"Asla... Böyle bir şey asla olmayacak. Bozkurt Ağasar, zalim adamın teki!" Suyun altında, Kiraz'ın tabiriyle "paklanırken", gördüğüm o insafsız rüyanın etkisindeydim. Henüz duyduğum bu utançtan sıyrılamamıştım. Suların altında ıslanmak bile beni bu utançtan temizleyememişti. Hiç tanımadığım insanların evinde nasıl yıkanabildiğime, değinmek dahi istemiyordum. Ne yaptığımın bilincinde miydim sanki! Uzun saçlarımı önüme dökerek sırtımı fayansa yasladım. Bu duşakabinin içini daha evvel hiç görmeden rüyamda Bozkurt sayesinde şahit olmak yeterince yüz kızartıcıydı zaten. Düşündükçe iyiden iyiye yanıyordu suratım. "Esra!" diye bir ses duyduğumda gergince önümü kapattım. Kapıyı açsa dahi kabinin buğulu camından görmeyecekti zaten. Bu Kiraz olmalıydı. "Efendim?" "Anam kahvaltıya buyur etti

