Selim, gözleriyle bir çıkış yolunda ilerliyor, arkasından gelen atların sesi giderek daha da yükseliyordu. Bu, artık kaçınılmaz bir hesaplaşmanın işaretiydi. Kızını korumayı ve Isabelle'e olan sevgisinin verdiği güç, Selim'e cesaret veriyor, Paris'in dar sokakları bir kez daha geçmişin hayaletleriyle doluyordu. Paris’in taş döşeli sokakları, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte puslu bir görüntüye bürünmüştü. At arabası, tekerleklerinin çıkardığı keskin seslerle hızla tren istasyonuna doğru yol alırken, Selim’in kalbi her an yerinden çıkacakmış gibi atıyordu. Yanındaki Fransız kadın, kolları arasında bebeği sıkıca tutuyor, yüzünde endişe ve korkunun izleri belirginleşiyordu. Selim, arabanın içindeki küçük pencereden geriye baktığında, üç gölgeli siluetin hızla kendilerine doğru yaklaştığını g

