Selim, kararlılıkla hızlı adımlarla ilerliyordu. Yeni doğmuş bebeğini görmekten başka bir şey düşünemiyordu. İçindeki acı ve öfke, bir nebze olsun hafifler belki diyordu. Ancak bebeği ortalıkta görememişti. Çevresine bakındı, ama boştu her yer. Kalabalık yavaş yavaş dağılmış, düğünün yerini bir sessizlik almıştı. O sırada, gözleri evin ön kısmında duran doktora takıldı. Doktor, köşede durmuş, titreyen elleriyle bir sigara yakmaya çalışıyordu. Gözleri boşluğa dalmış, yaşananların ağırlığı omuzlarına çökmüş gibiydi. Selim, ona doğru ilerlerken adımlarının ağırlığı neredeyse yerde yankılanıyordu. Doktora yaklaştığında onun titreyen ellerini fark etti. Doktor, Selim’in ona yaklaştığını görünce irkildi ve başını çevirdi. **“Bebeğim nerede?”** Selim’in sesi, öfke ile karışık bir çaresizliğ

