Ziyaret

1402 Kelimeler
24 Eylül Çarşamba Anka'nın Anlatımından Devam Dersler bittiğinde kendimi doğrudan eve atmak gibi düşüncelerim vardı. Gece hiç uyumamıştım. Eve geçtiğimde duşa girmiştim ve saat zaten beş olunca hiç uyumadan hazırlanıp kahvaltımı da yapıp evden çıkmıştım. Serdar'ı beklemiştim bir de. Okula beraber gitmiştik, giderken de birbirimizi tanımaya çalışıyorduk. Arkadaş olarak tanımak ayrıydı, bir de hayat arkadaşı olarak tanımak istiyordum. Birbirimize uyum sağlayıp sağlayamayacağımızı merak ediyordum. Ders aralarında da ara ara sınıfıma gelmişti. Çocuklarla ilgilenince sınıfta kalıyordum, o da her fırsatta gelmişti yanıma. Nihayet dersim bittiğinde çocuklara baktım. "Ödevler?" deyip kaşlarımı kaldırdığımda hepsi hep bir ağızdan bağırdı. "Yapılacak öğretmenim!" Gülümsedim. "Aferin benim çocuklarıma." deyip ayağa kalktım. "Sarılalım?" deyip kollarımı açıp eğildiğimde yirmi tane kanatsız meleğim üzerime çullandı, sıkıca sarıldık birbirimize. "Hadi bakalım. Herkes dikkatli bir şekilde evine gidiyor. Anlaştık mı?" "Anlaştık öğretmenim." Öğrencilerim sınıftan çıktığında çantamı toplayıp ben de peşlerinden çıktım hemen. Öğretmenler odasına uğramama gerek yoktu, bu yüzden direkt okuldan çıkıp dış kapıya doğru adımladım. "Anka?" Serdar'ın sesiyle gözlerimi kapattım. Sevgilini unuttun sen sanırım az önce Anka! Arkamı döndüm, aramızdaki mesafeyi kapattı. "Çok özür dilerim, ben seni unuttum." dediğimde güldü. "Sorun değil. Ben de sınıfına gidiyordum ama seni gördüm. Beraber gidelim mi?" "Aslında ben devlet hastanesine gidecektim." deyip mahcup bir şekilde yüzüne baktım. "Eve geçmeyeceğim." "Neden hastaneye gidiyorsun? İyi misin?" Başımı salladım. "Evet evet, aslında o askeri merak ediyorum. Bir de ona teşekkür etmek için bir şeyler alırım diye düşünüyorum." "Çok saçma, sen de onun hayatını kurtarmışsın. Teşekkür de ettin gece zaten. Gitmene gerek var mı?" "Aynı şey değil." "Aynı şey. İkiniz de birbirinizi kurtarmışsınız işte. Sence o sana bir şeyler alacak mı? Ya da teşekkür etmek için seni ziyaret edecek mi? Çok iyi niyetlisin Anka. Bütün bunlara gerek yok." "Bak sen anlamıyorsun. O adam beni..." aramızdaki mesafeyi kapatıp sessizce derdimi anlatmaya çalıştım. "Beni taciz edilmekten kurtardı. O orada olmasa ben hiçbir şey yapamazdım. Evet onun hayatını kurtardım ama onun yaptığını ben bir ömür unutamam. Küçük bir hediye alıp sağlığı nasıl diye gidip bakmak istiyorum sadece. Bence buna gerek var." Sıkıntıyla nefesini bıraktı. "İyi peki, beraber gidelim." "Ben giderim. Senin gelmene gerek yok. Gece boyunca uyanıktın zaten. Evine git. Hem ben biraz kendime alışveriş de yapacağım. Tek başıma gitsem daha iyi." "Alışveriş mi?" Başımı salladım. Anlasın diye ekledim. "Kadınsal ihtiyaçlar." Gülümsedi. "Peki, o zaman akşam görüşürüz ama değil mi?" "Görüşürüz tabiki. Erken gelmeye çalışacağım." "O zaman dikkat et." deyip eğildi. Yanağımı öptüğünde donakaldım. O uzaklaşırken ben hâlâ alık gibi bakıyordum etrafıma. "Öptü mü o beni?" Öptü harbiden. Bir yanaktan öptüğünde böyleysem... Silkelenip kendime geldim ve hızlıca adımladım. "Hadi gidip şu askeri ziyaret edelim." ~ Yaman Kurtay'ın odasına doğru adımladığımda kapıda bir asker vardı. Girmeme de engel olunca gülümsememi takındım. "Merhaba, ben üsteğmen Yaman Kurtay'ı ziyarete gelmiştim." "Komutanım kimseyi istemediğini açıkça söyledi." "İyi ama bence beni görmek ister." "Siz kimdiniz?" dediğinde morardım resmen. Kimim ki ben? "Şeyim ben..." deyip bakışlarımı kaçırdım. Sol tarafıma bakarken gözlerimi kocaman açtım. "Silah çekti!" diye bağırıp askere döndüğümde o da başını o tarafa çevirmişti. Fırsattan istifade kapıyı açıp içeri daldığımda Yaman kapüşonlusunu giyiyordu. Sırtı bana dönüktü ve siyah damarları artık belli değildi. "Gel buraya!" deyip kolumu tuttu asker. Yaman başını çevirip bizi gördüğünde kolumu kurtarmaya çalıştım. "Ya bırakır mısın? Arkadaşım o benim." deyip Yaman'a döndüm. "Sen de söyler misin arkadaş olduğumuzu." "Değiliz." deyip ayağa kalktı. Fermuarını çekti. "Götür onu Fatih." "Emredersiniz komutanım." dediğinde kaşlarımı düşürdüm. "Ya ben seni ziyarete geldim, insan böyle mi karşılar?" dediğimde bir yandan da odadan çıkartılmaya çalışıyordum. "Ayıp ayıp! İki kez üzerime düştün sen!" "Bırak Fatih." dediğinde Fatih kolumu bıraktı. "Çıkabilirsin sen." "Emredersiniz komutanım." deyip çıktığında kapıyı da kapattı. Sinirle dönüp nefesimi bıraktım. "Şakaydı." deyip ellerimi işaret etti. "Bana çiçek aldığını söyleme." "Birincisi hiç komik bir şaka değil. İkincisi evet sana çiçek aldım. Hasta ziyaretine boş boş gelmek istemedim." deyip elimdeki saksıyı ona uzattım. Hâlâ kapının önündeydik. "Ben bir çiçekle ilgilenemem. Bence bu sende kalsın." "Hediye geri çevrilmez üsteğmenim. Hiç kimse söylemedi mi bunu sana? Hem bunun bakımını sana anlatacağım. Işık alan bir yere koy, fazla ısı zararlı. Günde iki üç kez sulasan yeterdi aslında ama kış ayına girdik. Toprağı kurudukça sulasan yeterli. Bence basit. " "İlgilenemem. Götürsen daha iyi olur. " "Sana daha önce kaba olduğunu söyleyen oldu mu? Elimi uzatıyorum ya, alır mısın şunu?" dediğimde nefesini bıraktı. "İyi peki ver." deyip saksıyı elimden aldı. "Ortanca çiçeklerim sana emanet." "Üç gün içinde ölecekler." "Hayır ya, iyi bak onlara. Ölmesinler." "Denerim." deyip yatağın yanındaki koltuğu işaret etti. "Otursana." Çiçeği komodinin üzerine bırakırken ben de koltuğa oturdum. "Nasılsın? Krizlerin ne durumda?" "Bir ilaç verdiler. Sıklığını azaltmaya yönelik." "Ya damarların?" Kolunu sıyırıp gösterdi. "Daha iyi." dediğinde dün geceye göre büyük bir fark vardı. "Yaran peki?" "Tekrar dikiş attılar. Sorun yok." Başımı salladım. "İyi o zaman, artık daha iyisin. Bir de şu panzehiri bulduk mu çok daha iyi olacaksın?" merakla gözlerinin içine baktım. "Bir sonraki krize kaç saat kaldı? Yine üstüme düşmeni istemem." Güldü. "Çok var, daha yeni kendime geldim zaten." "Bu şekilde askerliğe nasıl devam edeceksin ki?" "Operasyonlara çıkamam." deyip başını çevirdi. "Panzehiri bulmadan olmaz." "Doktorlar ne diyor peki? Yani bunun başka bir yolu yok mu?" Başını eğdi. "Yok." dedi ama ses tonu hiç güven vermedi. Kesinlikle bir şey vardı, doktorların ona söylediği önemli bir şey ama belli ki bana söylemek istemiyordu. Çok ısrar etmedim, ben kimdim ki zaten? Birazdan bu odadan çıkacaktım ve bir daha birbirimizi görmeyecektik. "Ben biraz babanı araştırdım." başını kaldırıp gözlerimin içine baktı. "Babanı tanıyan kimse onun bir kızı olduğunu bilmiyormuş. Albayımız bile, senin onun kızı olduğunu duyunca çok şaşırdı." Gülümsedim. "Ama kağıt üstünde onun kızıyım sonuçta." "Öylesin, evet öylesin." dedi. "Babanla aranız nasıldı?" "Normal. Yani normal bir baba kızın arası nasıl olursa benimki de öyleydi işte." ellerimi birleştirdim. "Benden bahsetmemesinin sebebi beni korumak için falan olmalı." Aksini düşünmek istemiyorum zaten. "Doğru, baban mutlaka öyle düşünmüştür." "Eee, başka ne biliyorsun babam hakkında?" "Askerlik hayatından başka bir şey değil. Babanın neden kaçırıldığı konusunda hiçbir fikrim yok açıkçası." elini saçlarına götürdü. "Kafa karıştırıyor." "Boşver." deyip ayağa kalktım. "Hasta ziyaretinin kısası makbuldür. Ben de gideyim artık." Başını sallayıp ayağa kalktı. "Çiçek için teşekkürler." "Solmasına izin verme." dediğimde çiçeğe baktı. "Merak etme, bu pembe ortanca çiçeklerinin solmasına izin vermeyeceğim." "İyi o zaman." tekrar bana döndü. "Ben bir kez daha teşekkür etmek istiyorum sana. Gece bana yardım ettiğin için." "Biz sürekli birbirimize teşekkür edip duracak mıyız?" "Etmeyelim mi?" "Etmeyelim artık. İkimiz de insanlık görevimizi yerine getirdik sadece." "Evet ama bu yaptığın benim için çok önemliydi." "Benim için de." başını eğdi. "Yedi gündür kayıptım ben, beni sen kurtardın." "Gerçekten mi?" deyip heyecanla kıpırdandım yerimde. "İnanamıyorum, o zaman ben gerçekten iyi bir şey yapmışım." "Sen zaten hep iyi bir şey yapıyorsun." Kaşlarımı çattım. "O ne demek?" "Öğretmen değil misin?" Başımı salladım. "Evet, sınıf öğretmeniyim." "Bu vatan için ışıl ışıl çocuklar yetiştiriyorsun. Bu her şeyden önemli." "Benim nasıl bir öğretmen olduğumu bilmiyorsun ki." "Sana bakan biri senin nasıl bir öğretmen olduğunu anlar. Muhtemelen çocuklarla aran iyi." Gülümsedim. "Böyle düşünmene sevindim." dışarıdan böyle bir izlenim verdiğimi bilmiyordum. Yani ilk defa biri söylüyordu zaten. "Çatlağın tekisin, seviyorlardır seni." deyip güldüğünde kaşlarımı çattım. "Sen çok..." deyip koluna vurdum. "Neyimi gördün ya, neyimi?" "Kızım kim bir erkeğe çiçek alır? Hem de saksıda?" "Doğru, hak etmiyorsun." deyip komodinin üzerindeki çiçeği almak için hareketlendim ama benden önce davranıp saksıyı eline aldı. "Ver şunu!" "Artık benim. Ve ben benim olanı kimseye vermem." "Beğenmediysen ver." deyip elinden almaya çalıştığımda elini kaldırdı. "Ver çiçeğimi. Hak etmiyorsun." deyip parmak uçlarımda uzanıp zıpladım. "Versene!" dediğimde geriledi. "Alabiliyorsan al." "Çok mu eğleniyorsun?" dediğimde başını salladı. "Çok eğleniyorum." "Terbiyesiz." deyip çiçeğimi almak için uzandım. Parmak uçlarında durup işimi zorlaştırdığında sinirle üzerine atıldım. "Ver!" deyip omzuna vurduğumda dengesini kaybetti. Yatağa düşmeden önce elini belime yerleştirip beni de kendisi ile beraber yatağa düşürdü. Panikle başımı kaldırıp elindeki saksıya baktım. Neyseki onu hâlâ sıkı sıkı tutuyordu. Çiçeğe bir şey olmadığını görünce nefesimi bırakıp başımı eğdim. Yaman'la göz göze geldiğimde içinde bulunduğumuz durumu hatırlayıp hızlıca kalktım üstünden. "Senin olsun, umarım onun solmasına izin vermezsin. Senin olana sahip çık. "Vermem." diye mırıldandı. Doğruldu. "Benim olana sahip çıkarım." dediğinde başımı salladım. "İyi gidiyorum ben o zaman." dediğimde yastığının altına sıkışmış şırıngayı fark ettim. Ucu görünüyordu sadece. Oraya baktığımı fark edince yastıkla şırıngayı tamamen kapattı. "Git hadi." dediğinde gülümsedim. "Kendine iyi bak, görüşürüz." "Görüşürüz." Odasından çıktıktan sonra o şırınganın neden yastığın altında olduğunu ve neden onu saklamaya çalıştığını düşündüm. Ama tabiki aklıma hiçbir şey gelmedi. Onu doğru düzgün tanımıyordum bile. Kim bilir ne saklıyor ya da ne planlıyordu. Buradan sonrası beni de ilgilendirmezdi. Sadece bu askerin bir gün tamamen iyileşmesini umuyordum. Şehit haberini almak istemezdim. ~ ~ ~ ~ ~ ~
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE