Pars Timur Odaya girer girmez kapıyı ittim, masanın başındaki sandalyeye oturup derin bir nefes verdim. Başka derdimiz yokmuş gibi bir de Tolga çıktı. Kız ne güzel çalışıyordu sağlık ocağında, sana ne oğlum… Kızın düzenini değiştiriyorsun. Masada duran dosyayı açtım, göz gezdiriyordum ki kapı tıklandı. “Gel,” dedim. İçeri Müslüm girdi, yüzünde o sinir bozucu muzip gülümsemesi. “Komutanım,” dedi, kapıyı kapatırken. “Bu Tolga denen adam… Büge Hanım’ı kesin kapar. Adamın gözleri fıldır fıldır zaten.” Gerçekten bunu söylemek için mi gelmişti buraya? Ben bu çocuklara fazla mı yüz veriyordum? Bakışlarımı kaldırıp direkt gözlerine diktim. Gözlerimdeki öfkeyi fark etmemesi imkânsızdı. “Sen sus. Daha verdiğim görevi bile düzgün yapamıyorsun.” Müslüm, kaşlarını kaldırdı. “Ne yaptım ki?” Sabahk

