6. Bölüm

1146 Kelimeler
Bir anlık öfkeyle attığım adımlar, hayatım boyunca bana hep pişmanlık doğurmuştu. Öfkelenince gözüm hiçbir şey görmüyordu. Yakıp yıkmak ve her yeri kül edene kadar durmamak istiyordum. Ve kül olduğum an, geri dönüşü olmayan bir pişmanlık nüksediyordu içime. Zamanı geri alamayacağımı bile bile. Şimdi o pişmanlıklardan birini yaşıyordum. Öfkeyle söylediğim bir sözün hayatıma mâl olacağını bile bile söylemiştim. Ve sırf bu yüzden şimdi gözlerimi kapatıp ölümü bekledim. Dediğini yaptı. Barlas Karaman dediği şeyi zaten yapardı. Alnımda soğuk namluyu hissettiğim an tetiğin gevşekliğini aldı ve sordu: "Son sözün ne olacak Aleda Rima Akalay?" İkna et, diye bağırdı o an içimden bir ses. Onu seni vurmaması için ikna et. Öyle bir şey söyle ki ona, değil seni vurmak silahı tutmaya bile eli gitmesin. "Beni gerçekten vuracak mısın?" dedim bir anda, içimden nasıl geliyorsa öyle konuşuyordum. Ölüme giden yolda son çırpınışlarımdı sanki bunlar zira acımasız ve tehlikeli bir adamın eline düştüğünü biliyordum. Ve aslında hayır, içimden nasıl gelirse öyle konuşmuyordum. Sadece... Onun, beni vurmaması için onu ikna etmeye çalışıyordum. "Ben..." dedim sakince. Nasıl böyle sakın kalmıştım bilmiyorum. Kabul etmiştim artık bir şeyleri, bu sefer yolun sonunda olduğumu bilerek çırpınıyordum. "Evet, kabul: Ben seni polise ihbar etmek istedim, ben senin aleyhine ne varsa yaptım ama sen beni basit bir kurşunla mı öldüreceksin Barlas Karaman? Bu mu senin intikamın?" Güldüm alayla. "Beni öldür Barlas Karaman. Ama ellerinle yap bunu, kör bir kurşunla değil." Eli, çenemi daha sıkı kavradı. "Ne olsun istiyorsun?" "Beni vuracaksan bunu silahla yapma. Çünkü o zaman silahı affederim ama seni asla. Bana böyle nefretle bakan gözlerini bile affederim ama kurşunu atan ellerini asla." Derin bir nefes sesi döküldü dudaklarımdan. "Eğer yaşamama izin verirsen seninle savaşmak için bir şansımız olur. Ve eğer savaşı sen kazanırsan, senden neden ölümüne nefret ettiğimi sana anlatırım. Ama eğer ben kazanırsam..." Yarım bıraktığım cümlede ona karşı kazanmanın bahsi geçince gözlerimde alacalı bir arzu ateşi tutuştu aniden. Ve devam ettim yüksek bir sesle. "Eğer kazanan ben olursam o tetiği ben çekeceğim ve o kurşunu sana ben sıkacağım. Kabul ediyor musun Barlas Karaman? Seninle gireceğimiz savaşı kazanırsam, seni öldürecek olmamı kabul ediyor musun?" "Hayır." dedi soğuk ve kasvetli bir sesle. Sesimin ayarını kontrol etmeye çalışarak stabil bir tonda sordum: "Sebep?" "Bana sunduğun vaadi beğenmedim." Yüzüme yaklaştı. Gözleri, bir insanın bakamayacağı kadar tehlikeli bakıyordu. Ona 'canavar' dememe böyle kızmasının sebebini anlamıyordum çünkü o, bu lafı sonuna kadar hak ediyordu. "Güzel vazgeçirmeye çalıştın beni, aferin. Aslanın pençesine düşmüş ceylan nasıl çırpınırsa öyle çırpındın." İçimden ağır bir küfür savurdum. Hem acımasız hem kötü hem de çok zeki bir adamdı. Çok tehlikli bir üçlemenin birleşmesiydi. Üstelik karşısındakini öyle güzel manipüle ediyordu ki oyun oynuyor ihtimali insanın aklının ucundan dahi geçmiyordu. "Başından beri öldürmeyecektin beni. Bana oyun oynadın!" dedim büyük bir öfkenin tesiriyle sesim kısılırken. "Sadece nasıl köşeye sıkıştığımı görmek için bana oyun oynadın!" "Evet." dedi benim öfkemin aksine inanması güç bir rakatlıkla. "Ve sen de," diye fısıldadı yüzüme. "Bu oyuna inandın." Beni deliye çeviriyorsun. Beni mahvediyorsun. Aklımla oynuyorsun. Sen bana ne yapıyorsun Barlas Karaman? "Nasıl bir adamsın ya sen?" dedim içimdekileri ona söylemeden. "Sen benim nasıl bir adam olduğumu hiç bilemeyeceksin Rima Akalay." "Bir gün olur da elime düşersen," dedim istekle. Bunun olmasını öyle çok istiyordum ki hayatımdaki arzu ettiğim bütün şeyler toplansa bu isteğimin boyutuna ulaşamazdı. "Elime düştüğün gün seni öldüreceğim Barlas Karaman ve senin aksine, oyun oynamayacağım seni öldürürken çünkü gözümü dahi kırpmadan yapacağım bunu." "Bunu yapmak isteyen yüzlercesi kişi var Rima Akalay." Güldü alayla ama bu gülümseyiş, diğerlerinden farklıydı. Bu sefer bunu söylerken memnuniyetsizdi bu durumdan. Ona dair her şeyi zihnimin bir köşesine kaydediyordum, vakti geldiğinde kaydettiğim her şeyi ona karşı koz olarak kullanacaktım. "Benim çevremde yüzlerce düşmanım var." dedi cümlesine soğuk ve kasvetli bir sesle devam ederken. "Ama sen, sen onlardan biri değilsin. Ne söylersen söyle, sen istesen de beni öldüremezsin Rima Akalay." Başımı salladım olumsuz anlamda. "Yanılıyorsun." Sesim keskin ve net bir tondaydı. "Öldürürüm seni Barlas Karaman." Kaşlarını, söylediklerimi sorgularcasına kaldırdı. Ama yüzündeki alaycı ifadeden hâlâ ödün vermemişti. "Neden yaparsın bunu?" "Çünkü sen," dedim kurumuş dudaklarımı ıslatarak. Bunu düşünmek bile boğazını düğümlüyor, kalbimi paramparça ediyordu. "Çünkü Barlas Karaman, sen içimde bana ait bir şeyi öldürdün." Alper'i... Alper'i sen öldürdün. "Benden intikam mı almak istiyorsun?" "Evet." "Ama ne için olduğunu söylememek için diretiyorsun." Çenemi sıktım. "Duymayı hak ettiğini düşünmüyorum." "Eğer biraz daha konuşmaya devam edersen ben de senin yaşamayı hak etmediğini düşünmeye başlayacağım." Yüzündeki alaycı gülümseyiş bu cümleyi kurduktan sonra sinir bozucu bir biçimde genişledi. "Bu düşünceyi aklıma sokarsan yarını zor görürsün Rima Akalay." Bıkkın ve yorgun bir nefes sesi döküldü dudağımdan. "Benden ne istiyorsun?" Bir bilinmezliğin ortasındaymış gibi baktı yüzüme. "Seninle ne yapacağıma daha karar vermedim." İmalı bir şekilde gülümsedim. "Ben ne yapmak istediğini biliyorum." İfadesiz bir şekilde yüzüme baktı ama gözlerinin derinliklerinde saklı arzuyu görmüştüm. "Ne yapmak istiyormuşum seninle?" "Seninle bir iddiaya girelim Barlas Karaman." Aklımda bir plan vardı. O gün, uçurumun kenarında ettiğim yemindi bu planın temel taşı. Şimdi elimde bir fırsat vardı ve bunu kullanacaktım. O gün ettiğim yemin ise aslında bu planın başıydı: Tehlikenin diğer adı olan adam: Barlas Karaman. Bir zehir gibi gireceğim hayatına, sinsi bir ok gibi yavaş yavaş işleyeceğim içine, aklına. Kalbin yok, taştan bir duvarsın; bütün taşlarını oyup kendimi koyacağım oraya. Seni mahvedeceğim Barlas Karaman, kimseyi mahvetmediğim kadar ve senin hayatın boyunca hiç mahvolmadığın kadar mahvedeceğim seni. "Benimle üç ay geçireceksin." dedim bir anda lafa girerek. Uzatmayacaktım, onu ikna etmek istiyorsam önce onu şaşırtmam gerekiyordu. "Sana bir saat bile zor katlandım ben." dedi aksi bir sesle. "Üç ay seninle aynı yerde yaşamam mümkün değil." "Devamını duymadın ama-" Sözümü kesti sertçe. "Duymak istediğimi de sanmıyorum. Biz seninle değil üç ay, bir hafta bile yaşamaya çalışırsak ilk haftada ikimizden biri diğerini öldürür. Güldü alayla. Ve bu senaryoda ölen kişi muhtemelen sen olursun." "Beni tanımıyorsun." dedim öfkemi bastırmaya çalışarak. Sözlerimi umursamadı, arkasını dönüp yürümeye başladı. "Tanımak da istemiyorum." Hayır. Hayır bu olmamalıydı. Planım ters tepiyordu, onu durdurmak zorundaydım. "Söz veriyorum." diye bağırdım bir anda arkasından. "Sana üç ay boyunca hiçbir şey yapmayacağım. Sana ihanet etmeyeceğim ve seni öldürmeye çalışmayacağım." "Saatler önce yaşananlardan, beni polise ihbar etmeye çalışmadan, işlerimi baltalamandan sonra; sana inanmamı gerçekten bekliyor musun?" "Ben söz verdim mi tutarım, bundan emin ol Barlas Karaman." Başını, omzunun üstünden çevirerek yüzünü yavaşca bana döndü. "Bir kere yalan söyleyen her zaman söyler. O yüzden bana ne hakkında söz verdiğin umurumda değil Rima Akalay. " "Ama," dedim ihtiras dolu bir sesle. "Daha teklifin sonunu duymadın." İntikam için ne kadar ileri gidebilir bir insan? Öfkeyle kaç yanlış adım atabilir? Her şeyini kaybedeceği yolda ne kadar yürüyebilir? Her şeyini kaybettiğini bile bile daha ne kadar devam edebilir? Sonuna kadar. Feda edebilirdim. Kazanmak uğruna, o intikamı ondan almak uğruna. Kendimi, bedenimi, ruhumu... Ona feda edebilirdim. Güldüm, acının iflâh olmaz tebessümüydü bu. Diken gibi batıyor ama her şeye inat gül diyordu. Ama ben... Lanet olsun ki ben... Bu hikayede mahvolacağımı, onun beni mahvedeceğini bile bile bu teklifi ettim; bir zehir olduğunu bildiğim cümleyi ona söyledim: "Sen, birlikte olduğumuz bu üç ay boyunca bana istediğini yapabilirsin Barlas Karaman."
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE