Tehdit

1201 Kelimeler
Anka'nın Anlatımından Devam Nefes alış verişlerim hızlandı, gözlerimi kapatıp Yaman'ın tişörtünü sıkıca kavradığımda banyonun kapısı kırıldı. Çığlık atmamak için dudaklarımı birbirine bastırdığımda aynı adam yine konuştu. "Ne oluyor lan burada?" dedi Yaman'ı görünce. Nefesimi tuttum. Adım sesleri yaklaştığında Yaman'ın elini hissettim elimin üzerinde. Yavaşça elimi tişörtünden uzaklaştırdığında uyandığını anladım. Nihayet! Sabırla adamın bize yaklaşmasını beklerken karnımdaki baskıyla yutkundum. Silahıydı bu. Birazdan evimde silahlar patlayacaktı. Yine başın belada kızım Anka... Ama kafası güzel de olsa Yaman yanımda olduğu için şanslı sayılırdım. Adamla aramızdaki mesafe kısaldığında Yaman aniden doğrulup ateş etti. Kulaklarımı kapatıp korkarak etrafıma bakınırken adam kolunu tuttu. Hemen arkasında mağarada gördüğüm adam vardı. Yaman ani bir çeviklikle silahını ona çevirip ateş ettiğinde ikisi de omzundan vurulmuştu. Kapının ardında ise bir kişi daha vardı. Bu tarafa doğru ateş ettiğinde Yaman üzerime eğildi. Küçücük bir küvette esir kalmıştık resmen. "Yaman!" Kolunu başıma dolayıp beni göğsüne çektikten sonra doğruldu, art arda ateş ederken ellerimi kulsklsrımdan çekmedim. Yetmezmiş gibi kapım da çalıyordu. Her şey üst üste gelmişti yani yine! Yaman beni bıraktığında artık evimde üç yaralı vardı. Sivillerdi, ne diye girmişlerdi ki evime? Yaman hızlıca küvetten çıkıp adamlara yaklaştı. Hepsinin silahını alıp ışıkları açtığında doğruldum. Kapının önündeki hareketsiz yatıyordu. "Ölmüş mü?" Eğilip nabzını kontrol ettikten sonra başını salladı. "Bu ölmüş." deyip diğer adama yaklaştı. Mağarada neredeyse bana saldıracak olan o adama. Yaman keşke oracıkta öldürseydi onu. Pislik herif! Yaman adamın yakalarına yapışıp kendine yaklaştırdığında küvetten çıktım titreye titreye. Su da soğuktu zaten, sanırım birazcık da korkmuştum. Hatta çok korkmuştum. "Ne diye geldiniz lan buraya?" O adam yüzünü buruşturup omzunu tuttu."Öldürsen bile söylemem." diye inledi. "Bizde ihanet olmaz." Yaman kuvvetlice sarsttı onu. "Kime ihanet edeceksiniz lan siz? Sizin bir bayrağınız yok! Sizin bir vatan toprağınız yok! Neye, kime ihanet edeceksiniz siz!" Teröristin yüzü giderek asıldı. "Kurulmakta olan devletimiz hepinizin kanını içecek, bizim kuracağımız devlet sizin sonunuzu getirecek!" "Öyle mi? Ben senin o devlet dediğin zıkkımı yıkmasını, sizi de kendi kanınızda boğmasını iyi bilirim. Ama sen o günleri göremeyeceksin." Adamı ittirip ayağa kalktı ve silahını ona doğrulttuğunda gözlerim fal taşı gibi açıldı. "Yaman!" deyip eline atıldım. Silahını tuttuğumda başını eğip yüzüme baktı. "Evimde bir kişiyi daha öldürmene izin veremem." "Anka... Çek elini." "Çekmem! Burası benim evim, kimseyi öldüremezsin!" "İzle bak, nasıl öldürüyorum." deyip adama döndüğünde diğer eliyle elimi uzaklaştırdı. "Kızı istediler!" diye bağırdı o adam. Bir de az önce ihanet etmem diyordu. Yaman'ın ciddi olduğunu anlayınca vazgeçmişti bu kararından. "Neden?" gerçekten neden? Benden ne istiyorlardı ki? "Babası hakkında..." deyip nefeslendi. Yaman gerisine izin vermedi. Eğilip adamın kafasına vurduğunda bayıldı. "Ya ne güzel anlatıyordu, neden vuruyorsun!" "Kapın çalıyor, muhtemelen sevgilin. Git de kapıya bak." "Ya sen neden adama vuruyorsun ki? Ben bir soru sordum. Babam hakkında bir şey söyleyecekti." "Evet söyleyecekti. Gizli kalması gerektiği için vurup bayılttım." "Ben de bilmek istiyorum." "Yasak." "Babam hakkında ama, bilmeye hakkım var." "Yasak." dedi tekrar. Kapı zorlanmaya devam ederken oflayıp banyodan çıkıp kapıyı açtım. Serdar panikle yüzüme baktı. "Anka? İyi misin sen?" deyip baştan aşağı süzdü. "Silah sesleri duydum da neden ıslaksın sen?" "Sonra anlatırım." deyip banyoya doğru adımladım. Yaman üç adamı da yan yana yatırdı. "Senin ne işin var burada?" dedi Serdar Yaman'a. "Siz neden ıslaksınız?" Yaman cevap vermedi, ben de yanlış anlaşılmasın diye Serdar'a döndüm. "Adamlar içeri girince küvete saklandık." dedim. "Yaman niye gelmiş?" "Bir şeyini unutmuş." dedi. Yaman ayağa kalktı. "Ben haber vereceğim." deyip banyodan çıkacakken kolunu tuttum. "Bekle sen." deyip Serdar'a döndüm. "Bizi yalnız bırakır mısın?" İtiraz edecek gibi oldu, sonra mecbur dışarı çıktı kavga etmemek için. O çıktığında banyonun kapısını kapattım. Kırıldığı için hafif aralıktı. Bu yüzden Yaman'ı kapısının arkasına yasladım. Kapı tamamen kapandı. "Ne yapıyorsun sen?" "Seni şikayet edeceğim. Morfin kullandığını da söyleyeceğim." "Askerliğimi yakarsın." deyip nefeslendi. "Kimseye söyleme." "Hayır söyleyeceğim. Bu halde benim evime gelip hayatımı tehlikeye attın. Bu buradan kolay kolay dönmez Yaman bey." "Evine geldiğim için teşekkür edersin sanmıştım. Yine hayatını kurtardım ya hani?" "Bu şekilde değil. Ne kadar korktum haberin var mı senin?" kolumu sıktığını ve saçlarımı çektiğini söylemek istemedim rahatsız hissetmesin diye ama sabrımı sınarsa onu da söylerdim. "Tamam, tamam bir daha gelmeyeceğim. İstediğimi de aldım sonuçta." "Yeterli değil. Morfin aldığını bildireceğim." Nefesini bırakıp başını çevirdi. "Tamam, tamam bir daha almayacağım." "Sözüne güvenmiyorum." Gözlerini kapattı. "Ağrılarım var Anka. Beni anlamıyorsun." "Ağrıların için doktorunla konuş, sana başka bir şey tavsiye edebilir." Gözlerini açıp bana döndü, başını eğip yüzüme yaklaştı. "Bilmiyor muyum bunları? Geçmediği için çaresiz kaldım ya zaten." "Beni ilgilendirmez. Acıdan kıvransan bile bir daha morfin almayacaksın. Hatta her gün gelip senin acıdan kıvrandığını göreceğim. Morfin aldığını anlarsam seni şikayet ederim." "Krizlerim artar." "Umrumda değil." "Anka bana ne verdiklerini bilmiyorsun, o yüzden böyle rahat konuşuyorsun." "Az önce de dediğim gibi. Umrumda değil. Morfin alıp hayatını tehlikeye atmaya devam edersen seni şikayet ederim. Bağımlı olduğunu anladıklarında başın yanar." "Vicdansızın tekisin." "Aksine, seni korumaya çalışıyorum. Her gün geleceğim, umarım bir daha morfin almayı aklının ucundan bile geçirmezsin üsteğmenim." Sıkıntıyla nefesini bıraktı. "Benim hayatım." "Kusura bakma, asker olduğun andan itibaren senin hayatın bizim hayatımız oldu. Yaşaman, kendine iyi bakman gerekiyor. Sen bir askersin, öncelik kendi can güvenliğin." "Tamam, tamam bırakacağım. Yavaş yavaş..." "Hemen." deyip kestirip attım. "Yoksa söylerim o sinirli arkadaşına. Sonra da albayına. Ya da kim varsa işte." "Beş dakika sonra hayatından çıkıp gideceğim, uğraşmasana Anka benimle." "O adamın az önceki söylediklerinden sonra bence hayatımdan çıkıp gidemeyeceksin Yaman. İkimiz de bu hayata mecburuz artık. O yüzden ben ne diyorsam onu yapacaksın." "Yavaş yavaş bırakabilirim ancak. Bir haftada çok fazla kullandım." "Beni ilgilendirmez. Tek seferde bırakacaksın." "Anka o dediğin mümkün değil." "Bak söylerim!" "Tamam!" deyip üzerime geldi. "Tamam Anka tamam. Tamam, sen kazandın." deyip ofladı. "Güzel. Şimdi çıkabilirsin." deyip kolunu bıraktığımda kapıyı açıp banyodan çıktı. Teröristlerle banyoda tek kalınca ben de hızlıca çıktım peşinden. "Ne oluyor? O adamlar kim, neden evindeler?" "Bilmiyorum, en sonki kaçırma olayı ile bir ilgileri var herhalde." "Senin için mi geldiler?" Başımı salladım. "Benim evime başka kim için gelecekler sanki Serdar?" "Bilmem, şu Yaman'ın peşine takılıp gelmiş olmasınlar." "Hayır hayır, adam açık açık söyledi zaten benim için geldiklerini." "Neden peki?" Yaman bana bile söylemek istemediği için Serdar'a söyleyemezdim. Bu yüzden omuz silktim. "Bilmiyorum." "Hadi üzerine bir şeyler al da bana gel. Birazdan burası asker kaynar. Geçip uyu evde." "Uyuyamam ki, hem zaten ifade vermem falan gerekir. Ben burada kalacağım." "Anka en azından ifade verene kadar geç de biraz dinlen." "Gerek yok, böyle iyiyim." deyip göz ucuyla Yaman'a baktım. Tekrar banyoya girmişti. "Onun için kıyafet getirebilir misin? Hasta olmasın." "Benim kıyafetlerim olmaz ona." "Neden olmasın canım, ikiniz de yaklaşık aynı kilodasınız. Biraz daha geniş olan kazaklarından falan getirsen mesela?" kiloları yakındı, sadece Yaman biraz daha uzundu. "İyi, tamam. Ben getiririm." dediğinde gülümsedim. İstemeye istemeye evden çıktığında banyoya girdim. Yaman küvetin kenarına oturup ellerini başının arasına almıştı. Ne düşünüyordu bilmiyorum ama merak ettiğim bir şey vardı. "Yaman?" Başını kaldırıp bana baktığında boğazımı temizledim. "Kendinde değilken ne yaptığını hatırlıyor musun?" Başını iki yana salladı. "Her şey çok silik. Sadece askeriyeden çıkıp sana geldiğimi hatırlıyorum." Beni öptüğünü hatırlamıyorsun demek. İyi, en azından bunun utançlığıyla yaşamayacaktım. "Sana bir şey mi yaptım?" "Hayır, sadece merak ettim. Bana bir şey yapmadın." "İyi." deyip önüne döndü. Gözlerini adamlardan ayırmazken ben de odama doğru adımladım. Bir an önce şu üzerimdeki ıslak kıyafetlerden kurtulmalıydım. Üzerimdeki kıyafetleri indirip bornozumu giyip yatağa oturdum. Saçlarımı havlu ile kurularken ofladım. "Sen unuttun da ben nasıl unutacağım?" Ofladım, işimiz iş... ~ ~ ~ ~ ~ ~
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE