bc

KATİLİMİ BEKLERKEN

book_age16+
468
TAKİP ET
1.7K
OKU
revenge
dark
goodgirl
drama
sweet
mystery
crime
love at the first sight
gorgeous
sacrifice
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Katili ve kurbanı sessizce yol alıyorlardı. Uzun yol boyunca yaşayacaklarından bihaber, birisi kurtulmayı diğeri teslim etmeyi düşünüyordu. Ortak bir duygu ise ikisinin kalbine çoktan çöküvermişti. Bu his ikisini de hiç memnun etmedi!

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
BÖLÜM 1
Kürek toprağa sertçe giriyor, taşların çizdiği metal aletin gıcırtısı kâbusu tekrar ve tekrar yaşatıyordu. Genç kız kapkara mendili tutan elleriyle kulaklarını kapatmak istiyordu. Ölümün gıcırtısı tüm hücrelerine tek tek işlerken nihayet derince açılan mezara ceviz ağacından pahalı ve ağır tabut yavaş yavaş indiriliyordu.  Koluna kimin dolandığını bile bilmiyordu ve umurunda değildi. Herkes siyahlar içinde, mezarın başında üzgün görünen fakat katiyen samimi olmayan bomboş gözlerle dikiliyordu. Kathy gelenlerin çoğunu tanıyor, hiçbirini sevilmeye layık görmüyordu. Değil onları sevmek, her birine tek tek nefretini kusmamak için kendini zor tutuyordu. Babası atmış beş yaşında otopsiye göre kalp krizi, Kathy’e göre planlı bir komployla ölmüştü. Komplonun başında Rachel vardı. Babasının ikinci eşi… Kathy üvey annesinin tam karşısında durup tek bir an kırpmadığın dolu gözlerini ona dikmişti. Kathy’den en fazla birkaç yaş büyük olan genç kadın tüm yapaylığıyla kızın nefret ettiği her şeyin canlı bir kanıtıydı. Babası geçen yıl bu kadınla evlendiğinden beri gün be gün ölmüş, ölürken de Kathy’nin kalbini de kendisiyle götürmüştü.  Nereden ve nasıl çıktığını bile anlamadığı kadın hayatlarını itinayla ele geçirmiş zavallı adamın iliğini kurutup tüm mal varlığını üstüne geçirmiş sonra da onu kusursuz bir planla öldürmüştü. Bu hikaye Kathy’nin paranoyak aklının bir uydurması değildi. Başkasına sorarsanız kesinlikle öyleydi ama hayır o kadın bir şeytandı ve Kathy şimdi şeytanla baş başa kalmıştı.  Parlamentonun saygın emekli milletvekili, eskinin Savunma Bakanı Allen Adams iki hafta önce ölmüştü. Kalp krizi teşhisiyle birkaç saat hastanede yatmış ancak çok sürmeden sonsuza kadar herkesin hayatından çıkmıştı. Hayatından çıktığı biricik kızını da o kadınla baş başa bırakarak bu dünyadan sürümüştü kendini.  Kathy babasının ölümünden itibaren hızla eve, çevresine, hayatına dolan karanlık adamlara şaşırmaya bile fırsat bulamadı. Şimdi babasının cenazesinde bile çocukluk arkadaşı Misha’dan başka pek tanıdığı yoktu. Bir de Üvey annesi Rachel..  Rachel büyük güneş gözlüklerinin arkasına saklanmış, kocasının arkasından sahte gözyaşlarını dökerken onu gördü: Kathy’i… Uğraşması gereken basit bir kız. Asosyal, hayattan kopuk tek derdi bitirmek için uğraştığı Hukuk Fakültesi olan zavallı bir yem. Rachel Kathy ile uğraşmayacaktı. Onun için planı çoktan hazırdı!  Kathy gözlüklerinin arkasından Rachel’i süzerken kadının yanında beliren uzun boylu genç bir adama kaydı gözleri. Onu daha önce görmemişti. Rachel genç, yakışıklı adamlarla sık sık dedikodusu çıkan bir kadındı. Unutulmaya yüz tutmuş eski bir manken olsa da skandalları daima basında yer bulurdu. Fakat babası tüm bu skandallara ya inanmaz ya da onları umursamazdı. Kathy’nin babasında şaşırdığı özelliklerden biriydi bu. Cenazesinde bile genç bir sevgiliyle görünme cüretini gösterebilen bu kadının gerçek yüzünü nasıl görememişi? Kathy’nin bakışları genç adama çivilenmişti adeta. Ona bakarken rahatsızlık duyduğu bir şeyler kalbini sıkıştırdı. Rachel ve yanındaki bu adamın kötülüğün merkezi gibi tam karşısında durması genç kızı korkuttu. Sevgili gibi görünmediklerini fark etti. Şeytani bir ittifakın müttefiki gibiydiler. Aralarında konuşulmuş ya da bahsi hiç açılmamış bir iş birliği vardı sanki. Doğal olarak yan yana gelmemiş, bir kötülüğü gerçekleştirmek için buluşmuşlardı. Kathy bu kötülüğün kendisiyle alakası olduğunu düşündü. Bu düşünce birdenbire girmişti kalbine… Tam bu esnada düşüncesini doğrulayan bir şey oldu. O karanlık adamın delici yeşil gözleri kalktı ve Kathy’nin gözlerine sabitlendi. Bakışların bu ilk temasında genç kızın kalbi önlenemez bir korkuyla çarpmaya başladı. Güneş gözlüğü takmış olsa da adam da bu temasın farkında gibiydi. İkisi de birbirlerine baktıklarını biliyordu.  Kathy onu ilk anda fark etmişti ama adam Rachel’in işaretiyle onu görmüştü. Sakin, kısa, neredeyse fark edilmeyen bir hareketle Kathy’i göstermişti. Farkında olmadan Misha’nın koluna tırnaklarını geçirince kız aniden küçük bir inilti çıkarıp Kathy’e baktı.  “İyi misin Kat?” Başını hızla salladı. Bedeni delice atan kalbi gibi zangırdamaya başlamıştı. Korkusunu oradakilere belli etmemenin tek yolu vardı. “Gidelim Misha, ne olur beni buradan götür” dedi… “Ama cenaze… Daha bitmedi.” Misha sakinliğiyle bilinen arkadaşının korkudan titrer gibi kasılmasına şaşırmıştı.  “Babam öldü zaten. Burada, bu tuhaf insanların içinde daha fazla kalamam. Dayanamıyorum Misha lütfen eve gitmeme yardım et.”  Misha bu isteği yineletmedi. Onu sakince kalabalıktan çıkarmaya çalıştı. Kathy arkadaşının kolunda yürürken nereye gittiğini ayırt edemiyordu. Yanından geçip gittiği o hissiz kalabalıktan gösteriş içeren birkaç başsağlığı ve omzuna değen dokunuşlar alıyordu. Tam herkesten kurtulduğunu düşünürken biri uzanıp Kathy’nin elini tuttu. Genç kız başını kaldırıp onu durduran kişiye baktı.    “Eve mi geçiyorsun hayatım” diye sordu Rachel. Güneş gözlüğünü çıkarmış ve buz gibi bakışlarını tüm soğukluğuyla Kathy’e dikmişti. Kathy paniğinin kendisini ele vermemesi için derin bir nefes aldı. Üvey annesine samimiyetini zorlayan bir bakış attı. “Evet.” “Çok üzüldü, ayakta duramıyor.” Misha araya girmişti. Rachel diğer elini de uzatıp kızın elini tutarken acı dolu bir gülüş attı. Kathy onun karakterini bilmese bu acıya inanacaktı ama hayır şeytanın tek derdi de birilerini kandırmak değil miydi zaten?  Kathy de ona aynı bakışı attı ve onun kadar iyi rol yapabilmiş olmayı umarak kadının ellerinden elini nazikçe çekti. Bir an önce bu kadından uzaklaşmak, mümkünse bir başka gezegene kaçmak istiyordu. Başını hızla diğer yöne çevirip adım atacakken ayakları hareket etmeyi reddetti. Birkaç metre uzağında fakat tam karşısında duran o adamı gördü!  Rachel’in yanındaki genç, korkutucu ve bir sürü başka duyguyu kalbine hücum ettiren o karanlık adamı. Uzun, yapılı ve kaslı gövdesi, koyu siyah saçlarını ölümcül bir güzellik katan yeşil gözleri, bir ceylanı tek hamlede yutabilecek bir aslan gibi güçlü görünen keskin hatları ve dünyanın tüm öfkesini yüklenmiş gibi duran çatık kaşlarıyla insanı ürperten o adamı. Adamın bakışları o kadar soğuk ve duygusuzdu ki Kathy tüylerini diken diken yapan bir hisle titredi. Kışın en zemherisi bile onun bakışları kadar dondurucu olamazdı.  Gözlerini zor da olsa genç adamdan çekip elleriyle kendini sarıp kollarını sıvazladı. “Üşüdüm” diye mırıldandı. Soğuk Aralık rüzgarının ve yaklaşmakta olan yeni bir kar yağışının habercisi gibi kaskatı kesen ayazla ilgili bir şeyler işitti arkadaşından. Zihni dünyaya ve geri kalan her şeye kapanmıştı. “Tatlım sen gerçekten iyi değilsin.. Ne oldu?” diye üsteledi araçta onu Misha.  “Şu adam… Rachel’in yanındaki…” Misha onun sözünü coşkuyla kesti. “Ah, nasıl da yakışıklıydı. Soğuk, duygusuz ve karizmatik bir melek gibiydi.” Derin bir iç çekti. “Ölüm meleği” diye fısıldadı Kathy ancak Misha bunu duymadığı gibi arkadaşının içini kemiren o belirgin endişeyi de fark etmedi. Bir süre sonra da Kathy arkadaşından destek almak ister gibi ona iyice sarıldı ve bir parça rahatlarken Misha’ya söylemeden onun cebine bir şey attı.  O gün öğleden sonra da Kathy kaçtı. Rachel’e bir not bırakıp kafa dinlemek ve babasının yasını tutmak için Güneye bir yerlere gittiğini yazarken Misha’ya da aynı nottan bıraktı. Olağan dışı davranıyor gibi görünmek istemiyordu. Herkesin yasını yaşama ve bunu yaparken uzaklaşmaya hakkı vardı. Onların da böyle düşünmesini istiyordu. Güney’e değil de Kuzeye, Norveç’e gitmesi ise sakladığı minik bir detaydı. İçini yoğun bir şekilde kaplayan o korkuyla bu kararı vermişti. Sanki işler kendisi için kötüye gidecekti. Rachel’in hamlesini beklemek, muhtemelen o hamleyle büyük bir zarar uğrama riskine karşı kalbi kaçmasını telkin etmişti. Kathy durmamıştı. “Kahretsin! Gitmiş…” diye gürlüyordu bu sırada Rachel.  Büyük malikanenin kabul salonunda eski milletvekili, kocasının daimi rakibi Lordlar Kamarası milletvekili Henry Fellon’a Kathy’nin kaçışını haber veriyordu.  “Bir şey biliyor olma ihtimali nedir?” diye sordu yaşlı adam. “Hiç... Bir şey bildiğini sanmam. Babasıyla yoğun iletişimi yoktu. Çoğu zamanını okulda geçirirdi. Hafta sonları tiyatroya, operaya giderler bazen de babasından politika dersleri alırdı. Bilirsin Allen’ın İngiliz soğukluğu duvar gibiydi.” Siyah elbisenin cesur dekoltesi Fellon’ın dikkatini kaçırıp dururken adam gözlerini oradan ayırıp kadına baktı. Şarabını yudumlarken de neşeyle sordu.  “İşini bitireceksin değil mi?” diye sordu.  “Elbette… Beni aptal yerine koyduğunu sanıyor. Kaçıp gittiğini bilmediğimi düşünüyor ama onu bulmam çok kolay olacak.” “Umarım dediğin gibi olur tatlım. Ve bu çok hızlı olur. O adamın öldükten sonra bile başıma bela olmasını istemiyorum. O güzel kıza yazık olacak ama bir şeyler bilme ihtimali var ve bunu göze alamam.” Monoklünü elinde ovalarken kaşlarını korkutucu biçimde çattı. “Sen de almamalısın.” Rachel bu tehdide meydan okumayla yanıt vermdi. Aksine bütünüyle işbirliği içindeydi. “Merak etme…” deyip hafifçe güldü. Salonun kapısını açıp dışarıda duran adama bir şeyler fısıldadı.  Birkaç dakika sonra kapı çalınmadan içeriye o girdi. Kathy’nin sonunu getirecek o adam... Ölüm meleği..  “Bay Fellon, bu Ethan… Bizim küçük sorunumuzla ilgilenecek.” Fellon genç adamı baştan aşağı süzdü. Görüntüsü onu memnun etmişti. Kathy gibi bir kız bu profesyonel kiralık katil için hayli kolay bir hedef olmalıydı. Yine de emin olmalıydı. “Bu işi işi ne zaman bitireceksin?”  “En fazla üç gün” diye karşılık verdi katil. İşini sorgulanmasından hoşlanmazdı. Başlarken zaman ve para üzerine anlaşmışlardı. Yaşlı adamı dikkate almadı, ellerini ceplerinden çıkarmadan Rachel’in gösterdiği nota baktı.              “Güneye nereye gitmiş olabilir” diye sordu bu sırada Rachel. Ethan’ın fikirlerini merak etmişti.  “Güneye gitmediğine eminim.”.  “Bunu ben de düşünmüştüm.” Parmak uçları siyah saçlarına geçmişti. “Şüphelenmiş olmalı. Öldürüleceğinden olmasa da başına gelecekleri tahmin etmiştir. Onu en kısa sürede bulabileceğine dair sana güvenebilir miyim?” Ethan bu soruya cevap vermedi. Yöntemleri hakkında konuşmazdı. “Çeki imzalayın.” Lordlar Kamarasının kıdemli milletvekili Fellon adamına işaret verdi. Birkaç saniye içinde büyük, siyah bir çanta Ethan’ın önüne konuldu. “İş bitiminde devamını alacaksın.” Ethan ağır ağır başını salladı. Hiç bu kadar kolay bir hedefi olmamıştı!  O çıkar çıkmaz da yaşlı adam Rachel’e döndü. “Kim bu adam? Pürüz çıkarmasına izin verme!” “Ah böyle bir şey olmayacak.”  “Nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?”.  Neticede Kathy gibi birini ortadan kaldırmak her katilin yapmayacağı şeydi. Onların bile prensipleri olabilirdi ve şimdi böylesine denk gelmiş olmayı istemezdi. “Çünkü” diyen kadın durakladı ve alaycı bir gülüşle yüzünü yaşlı adama çevirdi: “Onun kadınlara karşı zayıflığı yok.” Ardından bir kahkaha attı. “Olsaydı anlardım.” O genç adamı baştan çıkarmaya uğraştığını ancak hiçbir şey elde edemediğini hatırlamıştı. Bir anlığına Kathy’nin masumiyetine kapılıp işi batırma riskini göze alamazdı neticede. Ancak katili soğukkanlı ve profesyoneldi. Ucuz baştan çıkarmalara kanmayacaktı. Belki daha çok paraya ihanet edebilirdi ama Kathy’nin ne kadar parası olduğundan haberi yoktu. Babasının mal varlığını tam olarak hiçbir zaman bilememişti. Avukatlarla da görüşecek zamanı bulamayacaktı.    Ethan 16. yy’dan kalma gösterişsiz fakat değerli malikaneden çıkar çıkmaz telefonunu açtı. Bazı şeyleri çoktan planlamıştı ancak henüz yapmadığı birkaç işi kalmıştı. Aradığı numara ona hızlıca bir bilet ayarladı. En yakın Oslo uçağında yeri hazırdı. Bugün cenazede gördüğü o sessiz kız için değil üç günlük bir zamana sadece birkaç saate ihtiyacı vardı. Kızın yüzünü unutmamıştı zira işinde hiçbir detayı unutmazdı. Yine de elinde bir fotoğrafı vardı. Çıkarıp o fotoğrafa kayıtsızca baktı. Açık yeşil, neşeli gözler, siyah ve uzun saçlar, yuvarlak bir yüz ve ortalama boy… Kızın otoğraftaki hali bakımlı görünse de Ethan bugün onu detaylıca incelemişti. Daha zayıftı ve daha neşesiz bakıyordu gözleri.  Sıradan bir tipti fakat zeki görünüyordu. Bu Ethan için bir şey ifade etmiyordu. Siyah deri ceketinin yakalarını kaldırıp boynunu esen sert rüzgârdan korumaya çalışırken fotoğraf elinden kayıp uçuştu. Havada biraz dolandıktan sonra birkaç adım uzağına düştü. Bekletmeden arabasına yürüdü. Attığı ikinci adımda fotoğrafı çiğnemişti. Artık o kâğıt parçasına ihtiyacı yoktu. Aynı saat içinde Norveç’e uçtu. Uçaktan iner inmez kızın kredi kartı bilgilerini, cep telefonunu kontrol etti. Bu bilgileri ona sağlayan adamı ikisinin de kullanılmadığını belirlemişti. Ethan yeni bir iz için bekleyecekti. Oslo’da girdiği bir kafede geleni geçeni izliyordu. Dünyanın hemen hemen bütün başkentlerini gezmişti. Oslo hariç. Oslo’da hiç kurbanı olmamıştı. Kathy onun ilkiydi! Orada birkaç saat kadar oturmuştu ki telefonu çaldı. Arayan kişi ona Kathy’nin kredi kartındaki yeni hareketin bilgisini verdi. Ethan hızla ayağa kalkıp kafeden çıktı.   ~ Kathy Oslo’da kalmayacaktı. Daha derinlere, Norveç’in kuytu içlere gitmeliydi. Kuzey Denizi kıyısında bembeyaz karlar altında butik otellerden biri tam da onun aradığı yer olurdu. Sakin ve dingin, tıpkı ruhu gibi. Kaybolmak için de ideal bir mekân. Cüzdanından çıkardığı avrolarla Oslo’dan otobüsle Fredrikstad şehrine geçti. Birkaç saat kadar şehirde kalıp yemek yedikten sonra kıyıdaki küçük bir kasaba olan Troms’a doğru hareket etti.   Sakin bir otele geçmiş ve kış mevsimini iliklerine kadar hissederken bulduğu sıcak oda için şükretmişti. Üstünü çıkarıp kendini hemen banyoya attı. İliklerine kadar sıcak suyu hissedip derisi kırışana kadar sudan çıkmadı. Babasını düşünüyordu. O zayıf adamı… Rachel’in etkisine bütünüyle kapılan, öyle ki kızını bile unutan o saygıdeğer parlamenteri. İlişkileri çoğunlukla disiplin ve katı kurallarla yönetiliyor olsa da Kathy babasını daima çok severdi. Fakat Rachel’i hayatına soktuğu günden sonra Kathy ondan günbegün kopmaya başlamıştı. O kadın uğruna çok hata yapmıştı ve en büyüğünü canıyla ödemişti. Kathy babasına kızgın olsa da onu affetmişti. Yapayalnız kalmış olsa da… Artık kendi hayatına bakacaktı. Rachel’dan uzaklaştığı için mutluydu. Ondan gelecek bir hamle ihtimaline karşı buraya kaçıp beklemeyi seçmişti ancak bekleyiş sona erdiğinde rutin hayatına dönecekti. Bir sene sonra okulunu bitirip tüm bu siyasi oyunlardan, çıkar kavgalarından kurutulup küçük bir kasabada yargıçlık yapacaktı. Belki de tam olarak burada kalmalıydı. Troms onun hayallerinin kasabası olabilirdi. Umutsuzluk içinde derin bir nefes verip sudan çıktı.  Bornozuna sarılıp yatağa atladı ve televizyonu açıp bir süre amaçsızca dolaştı. Çok geçmeden göz kapakları ağırlaştı. Başının altına havluyu koyup sıcak odada huzurlu bir uykuya daldı. Yaklaşık iki saat sonra uyandığında ise çok acıkmıştı ve hazırlanıp aşağıya indi.   Kathy’nin yediği yemek tek başına süreceği hayatın küçük bir provasıydı sanki. Genç kızın içindeki önlenemez bıkkınlık yemekte de sürdü ve yarısını bile bitirmediği tabağını öylece bırakıp hava almak için dışarıya çıktı.   Otelin arka bahçesinden ormana doğru yürüdü. Etrafta tek tük insanlar vardı. Giydiği uzun çizmeler karlara batarken buz gibi hava da tüm duyularını açmıştı. Bir süre daha yürüyüp beyaz bulutlara baktı. Her şey bir tablo gibi kusursuzdu. Manzaraya dalıp gitmişken sırtını bir ağaca dayadı ve gözlerini kapattı.   Bu yaklaşık beş saniye sürdü. “Ah hayır!” diye bezgince inleyip huzurundan koptu. Misha’yı araması gerekiyordu. Kız şimdi meraktan ölüyordur diye düşünüp kendini süratle dayandığı ağaçtan çekmişti ki başının yanından geçen bir şey hızla ağaca saplandı. Kathy şoku atlatamadan ağacın kabuğu parçalara ayrıldı. Genç kız saçlarına bulaşan ağaç kabuklarını yüzünden çekemeden onunla göz göze geldi.  Birkaç metre ilerisinde O adam, babasının cenazesindeki o genç adam elindeki silahı Kathy’e doğrultmuştu!  

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

CEO'NUN FİRST LADY'SI (+21)

read
47.4K
bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
532.7K
bc

HÜKÜM

read
226.6K
bc

AŞKLA BERDEL

read
81.7K
bc

Ağanın Sözde Karısı

read
67.4K
bc

Bal dudaklım (Ağır bedeller)+18

read
25.3K
bc

Ne Olacak Halim (Türkçe)

read
14.4K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook