"Kaçmış... Kaçmış mı? Nereye... O evini bırakmaz ki. Annesi felçli... Nereye kaçmış?" Gözlerimi hayretle açmıştım. Karşımda duran adam, sanki bunca zaman gösterdiği bütün o asabi tavırlardan sıyırmaya çalışıyordu kendini. Bu benim izlenimimdi. Tabii izlenimde bulunmaya gücüm olduğu kadar... "Araştırmalarını emrettim." "Gidemez... Sanmıyorum. O... O çok korkaktır... Kaçamaz..." Aynı kelimeleri tekrar edip duruyordum. Karşımda sigarasını tüttüren Bozkurt Ağasar birkaç dakika boyunca sessiz kaldı. Sırtını kendi aracına dayamıştı. Paltosunun yakaları hafifçe yukarı kalkmış, duman çöken yola bir buğu da o üflüyordu. Ona bakıyordum ama dilim Ender'in ihanetini zikrediyordu. "Bunu yapamaz. En azından... Milhan için, kaçmaz!" "Koca diye ağzına doladığın şu herifi iyi tanıdığına emin misin?

