Gece serinliği şehre çökmüştü. Havanın içindeki nem İstanbul ’un gündüz taşıdığı kaosu silmiş gibiydi. Tanem, Atakan' ın farlarını kapatarak yanaştığı sokağın karanlığında onun gözlerini aradı. Arabanın içinden indiğinde, Atakan hiçbir şey söylemeden onun koluna nazikçe dokundu. Dikkatlice etrafı süzerek yürümeye başladılar. Tanem, çantasını sıkıca kavrarken kalbi göğsünde hızlı hızlı atıyordu. Kaç gündür güvende hissedememişti. Ama Atakan’ ın varlığı, bir süreliğine nefes almasına olanak tanıyordu. Arabaya bindiklerinde Atakan motoru sessizce çalıştırdı. Şehrin çıkışına doğru ilerlerken, özellikle ışık almayan sokakları, kamera görmeyen kestirme yolları seçmişti. Bazen anlamsız gibi gözüken daireler çiziyor, aynı sokaktan ikinci kez geçiyor, ardından başka bir güzergaha sapıyordu. Tanem

