Güneş, batmaya yüz tutmuş; adım attığım bahçenin çimenleri yeni biçildiği için buram buram kokuyordu. Önde Kiraz, arkada ben... Kapıdaki o koca adamları nasıl geçmiştik, anlayamamıştım. Oradan sıyrılana kadar akla karayı seçmiştik. Kiraz, abisinin buna müsaade ettiğini söylemişti. Son aramayı gösterdikten sonra adamlar bu incecik kızcağızın önünde el pençe durmuşlardı. Bu iyiliğini asla unutmayacaktım. Yüksek ihtimalle o da benim yapacağım şeyi asla unutmayacaktı. "Burası sizin eviniz mi?" Başımı kaldırarak bu devasa eve baktım. Bir çeşit villaydı ama bir malikane kadar geniş araziye sahipti. Öyle ki, bahçesi uçsuz bucaksız görünüyordu. Etrafındaki diğer villalardan uzaklığıyla, burada bir mahremiyet elde etmişlerdi. "Evet. İki ev de bizim..." dedi az önce içerisinden çıktığımız izb

