2. Bölüm

1156 Kelimeler
İntikam. Tehlikeli bir istek, gizli bir zevk ve kanıma işleyen sinsi zehir gibiydi. Bir elimde Alper'in resmi, diğer elimde onun kanlı gömleği. Bir uçurumun başında omzumda bir dert yüküyle oturuyordum. Yirmi dört yıllık hayatım boyunca kendimi ilk defa böylesine çaresiz ve ne yapacağımı bilmez hissediyordum. İçimden asla gitmez dediğim bir parça kopmuş gibiydi. Eksik gibiydim. Alper'i kaybetmiştim. Alper bu hayattaki tek varlığımdı. Benim dostum yoktu, benim bir ailem yoktu; Benim için sadece Alper vardı ama artık... Alper de yoktu. Çünkü Alper benim üvey kardeşimdi. Bu bir sırdı. Kimseye söylememek için birbirimize yemin ettiğimiz bir sır, ikimizin sırrı... "Ölümünü kabullenemiyorum." dedim onun resmine bakarken. "Sana en başından demiştim, bu göreve gitmemeni söylemiştim. Dinlemedin beni. Bana bir şey olmaz dedin ama oldu. Ve ben..." Gözlerimi kapattım sertçe. "Ve ben şimdi seni de kaybettim." Resmine o kadar çok bakmıştım ki ölüm haberini aldığım anın üstünden daha bir hafta geçmiş olmasına rağmen sanki resmini eskitmiştim. Ve artık onun resmine bakmaya dayanamıyordum. Ben güçlü bir kadındım ama bu kaybın acısını artık kaldıramıyordum. Çantamın fermuarını yırtarcasına bir hızla açıp Alper'in resmini içine attım ve kanlı gömleğini uçurumdan aşağı bıraktım. Gömlek, rüzgarla birlikte oradan oraya savrulurken sonunda rüzgara karşı koymaktan uçurumun kayalık zeminine sıkışmış bir dalın sivri kısmına asıldı. Bir hafta olmuştu, bir hafta geçmişti üstünden. Yedinci gün. Bugün kabullenişimin günüydü. Kabulleniş. Acı bir zorunluluk ve çıkmazda bırakan bir çaresizlik. İntikam isteyen bir kabulleniş. Çünkü çantamda birinin resmi daha vardı. Alper'in katilinin resmi. Alper'in resmini bakmaktan eskitirken ölüm haberini aldığım andan beri onun, katilin, resmine bir kez olsun bakmamıştım. Ama şimdi... Şimdi farklıydı. Acım hâlâ vardı ama öfke çok daha ağır basıyordu. İntikam almak istiyordum. Ona, yaptıklarının bedelini ödetmek ve onu, Alper'i öldürdüğü gibi öldürmek istiyordum. Çantamdan onun resmini çıkardım. Tehlikenin diğer adı olan adam: Barlas Aslan Karaman. Bir zehir gibi gireceğim hayatına, sinsi bir ok gibi yavaş yavaş işleyeceğim içine, aklına. Kalbin yok, taştan bir duvarsın; bütün taşlarını oyup kendimi koyacağım oraya. Seni mahvedeceğim Barlas Karaman, kimseyi mahvetmediğim kadar ve senin hayatın boyunca hiç mahvolmadığın kadar mahvedeceğim seni. Fotoğrafı büyük bir hırs ve onu peşi sıra takip eden öfkeyle, kinle, nefretle yırttım. Parçalara ayırdım, parmaklarımla un ufak ettim o fotoğrafı ve ardından yırttığım bütün parçaları rüzgara bıraktım. "Andım olsun, senin kanını yerde bırakmayacağım Alper." diye fısıldadım baskın gelen bir kinle ve her şeyi yakıp yıkacak bir öfkeyle. "Doğan güneşe de batan aya da yeminim olsun ki senin intikamını alacağım. Bu bir oyun. Belki de her şeyimi kaybedeceğim bir kumar. Ve eğer ben de Aleda Akalay'sam oyunun sonunda, Barlas Karaman bu kumardan sağ çıkamayacak." Bir yemin ettim. Kanlı bir yemin. Ölüm gibi değil, Ölümden beter bir yemin. Bu gece mahvoluşun, Ve mahvolduktan sonra tekrar dirilişin gecesiydi. Bu gece, geri dönüşü olmayacak bir oyunun ilk hamlesiydi. Oyunun sonunda biri kaybedecekti. Ve bu, Bu öyle bir oyundu ki, Sağ bırakmayacak hiç kimseyi. ⛓️ "Planı anladın mı?" diye sordum karanlık ormanın içinde, bir ağaç kavuğunun arkasında elimdeki telsize doğru fısıldarken. "Tek bir hata istemiyorum. Tek bir hatada hepinizi tek tek yakarım." "Yanlış yapıyorsun Aleda," dedi Lider telsizin cızırtılı sesinden. "O adam seni eline geçirdiği an öldürür. Barlas Karaman... O, sadece tehlikeli değil, aynı zamanda tehlikenin ta kendisi. Acımasızın teki. O adam eline geçirirdiği an yaşatmaz kimseyi." "Eğer o bir ateşse ben de onun bir aleviyim. Korkmuyorum. İster cehennem olsun, ister fırtına, ister karanlık. Korkmuyorum. İkimizden biri bugün ölecek ya o ya ben. Korkmuyorum. Bana istediğini söyle Lider ama ben o adamdan korkmuyorum." dedim her kelimenin üstüne basa basa ve çenemi sıkarak. Öfke, sanki kanımı kaynatan bir zehirdi. "Şimdi sana son kez soruyorum Lider, planı anladın mı anlamadın mı?" "Anladım. Barlas Karaman'ın gemiye yüklenecek tırları var. İçinde tonlarca silah taşıyor. Onlar bugün içinde gemiyle yurtdışına çıkacak. Toplam beş tır, her birinin arasında elli metre var ve en önden korumalar takip ediyor tırları. Tahmini iki dakika içinde koruma arabaları yanına ulaşmış olacak. Koruma arabaları geçer geçmez ilk tırın olduğu konumdaki bombayı aktif edeceksin ve ortalıkta büyük bir kargaşa yaşanacak. Onlar baskın yememek için tekrar harekete geçtiği sırada polise ihbar edip Barlas Karaman'ı tutuklattıracaksın." "Aferin. Anlamışsın." dedim soğuk bir sesle. Ardından devam ettim. "Polise haber verdin değil mi? Bombanın patladığı sırada polislerin olay yerine intikâl etmesi gerekiyor." "İhbar ettim. Bomba patladığı anda orada olacaklar." Durdu. Bir şey söylemek ister gibiydi. Telsizin cızırtılı sesinde yankılanan derin ve sancılı bir nefes verdi. "Aleda. Bak, gel beni dinle; vazgeçmek için hâlâ geç değil." "Asla." dedim keskin ve aksi olmaz bir dille onu reddederek. "Bu saatten sonra gerekirse kan kusup kızılcık şerbeti içtim derim ama asla vazgeçmem." "Yapma, yanacaksın." Güldüm alayla. "Ben zaten yanmışım." Telsizi kapatıp etrafa göz gezdirdim. Uzaktan bir araba sesi geliyordu. Korumalar yaklaşıyordu. Elimdeki tuşu kontrol ettim. Buna bastığım an bomba patlayacak ve büyük bir kargaşa çıkacaktı. O kargaşadan sonra polis olay yerine intikal edecek ve Barlas Aslan Karaman ebediyen tarihe gömülecekti. Kendimi her yanına mayın döşenmiş bir yolda yürüyor gibi hissediyordum. Gergindim. Korkmuyorum da diyemezdim çünkü bu plan baştan sona kadar riskliydi. Ölme ihtimalim de vardı ama bu ihtimali göz ardı etmeye çalışıyordum. Hayatım boyunca beni kurtaran yegâne varlık hep cesaretim olmuştu. Şimdi de öyle olmak zorundaydı. Ölmek pahasına cesur olacaktım. Çünkü ben buydum. Koruma arabaları gittikçe yaklaşıyordu. Onları atlatmak planın en büyük hamlelerinden biriydi. Ve başarıyla gerçekleşti. Koruma arabaları gizlendiğim ağacın arkasından gördüğüm kadarıyla teker teker gitmişti. Şimdi yoldan geçme sırası tırlardaydı, ilk tır geçtiği an patlatacaktım bombayı. Hem korumalar o sırada uzaklaşmış olacaktı hem de kargaşa herkese yayılacaktı. Zamanlayı tuttum. Bir dakika sonra ilk tır bombanın olduğu yere ilerlemeye başladı, tam bombaya doğru yaklaşmıştı ki bombanın tuşuna sertçe bastım, bomba bir saniye otuz salise içinde patladı. Ve o an kadar yüksek bir gürültü koptu ki kulaklarımı kapatmak zorunda kaldım. İlk tır hızlı bir frenle adeta öne savrularak durdu. Patlamayla arasında on metrelik bir mesafe vardı. Ama polisler yoktu. Hayır, hayır! Böyle olmaması gerekiyordu. "Aptal Lider!" dedim küfreder gibi öfkeli bir sesle. "Hani polislere haber vermiştin?!" Aceleci bir tavırla hareket edip ağaçların arasına gizlendim ve tırın arkasına doğru son hızla ilerledim. Diğer tırlar gelmeden bir şekilde gizlenmenin bir yolunu bulmalıydım. Bu nakliyat yılda bir gerçekleşiyordu ve bu fırsat bir daha elime geçmeyebilirdi. Kendimi riske atıyordum ama başka şansım yoktu. Kapağı zorladım, saniyeler içinde kapak sessizce iki yana açılırken kollarını kaldırıp kendimi üste çektim ve hızla ayağa kalkıp tırın içine ilerledim. Tırın sonuyla başı arasında on metrelik bir mesafe olduğu için şoför kapağın açıldığı duymamıştı. Amacım kanıt toplamaktı sonra buradan hızla ayrılacaktım. Ama tırın içi öylesine karanlıktı ki önümü göremiyordum. Etrafa baktım. Burada silahla dolu çelik kutular olması gerekirdi ama hiçbiri yoktu. Ve nedensizce içimden bir ses, asıl bombanın birazdan benim üstüme patlayacağını söylüyordu. Tam o an, güçlü bir kol beni tutup sertçe kendine çekti. "Beni mi arıyorsun Aleda Rima Akalay?" Bir ses. Kalbimi yerinden oynatan, ölüm gibi soğuk bir ses. Tırın içi bir anda aydınlandı. Etrafıma baktığım an, karşımda gördüğüm yüzle dehşet içinde kaldığımı hissettim. Tenim buz kesti, kalbim kaburgalarımı parçalayacak gibi çarpmaya başladı, hayatım boyunca yaşayamayacağım kadar büyük bir ürperti ensemden aşağı kaydı. Ölüm, bana hiç bu kadar yakın olmamıştı. Çünkü tam karşımda Barlas Aslan Karaman vardı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE