Önceki gece... Karanlık, gri bir gökyüzü vardı. Yağmurdan kalma nem, kaldırımlara sinmiş, şehrin uyuyan damarlarında ağır ağır geziniyordu. Tanem, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte uyanmıştı ama yatağında otururken zaman durmuş gibiydi. Göğsündeki baskı gün geçtikçe artıyor, nefes almasını bile zorlaştırıyordu. Ev, bir zamanlar sığınağı olan o yer, şimdi sessizliğiyle üstüne üstüne geliyordu. Akşamı zor etti ve o, daha fazla dayanamadı. Ceketini kaptığı gibi kapıyı sessizce açtı. Sokağın serinliği yüzüne çarptığında, gözleri yavaşça dolmaya başladı. Atahan ’dan hala haber yoktu. Her şey üst üste gelmişti. Babasının baskısı, geçmişin karanlığı, korkular… Ve Atahan ’ın neredeyse ölüme terk edilişi. Bu yük, onun gibi narin ama inatçı bir ruhu bile yerle bir etmeye başlamıştı. Tek bir adım da

