16 bölüm

677 Kelimeler
Rodrigo bir an düşündü, ardından omuz silkerek pes etti. "Peki, prenses. Sana güveniyorum. Ama başımıza gelen her şeyin sorumluluğu sende olacak, bunu unutma." Andres ve diğerleri sessizce başlarını sallayarak Silitsia’ya katıldıklarını belirttiler. Herkes, Silitsia'nın kararını sorgulasa da onu yalnız bırakmayacaklarını belli etmişti. Silitsia, taşı sıkıca elinde tutarak yeniden parlamasına izin verdi. "Yarın sabah şafakta yola çıkacağız. Hazırlıklarınızı yapın. Uzun ve tehlikeli bir yolculuk olacak." Odadaki herkes sessizce odalarına çekilirken, Silitsia bir kez daha taşı elinde tutarak içindeki gücün farkına varmaya çalıştı. Bu taşı ve onun temsil ettiği sırları tam olarak çözmeden önce, yolculuklarının ne kadar zorlu olacağını tahmin bile edemiyordu. Ancak ne olursa olsun, içindeki kararlılık, bu döngüyü kırma isteğiyle birleşiyordu. Şafak vakti çöktüğünde, grup sessizce atlarına binmişti. Silitsia, boynuna astığı taşla, adeta bir savaş meleği gibi atının üzerinde süzülüyordu. Zırhının altındaki taş, hafifçe parıldamaya devam ederken ona güç ve kararlılık veriyordu. Grubun geri kalanı da onun bu kararlı duruşuna bakarak içlerindeki şüpheleri bir kenara bırakmıştı. Yolculukları uzun ve zorlu olacaktı, ama Silitsia’nın liderliği altında ilerlemeye hazırdılar. Yağmurla ıslanan yollar, rüzgârla savrulan geceler, soğuk ve tehlikelerle dolu dağ geçitleri… Üç gün boyunca durmaksızın ilerlediler. Yorgunluk, zaman zaman onlara diz çöktürecek kadar ağırlaştı, ama kimse geri adım atmadı. Silitsia her zaman en önde, taşı takip ederek onları doğru yola yönlendirdi. Geceleri taş hafif bir ışıltı yayarak yollarını aydınlatıyor, gruba güven veriyordu. Üçüncü günün sonunda, yoğun bir yağmurun ardından ufukta küçük bir köy belirdi. Grup, yağmurdan ve yorgunluktan sırılsıklam olmuş bir halde köye doğru ilerledi. Köy, yüksek dağların eteğine kurulmuş, sakin ve sessiz bir yerdi. Ahşap evleri ve küçük tarlalarıyla konaklamak için ideal bir yerdi. Yolculuğun yorgunluğu grup üzerinde fazlasıyla hissediliyordu, ve burada biraz dinlenmek herkese iyi gelecekti. Rodrigo, atının üzerine eğilip Silitsia’ya baktı. "Burası bir süre için sığınabileceğimiz bir yer gibi görünüyor. Geceyi burada geçirsek iyi olur." Andres de başını sallayarak onayladı. "Uzun zamandır dinlenmedik. Bu köyde birkaç gece kalabiliriz. Ayrıca, bir şeyler öğrenme fırsatımız da olabilir." Silitsia, taşın boynunda hafifçe titreştiğini hissederek ona doğru bir bakış attı. Taş, henüz belirli bir yönü işaret etmiyordu, bu da burada bir süre durmanın sorun olmayacağı anlamına geliyordu. Taş, adeta bir rehber gibi yol gösteriyordu; onun sessizliği, bu köyde kalmaları gerektiğini işaret ediyordu. Silitsia başını onaylayarak hafifçe eğdi. "Burada dinleneceğiz," dedi. "Ama herkes dikkatli olsun. Görünüşe göre sıradan bir köy, ama her yerin kendine has tehlikeleri olabilir." Grup köyün girişine doğru ilerlerken köylüler meraklı gözlerle onlara bakıyordu. Sıra dışı görünümleri ve üzerlerindeki zırhlar, köy halkının dikkatini çekmişti. Silitsia, köyün merkezine geldiklerinde, grubun konaklayabileceği bir yer bulmak için gözlerini etrafta gezdirdi. Küçük bir hanın önünde durdular ve gruptan biri kapıyı çalarak han sahibini çağırdı. Yaşlı bir adam, hırpalanmış bir yüz ifadesiyle kapıyı açtı ve yabancılara şaşkınlıkla baktı. "Siz kimsiniz? Ne arıyorsunuz burada?" diye sordu, sesinde bir tedirginlik vardı. Silitsia, nazik bir ses tonuyla cevap verdi. "Biz yolcuyuz. Geceyi burada geçirebileceğimiz bir yer arıyoruz. Konaklayacak yeriniz var mı?" Adam bir an duraksadı, ardından başını sallayarak onları içeri buyur etti. "Hava kötü. Siz de ıslanmış görünüyorsunuz. İçeri gelin, birkaç odadan fazlası yok ama sıcak ve kuru." Grup, yaşlı adamın daveti üzerine atlarından inip hana girdiler. Hava soğuktu, ama içerideki sıcaklık onları hemen rahatlatmaya başlamıştı. Han sahibi, odaları gösterirken bir yandan da konuşmaya devam ediyordu. "Bu köy sessizdir, fazla yabancı gelmez buraya. Ama iyi insanlardır köylüler. Size zarar gelmez." Silitsia, hanın içindeki sıcaklığı ve güven hissini içine çekti. Ancak taş boynunda hafifçe titreşmeye devam ediyordu; sanki onları bekleyen daha büyük bir gerçeğin habercisiydi. Dinlenmek için zamanları olacaktı, ama Silitsia’nın içgüdüleri, burada geçirdikleri her anın önemli olduğunu söylüyordu. Silitsia, hanın içinde herkesi yerleştirdikten sonra boynundaki taşın hafif titreşimlerini hissetmeye devam ediyordu. Taşın bu sessiz uyarıları, burada basit bir dinlenmenin ötesinde bir şeylerin olduğunu söylüyordu. Ancak şimdilik, grubun dinlenmeye ihtiyacı vardı. Odalarına yerleşen herkesin yorgun ve bitkin olduğunu görebiliyordu. Rodrigo bile, tüm neşesini bir kenara bırakarak bir köşeye çekilmiş, sessizce zırhını çıkarmaya başlamıştı. Silitsia, bir süre herkesin hazırlıklarını tamamlamasını izledi. Ardından Andres’e döndü. "Herkes biraz dinlensin," dedi sakin bir sesle. "Bu gece bir şeyler sezdim, ama acele etmeden önce güç toplamamız gerek." Andres, Silitsia’nın kararlılığına güvenerek başını salladı. "Peki ya sen? Taşın sana ne gösterdiğini anlayabildin mi?"
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE