. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Günlerimiz sessiz sakin geçerken , Julia'nın cenazesi ailesine gönderilmişti . John durmadan bana sapıklık yapıyordu . Bu çok kafa karıştırıcı . Neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlayamıyorum . Kral Jaha kim bana bahsetmedi John . Bu canımı sıkıyordu . Bana ne zaman anlatacak bunu ? . Sapıklık yapmasından vakit bula bilse anlatır umarım .
Ayna ile yine o büyücüye ulaşmıştım . ‘ Bir şey öğrenemedin mi ? ’ Diye sordum umutsuz bir şekilde .
‘ Hayır . Daha bir şey bulamadım . Çok eski büyü kitaplarında olmalı cevaplar . Onlara ulaşmam zaman alacak . Düşmanım çok ve avlamaya başladılar beni . Her yerden düşmanım çıkıyor . Bu biraz zaman alacak . ’
‘ Tamam. Kendine bir kaç koruma tutmalısın . ’ Dedim hafif gülümseyerek .
‘ Benim düşmanlarım senin bildiğin gibi değiller . İnsan değiller çoğu . .’ dedi yüzünde acı bir tebessümle . Belli ki bıkmış bu durumdan .
‘ Kendine iyi bak . Ölmemeye çalış . Bana lazımsın . ’ Dedim ve iletişim koptu .
Dışarı çıkıp Jean'ın odasına doğru yürüdüm . Sara kapıda bekliyordu . Bu saate kadar Jean daha yanıma gelmemişti ve Sara'nın kapıda durması , bir şeyler olduğunun habercisiydi .
‘ Kraliçem burada ne yapıyorsunuz ? ’ dedi . Garip davranıyordu . Sanki bir şeyler saklıyordu .
‘ Jean’ı arıyorum . Daha gelmedi yanıma . Neler oluyor ? Sen neden buradasın ? ’. Şüpheli bakışlarımı onun üstünde gezdirirken , pes ederek yere bakmaya başladı .
‘ Maya yüzünden . ’ Dedi ve kapıyı hafif açtı mahcup bir şekilde .
‘ Beni sevmezsen yaranı yeniden açarım . ’ diyordu Maya . Resmen , Jean’ı tehtit ediyordu .
‘ Maya aç kollarımı . Kraliçenin yanına gitmeliyim . ’ Diyordu Jean . İçeri girince gördüğüm manzara karşısında şok olmuştum .
Jean'ı yatağa bağlamış , üstüne çıkıp tehdit ediyordu .
‘ Maya o benim en iyi hizmetkârım . ’ Diye yanlarına gittim . Elimi belime koyup sinirle bakmaya başladım . Kesinlikle Maya ve Sara bir birlerine hiç benzemiyorlardı , ikiz olsalar da . Karakterleri tamamen farklıydı . Bu manzaradan Sara utanırken , Maya çekinmeden yapa biliyordu .
Bir anda John'da içeri girmişti . ‘ Neden rahat vermiyorsun onlara . Sevişiyorlar , sevgi düşmanı . ‘ deyip bana baktı . Maya ve Jean neye uğradığını şaşırmış gibiydi .
‘ Hayır . Hayır . Düşündüğünüz gibi değil . ’ Dese de Jean , John eliyle durdurdu . ‘ Gördüğümüze mi inanalım , sana mı ? Gidelim Kraliçem . Onlara tatil vermelisin . ’ Deyip kolumdan tutarak beni dışarı çıkardı .
‘ Biz ne zaman öyle olacağız ? ’ Diye sordu koridorda yürürken . ‘ Nasıl ? ’ dedim merakla . ‘ Onlar gibi . ’ Diye homurdandı resmen . Gözlerimi devirmek istiyorum ama dik dik yüzüne , sinirle baktım .
‘ Sen neden böyle sapık oldun ? ’ Diye sordum .
‘ Karımla böyle konuşmak sapıklık mı oluyor ? ’ diye sordu , gözlerini büyüterek .
Bu sinir bozucu . ‘ Beni nereye götürüyorsun ? ’ dedim . Kolumdan tutup , sarayın arka bahçesine doğru götürüyordu . Bu saray çok büyük daha önce hiç gitmediğim yerleri var . Arka bahçe de bunlardan biri .
‘ Sana sürprizim var . Seveceğine eminim . Sana yer yüzünü ve canlılarını sevdireceğim . ‘ dedi neşeyle . Çok mutlu gözüküyordu . Onun aksine ben daha sakin bir ruh halindeydim .
‘ Neden böyle bir şey yapıyorsun ? ’ dedim merakla .
‘ Burayı sevmeni ve gitmemeni istiyorum . Gerçek bir Kraliçe ol . ’ Deyip kapının önünde durdu . Sanki sorusuna cevap bekliyor gibiydi .
‘ Bunun sözünü veremem sana ama denerim . ’ Dedim . Denize döne bilsem hiç vakit kaybetmezdim , yer yüzünde ama az da olsa deniycem sevmeyi .
Kapı açılınca büyük bir ışık dalgası , karanlık koridoru aydınlattı . Karışık koku dalgası da kapının ardından bizi bekliyor gibiydi .
John’nun gözleri kahverenginden , güneşin ışıklarıyla elaya dönüşürken , bana elini uzattı . Uzattığı elini tuttum ve gözlerimi kırpıştırarak dışarı çıkmaya başladım . Güneşin ışığı çok parlaktı . Gözlerimin alışması bir kaç saniyemi almıştı .
Etrafta bir sürü hayvan vardı ve çoğunu tanımıyordum . Bazılarını ilk kez görüyordum hatta .
‘ Bunlar keçi . Senin gibi inatçıdırlar . Şunlar civcivler . Şunlar at yavruları . Köpek , kedi . . . ’ bir sürü hayvanı tanıtmıştı . Çoğunun ismini unuttum bile .
‘ Bunların hepsi yavru mu ? ’ diye etrafıma baktım . ‘ Evet hepsi yavru . ’ Dedi gülümseyerek . Eline ördek yavrusunu alıp severken .
‘ Neden hepsi yavru ? ’ diye sordum merakla . Kendini tutamayarak kahkaha atmaya başladı . ‘ Çok dikkatlisin . Senden bir şey saklayamayacak miyim ? Çünkü her hayvanın yavrusu tatlıdır . Hepsini seveceğini düşündüm . Yer yüzünde sevdiğin canlılar olsun istedim . Seversin hepsini . ’ Diye konuşmaya başladı .
Acaba ona acıkınca büyük , küçük her balığı yediğimi söylesem mi ? Mutluluğunu bozmak istemem şimdi ama gerçekten bunlar çok tatlı .
‘ Kediler çok sevdiklerinden , bazen yavrularını yerler . ’ Deyince ona döndüm . ‘ Peki bir insan çok severse ne yapar ? ’ Diye sordum . Bu soruyu içimden soruyordum aslında ama kelimeler dudaklarımdan döküldü . ‘ Aklına gelmeyecek şeyler . ’ Dedi ve derin bir iç çekti . Neden böyle oldu ki şimdi ?
Biraz daha bahçede dolandıktan sonra saraya geri döndük . Bir muhafız yaklaşıp baş eğdi . ‘ Kralım , Kral Jaha bir elçi daha gönderdi . ’ Dedi ve beklemeye başladı .
‘ Çekile bilirsin .’ Dedi yüzü duygusuzlaşırken . Muhafız giderken bana döndü ve ellerimi tuttu . Elleri buz gibi olmuştu benim aksime .
Kahve rengi gözleri koyulaşmıştı . Yüzünde duygusuz bir ifade vardı . Gülmüyordu . . mutsuz da değildi . Her şeyin tam ortasındaydı sanki .
‘ Beni seviyor musun ? ’ Diye sordu aniden , Kaşlarını çatarak .
‘ Evet sen benim Kralımsın . Seni herkes seviyor . ’ Diye cevap verdim . Başını hayır anlamında salladı .
‘ Beklediğim cevap bu değildi ama idare ederim bir süre . Hatırlarsan bana bazı şeyler gördüğünü anlatmıştın . Daha görmüyor musun ? . ’
‘ Hayır . Bir süredir görmüyorum . Neden sordun ? ’ Dedim . Hafif gülümsedi ve ellerimi bıraktı . Ellerini hafif bir şekilde yanaklarıma getirdi ve alnıma bir öpücük kondurdu . Kalbim yine durmuş gibiydi . Gözlerimi açtığımda , gözlerini yine gözlerime dikmişti .
Yutkundum ve gözlerimi kaçırdım .
‘ Hapsolduğumuz krallığı hatırlıyor musun ? ’ Diye sorunca yeniden ona baktım . Yüzü yine duygusuz bir ifadeye bürünmüştü . ‘ Evet . ’ Dedim . Aklım hala olanlardaydı . Neden o krallıktan bahsediyor ki şimdi . Anın büyüsünü bozuyordu .
‘ Kralları Jaha . Biliyor seni . Kraliçem olduğunu biliyor ve seni istiyor . ’ Dediğinde olanlar tek tek aklıma gelmişti . O piç bana tokat atmıştı . Beni alırsa eziyet ederdi . Korkuyla ona baktım .
‘ Daha fazla altın yap . Gerekirse tüm dünyanın savaşçılarını satın alacağım . Seni kimseye vermeyeceğim . ’ dedi , hafif bir tebessümle . Söylediği cümleler ruhuma işliyordu . Kalbimi durduruyordu anında . Ama bazen öyle geliyordu ki , sanki bu yaşadıklarımı daha önce de yaşamıştım . . .
☆ ☆ ☆ ☆ ☆ ☆ ☆ ☆ ☆ ☆ ☆ ☆ ☆ ☆ ☆ ☆ ☆ ☆ ☆ ☆ ☆ ☆ ☆ ☆ ☆ ☆ ☆ ☆
Çok korkuyordum . Neden böyle oldum ben ? Nedir bu korktuğum ? Ölüm korkusu mu yoksa kaybetme mi ? . Onu kaybedeceğimden korkuyordum sanırım . Benim hayatıma girmiş ve önemli bir yerde , kendine taht kurmuştu . Aramızdaki bağ günü günden güçleniyordu sanki . Duygularımız karışıyordu . Ruhlarımız bir birine sıkıca bağlanmış gibiydi . Bu bağ güçlenirken duygularım da karışıyordu . Ya denize dönerken ne yapacağım ? Bu düşünceler peşimi bırakmıyordu .
Korku duygusu , tüm ruhumu ele geçirirken bunları kendime itiraf ediyordum . Olur da isler ters giderse , belki bir veda bile edemem . En azından bunları kendime itiraf ediyordum . Ona ihtiyacım vardı . Beni korumasına . Onsuz kendimi savunmasız hissediyordum .
O çalışma masasının yanındaki koltuğa oturup parşömenleri okurken , ben yerde , yanında oturup altın yapıyordum taşları . Burayı sevmiştim . Sanki yıllarca aradığım huzuru burada bulmuştum .
Güneşin kızıl ışıkları odayı dolduruyordu . Altınlarla birlikte odada garip bir yansıma yaratıyordu . Tatlı bir koku vardı . Maya’nın bana yaptığı , kurabiyelerin tatlı kokusu odayı doldurmuştu .
Avcumu açıp elimi John’a uzattın . Sıcak kurabiyelerden alıp bana uzattı . Bu kaçıncı kurabiyeydi , unutmuştum . Yedikce devam etmek istiyordum .
Arada elimdeki işe ara verip John’a bakıyordum . Gözlerini parşömenden çekmiyordu . Önemli bir şeyler okuyordu sanırım . Bunlar halkının şikâyetleriydi . Çok dikkatlice okuyor , sonrasında yapılması gerekenleri altına kaydediyordu .
Duyguları sürekli değişiyordu . Bazen sinirleniyordu , bazen gülümsüyordu , bazen de kararsızlık vardı ifadesinde . Bu da bağ yüzünden , bende duygu değişikliğine yol açıyordu .
Sıcak kurabiyeyi üfleyerek elimde salladım . Biraz soğuyunca ağzıma götürdüm . Bazıları tatlı , bazıları tuzluydu . Bu sefer tuzlu olanı bana uzatmıştı . Çok az bir miktarda tuz vardı ama kendisini belli ediyordu .
Kurabiye bitince , yine taşları altın yapmaya başladım . Yorulmuştum , çok fazla güç kullanmıştım .
Kafamı dizlerine yaslayıp , altın yapmaya devam ederken , gözlerim kapanıyordu kendiliğinden . John’nun elleri saçlarımda gezerken , uyumam an meselesiydi . Bu harika bir duyguydu .
Sürekli gözlerim kapanıp , açılıyordu . En sonunda teslim olmuştum ve uyuyacaktım . Sadece 10 dakika uyursam , iyi olacağım . John yanımda . . .
O beni korur her zaman . . Gözlerimi açamıyorken bedenimin yükseldiğini hissediyordum . Sonra yumuşak bir yerle buluşmuştum . Beni yatağa taşıdı sanırım .
Gözlerimi hafif araladığımda , gözleriyle buluşmuştum . Gülümsedi ve alnıma sıcak dudaklarını bastırdı . Sonra kaybolmuştu . Bazen rüya mı , yoksa gerçek mi ? ayırt etmekte zorlanıyordum .
Uyandığımda gece olmuştu . Boğazım kurumuştu . Kalkıp gözlerimi kırpıştırarak etrafıma baktım . John uyuyordu , yanımdaydı ve oda karanlıktı . .
Sessizce ayağa kalkıp etrafa baktım . Odada hiç mi su kalmamış . Boğazımı tutarak sessizce odadan çıktım . Kapıdaki muhafız uyuya kalmıştı .
Koridorlar bos ve sessizdi . Korkutucu bir hava vardı ve bu beni gidip gitmemekte kararsız bırakıyordu . Biraz daha yürürken bir ses geldi kulağıma . Karanlık koridorlar aydınlanıyordu ve farklı bir şekilde gözüküyordular . Bir kız ve bir erkek geliyordu . Bu o kraldı ve yüzünü göremediğim o kız . Gözleri bir kumaşla kapatılmıştı ve gülümsüyordu ikisi de .
Kral onu elinden tutup götürüyordu bir yere . Onlar giderken içimden geçmiştiler resmen . Bunlar hayalet mi ? Ama hiç korkutucu gözükmüyorlardı . Bende yürüyerek onları takip etmeye başladım . Mutlu görünüyorlardı . Gülümsemeleri sanki tüm sarayı kaplıyordu . Sesleri yankılanıyordu etrafımda . Benim de yüzümde bir gülümseme belirmişti . Kraliçenin odasına doğru gidiyorlardı .
Onlar kapıyı açıp içeri girdiklerinde bir anda her şey eskiye döndü . Karanlık koridorda , eski kraliçenin odasının önünde duruyorken buldum kendimi . Soğuk bir rüzgâr bedenimi ele geçirirken , korku dolu duygular da geri gelmişti . Kapıya uzandım ve açmaya çalıştım ama kilitliydi . Geri dönmeliyim diye düşünüp yola koyulurken sesler gelmişti .
Karanlık duvarın dibine sinip beklemeye başladım . Ellerinde meşale olan iki hizmetçi kızdı . Bu saatte, ne geziyorlardı burada diye düşünürken , birinin sesi düşüncelerimi böldü .
‘ Her şeyi kontrol ediyorlar . Bu zehiri hemen anlarlar . ’ dedi .
‘ Anlamazlar . 1 saat sonra etki ediyor . Kraliçe ölürken , biz çoktan saraydan çıkmış olacağız . ’
Ruhum bedenimden çekiliyor gibiydi . Şuan beni burada görseler , hiç çekinmeden öldürürlerdi . Kimse yoktu yanımda ve açık bir hedeftim . Korku tüm hücrelerimi ele geçirirken , mantığım kendine gel diyordu . Güçlü ol ve mani ol .
Sindiğim duvarın dibinde beklemeye başladım . O kızlar geri geliyorlardı . Mutfaktaki işlerini halletmiş olmalıydılar .
‘ Leydimiz çok sevinecek . Umarım bize söylediği altınları verir . ’
Sessiz bir şekilde kahkaha atarak , uzaklaşmıştılar benden . Derin bir şekilde nefes aldım . Sonunda gitmişlerdi . Yine bir leydi yapmıştı ama kimdi bu leydi . Tam da Julia'dan yeni kurtulmuştum . Barbara mı ? Emma mı ? Daha kaç kişi böyle bir şey yapmaya cüret eder ?
Kendimi toparlayıp mutfağa yürümeye başladım , ama öyle sakin yürüyordum ki , sanki tutsak olduğum bir yerden kaçıyormuşum gibiydi .
Mutfağa girip etrafa bakmaya başladım . Neye zehir koydular ? Burada çok fazla yemek var . İçlerinden hangileri zehirli ? . Hepsine bakmaya başladım ama belli olmuyordu .
Bir şeyler yapmalıyım . Burada herhangi bir yemekte zehir ola bilir . Bunu tadanlar bile ölecek . Yemekleri aldım ve büyük bir kazanın ağzını açtım . Elime geçen her yemeği o kocaman kazana boşalttım .
Umarım kimse tatmaz . Üzgünüm emekleriniz çöp oldu ama ölmemek için mecburdum . İşim bitince su içtim ve mutfaktan çıktım .
Aynı sessiz adımlarla odaya geri döndüm . Yatağa girerken , John bir anda uyanmıştı . ‘ Neredeydin ? ’ diye sordu .
‘ Susamıştım . ’ Dedim ve yorgana sarıldım . Bacaklarım buz gibi olmuştu . O da kafasını yastığa koyup , yeniden gözlerini kapattı . Bir elini üstüme atıp , bana sarıldı ve kendisine çekti . Gözlerimi şaşkınlıkla açıp ona ne kadar baksam da , o çoktan uykuya dalmıştı .
Pes ederek gözlerimi kapattım . Sıcaklığım yerine gelmişti . Böyle daha rahat uyuyacağım sanırım . Sana bu gecelik izin vereceğim John . Bazı geceler John’nun sesine uyanıyordum . Bir şeyler diyordu ama anlamıyordum . Acaba bende uykumda konuşuyor muyum ?
Sabah olduğunda başımda Maya vardı . Yanımda John ile uyanmak isterdim ama o çoktan kalkıp işlerinin başına gitmiş olmalıydı . Moralsiz bir şekilde Maya'ya döndüm ama o benden daha beter bir haldeydi . Yatakta doğrularak ‘ Neyin var ? ’ Diye sordum .
‘ Hiç sormayın kraliçem . Delinin biri mutfağı altını üstüne getirmiş . Kahvaltı yeniden hazırlanacak ve çok acım . O deliyi elime geçirirsem derisini yüzeceğim . ’
O deli ben oluyordum sanırım . Bunu ona söylemesem daha iyi . Çok sinirli gözüküyor . O deli eline geçmiş olacak . Derimi yüzecek resmen . Hayır söylemem gerek araştırma yapması ve beni koruması gerek .
‘ Maya o deli benim . O yemekleri karıştırmasaydım 1 saat sonra ikimizde ölecektik . ’ dedim . Benim yemeklerimi Maya kontrol ediyordu hep . Ona da bir şey olmasını istemem .
‘ Olamaz Kraliçem . Neler oldu . Lütfen anlatın bana . Deli dediğim için affedin beni . ’ Dedi üzgün bir şekilde .
Olanları ona anlatırken sinirlenmeye başlamıştı . ‘ Ama hangi leydi bu . Kim cüret eder ki ? ’ diye düşünmeye başladı . Aynı şeyleri düşünüyoruz hep . Kim bu Leydi ?
‘ Aslında hepsi cüret eder . Bir çok leydi var ve ölürsem kimin yaptığı belli olmaz . ' dedim , sessizliği bozarak . Tüm krallık istese cüret eder , böyle bir şeye .
‘ Bu çok kötü artık yemeklerinizi ben yapacağım ve başından 1 saniye bile ayrılmayacağım . ’ dedi Maya , kararlı bir şekilde . Ona güvenim tamdı . Her zaman yanımda oldu . Beni korudu hep .
Jean gelirken , Maya kendisini toparladı ve hafif gülümsedi . Bu gün sevgili hizmetkârım iyi durumda gibi . Maya ona göz kırpana kadar iyiydi sanırım . Gözleri duygusuz bir hal almıştı ve Maya'ya öldürecek gibi bakıyordu .
Maya gidince Jean'a da durumu açıklamıştım . Saraya girip çıkan tüm hizmetkârların üstünde olmalıydı gözü . Biri beni zehirlemeye çalıştı ve denk gelmeseydim bu gün ölmüş olacaktım . Ölmediğimden dolayı yine deneyecekti . Artık daha dikkatli olmam gerekir . Daha kaç tane Julia gelecek kim bilir . Yorucu ve tehlikeli bir hayat beni bekliyordu .
Üstümü değişip salona ilerlerken bahçede Aden'i gördüm . Geri gelmişti sonunda . John bana planının bir kısmını anlatmıştı . Krasların yok oluşu yakındı demek ki . . .
Part 2 . . . . . . . . . . . . .. . .. . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Bazen kalp ve mantık büyük savaşlar verir . Kalp duygusal ve iyi bir yolu seçerken , mantık devreye girer .
Bazen de seçilen yol doğru olmaz . İyilik yada kötülük . . .
Duygusallık , acımasızlık , ihanet , sevgi , özgürlük , , pişmanlık . Bir insan hayatında bu duyguların hepsini yaşar , büyüyene kadar . Olgunlaşır ve yoluna devam eder . Gittiği yolu kendisi seçer , hayatına bakar . Geçmiş o yüzden unutulmaz . İlk aşk , ilk ihanet , ilk pişmanlık . Ders çıkarmak o kişiye kalmıştır .
Geçmişte zalim bir kral olan John yine gücü eline alıyordu . Eksiği altındı o da Vivi sayesinde tamamlanmıştı . Altın güç demek , ordu demek . . .
Geçmişte nasıl biri olduğunun farkındaydı . Nasıl yönettiğinin farkındaydı . Herkesin sevdiği bir kral değildi , herkesin korktuğu bir kraldı .
Nasıl yapacağını biliyordu , güç elindeydi ve vereceği karara bağlıydı seçtiği yol . Tabiatını biliyor , ne kadar kötü olacağını biliyor . Bir kez gücün tadını aldı mı , onu durduracak kimse kalmayacaktı .
Aden istediği gibi orduyu krallığa yerleştirmişti . Paralı askerler . . . Hepsi acımasız ve iyi savaşıyordu . Tüccar kılığında yada soylu kılığında krallığa sızmışlardı . Ve emrini bekliyorlardı . . .
Neler yapacağını kafasında planlıyordu . Bu acımasız bir şekilde olacaktı . Krasların sonunu getirecekti . Daha sonra diğerlerini dize getirecekti . Düşündükçe eski gücünü istiyordu . Ona korkarak bakmalarını istiyordu . Özlüyordu eski hayatını . Bu hayatında yıllarca ezildi , şimdi intikam almak istiyordu . Yeterince beklemişti hemen olsun istiyordu .
Alec'e planını başından beri söylemişti ve hazırlıkları tamamlanmıştı bunun için . Sadece Aden'in dönmesini bekliyordu . O da dönmüştü .
Arka bahçede oturup küçük hayvanları izliyordu . Vivi sevmemiş miydi bunları diye düşünüyordu . Pek bir tepki görmemişti ondan . Son zamanlarda çok sakin davranıyordu . Bir şeyler olduğunu hissediyordu ama bir anlam veremiyordu olup bitene . Öpse bile ses etmiyordu artık . İşkence gördükten sonra mı değişti acaba ? Hala acı mı çekiyordu ? Vivi’nin ne düşündüğünü anlamak çok zordu .
Açlıkla zil çalan midesini tuttu ve ayağa kalktı . O mutfağı dağıtan kişiyi şuan çiğ çiğ yemek istiyordu .
Arka bahçede çıkarak yemek salonuna yürüdü . Kahvaltının hazır olduğunu umarak . Karşısında sadece Vivi vardı . Masanın bir köşesine oturmuş , yüzünü ellerinin arasına alıp dalmıştı . Ne düşünüyordu ki ?
Yanındaki sandalyeye taraf yürüyüp yanına oturdu . Aklına bir şey gelmiş gibi ona döndü . ‘ John ana kraliçenin odası neden kilitli ? ’ diye sordu .
Beklemediği bir soruydu . Ne yapacaktı ki o odayı. Yoksa odaları mı ayırmak istiyordu ? . Hayır izin veremeyecekti .
‘ O oda annemindi . Kimsenin girmesini istemiyorum . ’ Dedi soğuk bir şekilde . Moralsiz bir şekilde ona bakıyordu . .
Vivi' de o odaya nasıl gire bileceğini düşünüyordu . ‘ Tamam . ‘ diyerek önceki pozisyonuna geri döndü .
John arkasına yaslanıp onu izlerken , gece bir şeyler olduğunu hatırladı .
‘ Gece neredeydin ? ’ diye sordu doğrularak . ‘ Mutfakta su içiyordum . ' Dedi .
‘ Mutfağın dağılması ile bir ilgin var mi ? ’ dedi yine . Aklına bu gelmişti ve kendisini durduramayıp sormuştu .
‘ Evet . ’ Dedi Vivi . Tabi böyle bir deliliği başka kim yapardı ki ? Neden bunu düşünemedi diye kendisine gülüyordu John .
Vivi , olanları anlatınca gülümsemesi kaybolmuştu gerçi . Başka hangi leydinin işi ola bilirdi ki ? Kral olduğundan beri yeni düşmanlar ediniyordu . Ama bu düşmanlar onun için mi geliyordu , yoksa Vivi için mi ?
Kahvaltı hazır olunca , sonunda midelerini doyurdular . Vivi'yi salonda bırakıp , oradan ayrıldı .
Aden ve Alec’le birlikte savaş salonunda plan yapıyorlardı . Bu gece Kras'ların son gecesi olacaktı . İhtiyacı olan şey orduydu ve onu sarayın dışında bekliyordu .
Gece çökerken planlarını uygulamaya hazırdılar . Gecenin ilerleyen saatlerinde , sokaklar sessizleşirken , insanlar uyurken , suikastçılar çalışmaya başlamışlardı .
Rüzgârın gürültüsü , ayak seslerini bastırıyordu , şanslarından , ya da tanrılar bile Kras'lardan bıkmıştı . Askerler gecenin karanlığında gölgeler gibi yürüyorlardı . Son derece sessiz ve hızlıydılar .
Kralın fermanını okudu Aden . ‘ Tüm Kras ailesinden olanlar bu gece katledilecek . Kimseye acıma yok . Küçük çocuk ve kadınlar köle olarak satılacak . Erkek çocukları 18 yaşlarına geldiklerinde onlarda idam edilecekler . ’ Daha sonra haritadaki evlere tek tek yayılmaya başladılar . Gökyüzündeki ay bile bu gece , ışığını dünyadan mahrum bırakıyordu . . . .
Bu gece Krasların yok oluşuydu , yarın daha farklı bir gün olacaktı . Bir soy isim krallıktan silinecekti . . . .
Vivi’den . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . .
Etraf son derece sessizken ayağa kalktım ve balkona çıktım . Onları yok edecekti gerçekten . Ne hissettiğimi bilmiyorum hiç . Tek istediğim bana işkence edenlerin ölmesiydi . .
Soğuk bedenimi ele geçirirken kendime sarıldım . Sara yanıma gelip , ‘ İçeri gecelim Kraliçem . Saat geç oldu uyuyun artık . ’ dedi .
‘ O savaşıyor . Uyuyamıyorum . Bana sıcak çay getir . ’ Dedim . İçimde garip bir his vardı . Sanki bir şeyler olacaktı . Belki de bağ yüzündendi . Onun hissettikleri ve benim hissettiklerim karışıyordu . Ne düşüneceğimi bilmiyordum böylece .
Odaya geri dönüp John'un çalışma masasına oturdum . Masasının açıkta kalan çekmecesi dikkatimi çekmişti . Anahtarlar vardı bir sürü . Aklıma kraliçenin odası gelmişti . Acaba bu anahtarlar , o kapıyı açar mi ?
Anahtarları alıp pelerinimi giyindim . Bu gece çok soğuktu . Sessiz adımlarla odamdan çıktım ve boş koridorda yürümeye başladım .
Herkes uyuyor olmalı . Jean bile savaşa katılmıştı . Maya mutfakta olacaktı . Sara benim yanımdaydı ama çay getirmesi için gönderdim . Umarım bir sorun olmaz .
Kraliçenin odasının yanına yaklaştım ve anahtarları denemeye başladım . 4 cu denediğim anahtar uymuştu . Heyecanla cevirdim ve kapıyı açtım .
Odaya girip kapıyı kapattım . Umarım kimse gelmez . Karanlık odayı aydınlatan , dışardan gelen meşalelerin ışıklarıydı .
Tablolar parlıyordu . Yatağı düzenliydi . Etraf sade ve korkutucu gözüküyordu aslında . Acaba bir hayalet çıkar mı karşıma . Neden tek başıma geldim ki buraya . Odada dolanıp etrafa bakmaya başladım .
Burada bir şeyler olmalıydı . Ya da o kral sadece o kızı bu odaya getirdi . Devamını görmek istiyorum diye içimden geçirirken bir anda karşımda belirdiler .
Korkuyla kalbim hızlı atarken geri geri gittim ve yatağa takıldım . Kendimi yatakta otururken bulmuştum .
Bir anda etraf aydınlanmaya başladı . Duvarlarda meşaleler yanıyordu . Duvardaki tablolar tek tek kaybolmaya başlamışlardı . Bu bir hayaldi , gerçekte yanmıyordu meşaleler . Kızın gözleri bağlıydı . Kral onu götürüyordu duvara doğru . Tablolar olan duvar bu . Orada bir geçit var . Şimdi ise duvar var . Onlar giderken , yine her şey eskisi gibi olmuştu . Karanlık odada tek başımaydım .
Ayağa kalktım ve duvarı kontrol etmeye başladım . Bu yerde bir kapı olmalı . Tabloların altını üstüne getirdim . En ortada olan tabloyu kıpırdatamamıştım . Kendime çektim ama hiç kıpırdamadı . Sola doğru döndürmek istedim o da olmadı . Sağa doğru yapınca duvardan bir ses geldi . Sanki kilit açıldı .
Heyecanla bu sefer tabloyu çekince bir kapı açıldı . Kapı gibi değildi , duvar aralandı . Yüzümde bir gülümseme belirmişti . Camdan gelen ışık orayı aydınlatırken , duvarı iyice açtım ve içeri bakmaya başladım . Bir merdiven vardı . Merdivenin tam üst kısmında bir ışık vardı . Mor bir ışık orayı aydınlatıyordu .
Gidip gitmemek arasında kalmıştım ama merakıma yenik düşmüştüm . Merdivene doğru ilerlerken arkadan kapı kapandı ve etraf karardı . Duvardan tutarak mor ışığa doğru yürüdüm .
Işığın sebebini öğrendiğimde kalbim durmuştu sanki . Burası orasıydı . Kraliçenin bahsettiği oda . Yıllardır , hep onun odasının içindeydi ve o başka yerlerde arıyordu burayı .
Mor ışığın sebebi odanın ortasındaki , masadaki yüzüğün incisiydi . John’nun yüzüğüne benziyordu .
Yakınlaştım ve elime aldım . Lanetli yüzüğün , lanetini öğrenmek üzereydim sanki . Hasardan koruyacak büyülü sözleri söyledim ve yüzüğü parmağıma taktım . Söylediğim büyülü sözler beni koruyacaktı lanetten .
Parmağındaki inci daha da parlarken , gözlerim kapanıyordu sanki . Kafamda şiddetli bir ağrı vardı . Ayaklarım beni taşımıyordu . Yere düşerken , en son gördüğüm yüzüktü .
Yazardan . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Krasların sonu gelmişti . Kimse ne olduğunu bilmiyordu . Kimin yaptığını bilmiyordu . Bir gecede hepsinin cesetleri evlerini , kızıla boyuyordu . Bu durum Netta ve Settitosu korkutmuştu . İlk soluklandığı yerleri , kralın yanı olmuştu ama kral bile onları kabul etmemişti . Vivi ortada yoktu ve her yerde onu aratıyordu . Zaferinin sonrasında bu çok kötü olmuştu . Sevinecekken , sinirli ve korkuyordu . Vivi'ye ne olduğunu bilmiyordu .
Günlerce her evi aradı ama hiç bir yerde bulamadı . Üstünden bir hafta geçerken , umudunu da kaybediyordu . Artık düşünüyordu ki denize dönmüş ola bilir . Ona bir kez daha ihanet etmişti . Jaha'nin krallığındaki casusları bile orada olmadığını söylüyordu . O zaman gideceği tek yer vardı . Deniz . . .
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .