Selim ve Ahmet, içlerindeki ağırlığı bir nebze de olsa hafifletmek için şehrin en tenha meyhanesine doğru sessizce ilerlediler. **Gecenin ayazı, tenlerini keskin bir bıçak gibi yalayıp geçiyordu.** Sokak lambalarının titrek ışığı, taş döşeli yolları ürkütücü bir şekilde aydınlatıyordu. İçeri girdiklerinde, meyhanenin köhne atmosferi **onları sarıp sarmaladı.** **Ahşap masalar, zamanın izlerini taşıyor, loş ışıklar geçmişin hatıralarını gölgeler gibi duvarlara yansıtıyordu.** İçeride birkaç sarhoşun kısık sesle fısıldaşmaları dışında derin bir sessizlik hâkimdi. Garson masalar arasında ağır adımlarla dolaşıyor, eski bir şarkı plakta kısık sesle çalıyordu. **Her notada geçmişin acısı gizli gibiydi.** Selim ve Ahmet, cam kenarındaki en tenha masaya oturdular. Ahmet iç çekerek rakıyı

