5.Bölüm

1376 Kelimeler
O sabahtan sonra hiç konuşmamıştık. Beni odaya yatağa taşımış ardından orada bırakarak gitmişti. Bense duşumu alıp giyinip camın önündeki koltuğa oturmuş saatlerce manzarayı izlemiştim. Öyle ki akşam olmuştu. Saat yediyi geçiyordu. Gün batımın ışıkları camdan bana vururken ellerimi dizlerime sarmış çenemi kollarımın üzerine koymuştum. Giydiğim siyah tayt pek rahat değildi ama bunu umursamadım. Hatta manzarayı izlemiyor düşünüyordum. Saatlerce düşünüyordum. Dünyadan soyutlanmış gibiydim. Benim... her şeyimi biliyordu. Ya da bildiğini varsayıyordum. Başta paralar ödediği kadını araştırması normaldir diye tahmin ederken daha fazlasının olması beni afallatmıştı. Hele bana dürüst olmayıp haberim olmadan beni hamile bırakmaya çalışması... Başımı iki yan salladım. Kesinlikle akıl kârı değildi. Dün bana havuzda sert davranırken hatta beni düpedüz tehdit ederken sonrasında pişmanlık yaşadığını hissetmiştim. Bir kaç gündür hiç bir şey olmamış gibi istedigim her şeyi yapıyordu. Yemekleri hazırlatıyordu. Sevdiğim yemekleri! Sevdiğim aktiviteleri yapıyordu! Ben bunları tabi ki bebek için yaptığını ona söylediğimde yine bana sertçe bakarak uyarmıştı. "Bunları senin için yapıyorum." Gözlerimi yumdum. Neden böyle davranıyordu? "Sonrasında ise sen ve bebeğimiz için yapmaya da devam edeceğim." Erzen. Ah Erzen. Kafamı karıştırıyorsun. Bana şefkat göstermesi, baştan ilgili olması kalbimi hoşnut ederken bir yandan şeytani tarafım buna kanmamam gerektiğini söylüyordu. Dilayda'ydım ben! Kötülerin de kötüsü dediğiniz o Dilayda! O kitaptaki baş rol karakterlerinin arasına giren kötü kadın rolüydüm ben! Dişlerimi sıktım. "Sen ne biçim bir mahlukatsın! Oysa benim İlayda'm öyle miydi... Melek kalpli yavrum, güzel yürekli İlayda'm..." İlayda! İlayda! İlayda! Siktiğim İlayda! Annem, okul zamanlarındaki sınıf arkadaşlarım, öğretmenlerim herkes ama herkes onu sevmişti! Herkes benden ne kadar nefret ettiyse onu o kadar sevmişti! Siktiğimin İlayda'sı! Tısladım. "Senin gibi bir kardeşim olduğu için lanet olsun!" O gözlerim hırsla dolduğunda ağlayacak olmama lanet ettim! O kadar dolmuştum ki en son ne zaman ağladığını hatırlamayan ben hüngür hüngür ağlayacak hale gelmiştim. Bir anda kapı açıldı. Hemen gözlerimin altını silerek nemi yok etmeye çalıştığımda hiç bir şey olmamış gibi yüzüme maske indirdim, şımarıkça gülümsedim. Kokusu burnuma kadar gelmişti. Erzen. Ayağa kalkıp ona baktığımda yorgun olduğunu fark ettim. Başını sıvazladı. Göz göze geldiğimizde duraksadı. İfadesiz boş bakışlarının yerini ilgili bir o kadar endişeli bakışlar aldığında kollarımı boynuna dolayarak ona baktım. Cilveli hareketlerimle yüzünü öperken dudaklarımı sakallarının her yerinde gezdirdim. "Hoş geldin, özledim seni..." Boynuna doğru indiğimde yavaşça ve derince öpmeye devam ettim. Birden kollarımdan tutup beni durdurdu. Kafamı kaldırdım. Bakışlarımız birleşti. "İyi misin?" dediğinde bir maskem düşecek ağlayacağım zannettim ama aksine yaramaz gülümsememi daha da derinleştirdim. "Çok iyiyim." Kollarımı ensesine götürerek yavaş yavaş okşamaya başladım. "Unuttum ben olanları. Sen ne istediysen yapacağım." Tek kaşını kaldırdı öyle mi dercesine. "Benimle evlen desem bile evleneceksin yani?" dedi sert sesiyle. Duraksadım. Geri çekildim. "Bizim anlaşmamız sadece sevişmekten ibaretti. Hatta öyle ki bir telefonla herhangi bir otelde buluşup halledebilirdik de? Ama sen işleri bu raddeye kadar getirdin?! Niye?" Ah evet o hırçın Dilayda, pençelerini çıkarıyordu sonunda! Sinirle güldü. "Bıraksaydım da başkaların altına yatmaya devam etseydin değil mi?!" "İlkim olduğunu bildiğin için mi bu tavırlar? Erkeklik egon beslendi diye mi?!" "Ah Dilayda öyle her şeyden habersizsin ki!" Durdum. Dişlerimi sıkmaya, ona öfkeyle bakmaya devam ediyordum. "Erzen. Sen dışarıdan nasıl göründüğünü bilseydin herkes seni bana aşık zannederdi!" "Olmadığımı nereden biliyorsun?!" Duraksadım. Erzen üzerime geldi. "Havuzda canını yaktım üzdüm seni diye pişman olduğum bakışlarımı da mı görmedin? Seninle konuşurken sana nasıl davrandığımı nasıl baktığımı da mı görmedin? Saçlarını okşarken kokunu içime çekerken beni nasıl alt üst ettiğini de mi görmedin? Ha! Sana bağırdığımda kendime nasıl kızdığımı da mı görmedin?!" Durdum. Bu halleri, tavrı... Maskem düşmüştü. Ağlayacak gibiydim. "Sen... Sen bana gerçekten aşıksın." Sinirle gülerek bana ne sandın dercesine baktı. Sustuk. Konuşmadık bir müddet. O yatak odasına geçerken hırsla küfrederek soyunduğunu biliyordum. Olduğum yerde durdum. Gözlerim dolu dolu olmuştu artık bir gözyaşına daha yer yoktu. Gözlerimi yumdum. İki gözyaşım da yanaklarımdan aktı, kaydı. "Dilayda?!" Çaresizce arkama döndüm, maskem düşmüş vaziyette onu baktım. Kaşları çatıldı. "Sen ağlıyor musun?" Dudaklarımı dişledim. Hızla yanıma gelip beni kucağına aldığında bacaklarını beline sardım, kafamı boynuna gömdüm. Bizi yatak odasına getirdi. Tek eliyle belimi sıkıca tutarken diğer eliyle yatağı açtığını fark ettim. Dizini yaslayarak yatağın içine girdiğinde bacaklarını uzattı ama beni kucağından indirmedi. Üzerimize ince saten örtüyü çekti. Karanlığın içindeydik ama sadece ağaçlarla kaplı boydan boya olan camdan ayın ışığı düşüyordu odaya. Kafamı onun göğsüne yasladım. Birden konuşmaya başladım. "Altı yaşındaydım ilk farkettiğimde..." Yavaşça sakince konuşuyordum ama şu an o şeytani Dilayda değildim. Masum, hep melek olmak istemiş o Dilayda'ydım. Erzen'e o tarafımı tanıştırıyordum. "Komşumuz Sezen teyze vardı, elinde yapmış olduğu kurabiyeleri bize getirmişti. Kapıyı da ben açmıştım. Beni görünce gülümsedim. Ah İlaydacım dedi Ahmet'e ezberlemekte olduğu çarpım tablosunu öğretmişsin sayende öğretmeni ona beş yıldız vermiş dedi ya, içimde fırtınala koptu sandım. Dilayda dedim Dilayda'yım ben Sezen teyze dediğim vakit kadının yüzü ekşimişti. Dilayda mı diyerek burun kıvırarak annemin adını seslenmişti. Annem beni itekleyerek elinde tuttuğu diğer kızını getirmişti İlayda'yı." Acıyla gülümsüyordu boşluğa dalarak anlatırken. "Melek kalpli güzel yürekli prensesiydi o. Bense Ahmet'e bakkaldan şeker çalmasını öğreten kötü bir çocuktum." Saçlarımı okşuyordu. Başımı öptü. "Çocuklar kötü olmaz Dilayda. Hiç bir çocuk kötü değildir." Omuz silktim. "Ben istisnaymışım demek ki. Babam da daha fazla değeri İlayda'ya verirdi. Hoş beni de severdi sevemezdi diyemezdim ama iş yerine hep onu götürürdü. Bana ise sen biraz daha büyü seni o zaman getireceğim derdi." Sinirle güldüm. "Çocukken yerdim bunu tabi, ama büyüdükçe anladım. O da beni istememiş." Sessiz kaldım yine. Erzen saçlarımı okşamayı bir an olsu bırakmadı. "Evet ben anlattım... Sen de anlatacaksın. Her şeyi ama her şeyi. Bilmek istiyorum." "Böyle mi anlaşma yaptık da haberim mi yok?" Kafamı kaldırdım hızla. "Erzen..." dediğimdeki yüz ifademden anlamış olacak ki pes ederek soluk verdi. "Seni ilk gördüğümde... barda barmenlik yapan bir kadındın. Sonrasında kumarhanede gördüm seni. Kurpiyerlik yapıyordun. Daha sonrasında yarışları düzenlediğim organizasyonlardan adını duyuyordum hep. Dilayda diyorlardı birinci Dilayda. Kim bu Dilayda dedim ve uzun zamandır seni araştırmaya başladım, takip etmeye de." Nefesimi tutmuş can kulağıyla onu dinliyordum. "Çok uzun zaman oldu... Nasıl taş olan kalbimi yumuşattın da içine girdin, merkezi oldun, kalbim senden başka bir şey demez oldu... bilmiyorum. İnan bilmiyorum. Sonra senin zaten bataklıkta olduğunu bildiğim için daha dibe çekil istemedim. Bir pavyonda fahişelik yapacağını öğrendiğim an dünyam başıma yıkıldı sandım. Buna izin vermemeliydim. Patronunla konuşmuştum. Her şey normalmiş gibi davranacaktı sonrasında seni ne arayıp ne soracaktı. Pavyonda Dilayda diye biri olduğunu unutacaktı." Göz göze geldik, bir eli yanağımı buldu. Okşadı yavaşça. "Sıradan o şerefsizlerdenmişim gibi davrandım oysa amacım seni tamamen hayatıma almak hatta seni kendime bağlamaktı." "Bebeği de o yüzden istedin?" Başıyla onayladı. "Senin nasıl biri olduğunu biliyordum ben Dilayda, seni takip ettiğim zamanlardan aslında hayvanlara ne kadar değer verdiğini, yazları kedilere süt verip onlarla oynadığını, kışınsa köpekler aç kalmasın diye tüm paranı harcayarak aldığın köpek mamasını dağıttığını... Çocuklara bile yaşam sevinciyle baktığını biliyordum Dilayda. Çocuk parklarını, lunaparkları halen çok sevdiğini, ayda yılda olsa muhakkak gittiğini..." Derin bir nefes aldı. Yüzüme yaklaşıp alnımdan öptü. "... ama öncesini bilmiyorum. Senin hayatını seni görene dek biliyorum. Pandora kutusu gibisin Dilayda. Ben o masum, melek kalpli Dilayda'yı bilmiyorum, onun hayallerini, umutlarını bilmiyorum. Onun için çabalıyorum ya. Seni asıl sene getirmek için. Öz benliğini unutmaman için." Başımı iki yana salladım. "Öyle bir Dilayda hiç olmadı Erzen. Ben doğuştan kötüyüm unuttun mu?" "Hayır bu doğru değil. Biliyorum ki bu doğru değil. Maskeni düşürdün sen, gerçekten kötü olsaydın maskenin ardındaki o çaresiz derin sularda boğulan Dilayda'yı görmezdim." Sustum. Bakışlarımı kaçırdım. Burnumdan öptü. "Aslında... Sana anlatmayacaktım bunları. Ne aşık olduğumu, neler yaptığımı... Erkendi çünkü. Bana alış istedim ama olmadı. Bomba erken patladı." "Patlaması iyi oldu. Ben bebek falan istemiyorum. Keza evlilik de. Bunlar bana çok uzak şeyler Erzen. İstemiyorum." "O zaman şöyle yapalım mı güzelim?" Kahverengi gözlerine daldım. "Her şeyi baştan alalım. Birbirimize zaman verelim. Tanıyalım. Hım? Bu sırada ne anlaşma ne de saçma sapan istekler hiç biri olmayacak." "Ne yani? Fesh mi ediyoruz?" Başıyla onayladı. "Aynen öyle. Ama sen burada yaşamaya devam edeceksin. Hem kalacak yerin olmadığını da biliyorum." Doğruydu yoktu. Pavyonda Hülya diye bir arkadaşımda geçici süreliğine kalıyordum. "Ama senden bebek istemeyeceğim, bir anlamı kalmadı gibi şimdilik." Gözlerimi devirdim. "Ee peki sonra?" Belime sıkıca sarıldı. "Sonrası yok güzelim, burada kalacaksın. İstediğin gibi yiyip içip gezebileceksin. Beraber zaman geçireceğiz. Hatta," Sesi şehvetle dolarken, "Canımızın istediği kadar sevişeceğiz." Gülümsedim. "Ama tek bir şartım var." Hayda. "Ne şartı ya?" "Kesinlikle bir şartım var." El mahkum pes ederek onu dinledim. "Peki neymiş bu şartın?" "Buradayken olmak istediğin Dilayda olacaksın. Sana karışmayacağım. İster kötü ol ister iyi. Ben zaten her türlü seni seviyor olacağım." INSTAGRAM: cordolorem TikTok: cordolorem
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE