Fatmanur Hanım’ın sesi, Selim ve Ahmet’i bulunduğu yerden çekip aldı. **Gözlerinde derin bir hüzün vardı ama dudaklarına hafif bir tebessüm kondurmuştu.** **“Gelin, Ayşe Hanım sizleri çağırıyor,”** dedi nazikçe. Ahmet ve Selim, kısa bir bakıştıktan sonra aceleyle merdivenlere yöneldi. **Her adımda gıcırtılar yükseliyor, eski ahşap basamaklar ayaklarının altında inliyordu.** Ayşe Hanım’ın odasına vardıklarında, içeriden yayılan sessizlik onların içini burktu. **Güneş, pencerenin ahşap çerçevesinden süzülüyor, odanın loş havasına hafif bir sıcaklık katıyordu.** Ayşe Hanım, yatağında hafifçe doğrulmuş, gözleri boşluğa bakıyordu. **Ama onlar biliyorlardı—artık hiçbir şey göremeyecekti.** **“Evlatlarım,”** dedi, sesi yorgun ama kararlıydı. **“Biliyorum artık göremeyeceğim. Bu benim

