Aklımı toparlayamadığım bir gündü. Gelen mektupların hepsinde onlarca acı ve yaşanmışlık vardı. Hangi birinin hayatını anlatacaktım. Yeni bir isimle yeni bir kişi olarak en baştan yaratılmak istiyorlardı. Bu sefer yazgılarını Tanrıya değil bana bırakmışlardı. Onların yeni Tanrısı olarak işe başlamıştım. Nasıl güzelleştirecektir o acıları? Gücümün yeteceğini düşünüyorlardı. İşte bu yüzden mektuplarında olabildiğince açık her şeyi en başından bütün detaylarıyla anlatmışlardı. Hangi yemekleri sevdiklerini, okula başladıkları ilk günü, ilk aşklarını, ilk nefretlerini. Hissettikleri bütün ilkleri... Mektupların arasında onunla tanıştım. On dört yaşındaki Necla ile. Bu yaşta değiştirmek istediği neyi olabilirdi değil mi? Necla başından sonuna her şeyi ile değişmek istedi. Annesini babasını doğdu

