluyordu. "Bu gece." dedim tepkisini çekinerek beklerken. Annem düşen yüzüyle tam bir şeyler söyleyecekti ki babam müdahale etti. "O zaman sen gidene kadar biraz vakit geçirelim." dediğinde başımla onaylayarak cevap verdim. Babam masadan ayaklandığında onunla birlikte hepimiz kalktık. Babam koltuğuna geri dönerken abimde göstermelik bir iki şey alıp mutfağa götürdü ve geri dönüp babamın yanındaki kanepeye oturdu. Annem mutfağa geçerken ben de masayı toplamaya başlamıştım.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE