Tapulu Malım olacaksın

1126 Kelimeler
Devin'den En son ne zaman mutlu olmuştum? Bu sorunun cevabına şu an tımarhaneye kapatılmadan önce yaşadığım hayat derdim. Aslında hayatımız güzelmiş dedirtti bana. Merve hasta olmasaydı nasıl olurdu diye defalarca kez düşündüm. Merve de suç bulduğum için değil öylesine bir düşünce. Hayatımız daha güzel olur muydu? Bir gün yine başıma bunların geleceğini öngörüyorum Malik denen şeytanın yaptıklarından sonra bu sürpriz olmazdı. Onun kalbinin taş olduğunu, hatta hiç olmadığını düşünüyorum. Çünkü hangi insan bir diğerine ömrünün yarısı kadar köy evine hapsedip daha sonra tımarhaneye kapatabilirdi? Bu kadar kötülük aklımın ucundan bile geçmezdi. Kurbanlık gibi oturmuş benim hayatım için vereceği kararı bekliyordum. Benden her şeyi mi almış, almaya devam ediyordu. Kendimi sona gelmiş hissediyorum. Merve olmasa bu kadar eziyete katlanamaz büyük ihtimalle ölürdüm. Merve yanımda olmasa da yaşama sebebim. Kapının kilit sesi görünmez tasmamı tam olarak eline vermemin ön habercisiydi. İstesem de istemesem de bana istediği her şeyi yaptırabilirdi. Benden izin istemiyor sadece benim hakkımda verdiği kararları açıklıyordu. Adım sesleri bana yaklaştıkça huzursuz oldum. "Ayağa kalk" dediği zaman güçsüzce kalktım. Sinirli bir soluk bıraktı. Bakışlarımı mecburen yüzüne çevirdim. Mavi gözleri bana bakarken o kadar deliciydi ki celladım olduğunu bilmesem ondan korkardım. Şimdi ondan korkum yok. Çünkü hayattan bir beklentim yok. "10 dakika kız kardeşini görmene izin vereceğim. Sonrasında hiç bir şekilde bana karşı koymadan, her dediğimi yapacaksın." hiç bir tepki vermedim. Tüm kalbimle ondan nefret ediyordum. Dünyada bize cehennemi yaşatan o ve ailesiydi. "Şu tavırları kes. Ben tahammülü olan bir adam değilim" tahammülü bilmem de adam olmadığı kesindi. "Seçme hakkım var mı? Bence yok" Bu cevap onu daha da sinirlendirdi. Hiç bir şey söylemeden arkasına dönüp kapıya kadar gitti. Koşarak kolunu yakaladım. Tüm kurallarını kendi koyduğu oyunu üstümde oynuyordu. Benimle kedinin fare ile oynadığı gibi oynuyordu. Elimi sert şekilde itti. "Ben sana izin vermeden bana dokunma" diye tısladı. "Beni kardeşime götür" dedim. "Sihirli sözcüğü söyle" burun direğim sızladı. Mecbur olduğum şeyler ve kardeşimi görsem yine aynı mecburiyetler terazideydi. "Sana itaat edeceğim" derken yüzümde nefret vardı. Bunu saklamam imkansızdı. Yüzünde memnun bir ifade vardı. Yana çekildi. "Duşunu al" dedi. Hiç beklemeden beni boğan odadan çıktım. Banyoya girdim. Kapıyı kilitlediğim zaman kıyafetime kadar her şeyim askıda beni bekliyordu. Kısa bir duş aldım. İç çamaşırlarını giydim. Elbise hem uzun, hem uzun koldu. Boğazlı olması her yerimi kapatmam için ideal olmuştu. Bedenimin çeşitli yerlerinde morluklar vardı. Elbise sayesinde hepsi kapanmıştı. Banyodan çıktığım zaman hazır bir şekilde hol de bekliyordu. Beni görünce kısa bir bakışla süzüp önüne döndü. "Bir sorun çıkarırsan bedeli ağır olur" dedi. Bildiğim gerçeği yeniden duymuştum. Önce o çıktı kapıdan ardından ben. Dışarıya çıkar çıkmaz yüzüme vuran ılık rüzgar beni hafifletmişti. Özgürlüğün ne kadar değerli olduğunu bir kez daha anlamıştım. O köy evinde kalırken aslında özgürmüşüz. Kapıyı sertçe açıp sabırsızca beni bekledi. Normal adımlarla arabaya yönelip bindim. Yanıma oturdu. Arabanın kapısına yanaştım temas etmemek için. Tam itaat bedenimi kullanmasını kapsıyor muydu? Benim yaşımda olan kızlar genellikle pembe hayaller kurar ve geleceğini düşünürdü. Ben ise bana yapabileceği eziyetleri düşünüyordum. Yol boyunca kimseden çıt çıkmadı. Kırsal alana girdiğimiz zaman etrafa baktım. Neden ormana giriyorduk? Kısa süre sonra araba durdu. Aklımdan bir sürü senaryo geçti. Beni öldürebilirdi bile. Onun hiç bir şeyine güvenmiyordum. Merve'yi bana karşı kullanıyorsa demek ki beni başka bir akıl hastanesine tıkacaktı. Kapıyı açıp indi. Benim kapımı Seyfi denen adam açtı. İndim. Etrafa baktım ama kimse yoktu. "O nerde?" "Acele etme" açıklaması buydu. Ayakta bir süre bekledik. Yaklaşan araba sesiyle gözlerim anında doldu. Güzel kardeşimi sonunda görecektim. Elimle üstümü başımı düzelttim. Kalbim heyecandan hızlandı. Araba durur durmaz kapı açıldı. Görüşüm net olmasa da çıkanın Merve olduğunu gördüm. Sözünü tutmuştu iblis. Koşarak Merve'yi yarıda karşıladım. "Merve" dedikten sonra hıçkırarak ağlamaya başladım. Küçük kucağına ne kadar ihtiyacım vardı anlatamazdım. Bu duygunun bir tarifi yoktu. Merve de benim gibi ağlıyordu. Zalim bana sadece 10 dakika verdiği için zamanı sarılarak geçirmek istemedim. Ayrılır ayrılmaz elimi yüzüne götürüp gözyaşlarını sildim. "Sana bir şey yaptılar mı? Neredeydin?" Benim gibi akıl hastanesine mi kapatıldı meraktan ölecektim. "Beni tedavi ettiler. Bana bir kötülük etmediler ama seni özledim abla. Beni bırakma" İyi olması tek tesellimdi. Beni bırakma derken bu karar bana değil ona aitti, kır saçlı şeytana. Ona soru sormaya devam ettim. Neyse ki korktuğum olmamış bana yaptıkları gibi ilaçla onu baskılamamışlardı. "Zaman doldu" diyen adama merhamet dilenerek baktım. "Acele et" onda merhamet aramak benim salaklığımdı. "Bende seninle geleceğim abla. Beni de götür" gözlerim yeniden doldu. Onunla olmak en çok istediğim şeydi ama bizi ayıracaklardı. "Seni gelip alacağım günü bekle. Söz veriyorum geleceğim" sessizce konuştum duymasın diye. Plan yapıp o adamın elinden kurtulacaktım. "Beni bırakma abla" yalvarışları beni incitiyordu. Zaman kaybetmemek için ona tekrar sarıldım. Sonumuzu bilmediğim için. "Hadi" sesinde tahammülsüzlük vardı. Yanımıza gelen adam onu kolundan tutunca Merve gitmek istemedi. Adam onu zorla götürürken adamın itmeye başladım. "Bırak onu, canını yakacaksın" Benim kolumun kavranmasıyla sert şekilde geriye doğru sendeledim. Kolumu sıkışıp oranın moraracağını gösteriyordu. "Beni pişman ettin" dedi. Kolumu kurtarmaya çalışırken ona vuruyordum. Merve'nin abla demesi beni hem öfkelendirmiş hem kalbimi paramparça etmişti. Nefesim boğazıma tıkanırken arabanın gidişini izledim. Beni belimden kavrayıp sırtımı göğsüne yapıştırdı. Beni arabaya doğru sürüyerek götürürken ayaklarımı toprağa sürterek hızını yavaşlattım. Aklıma ne geliyorsa hiç acımadan söyledim. O bana acımış mıydı? Hayır. Beni arabaya tıktığı zaman hala kaçmak için çabalıyordum. Arabanın kapıları kilitlense de kapını koluna asılmaya devam ettim. Yorulmuştum. Nefes nefese durdum. Acı yeniden her zerreme yayıldı. Eve dönene kadar hiç durmadan ağladım. Bahçeye girer girmez arabadan indi. Kapımı açıp beni sert şekilde indirdi. Artık direnmiyordum. Beni odama atıp "Sana güvenmemem gerekirdi" dedi dişleri arasından. Ona sert bir bakış attım. Kapıyı sert şekilde çarpıp çıkmıştı. Bacaklarımın gücü kesilmişti. Yatağın kenarına oturdum. Sanki içim boşaltılmış gibi bomboş hissettim. Kendimi yatağa çekip dizlerimi karnıma doğru çıkardım. Boş boş duvarı izleyip gözlerimi kapattım. Ağlayıp uyumak bebeklere özel sanırdım ama değilmiş. Bende ağladıktan sonra uyuyup kalmıştım. Rüyamda Merve'yi gördüm. Abla beni bırakma diyordu. Tüm düşüncelerim onla dolu olduğu için rüyama girmesi normaldi. Ben rüya ve gerçeklik arasında gidip gelirken kapı sert şekilde açıldı. "Kalk" dedi hiç beklemeden. İlk seferde onu takmadım. "Sabrımla oynama, kalk" sinirli bir soluk verip doğruldum. "Ne istiyorsun?" "Birazdan nikah kıyılacak, toparlan" uyku sersemi yanlış duyduğumu düşündüm. Başkasının nikahından bana neydi. "Sen benimle dalga mı geçiyorsun? Seninle nikaha nı katılmam gerek?" kafayı yemiş olmalıydı. "Nikahı sana kıyacağım" dediği zaman korkuyla yataktan indim. "Bu ne demek oluyor? Ne nikahı?" "Yarım saat içinde hazır ol benim tapulu malım olacaksın." "Sen kafayı yemişsin. Asla olmaz" dedim. Cebinden telefonu çıkarıp bana gösterdi. "Kardeşinin kaderi senin elinde" Yine nutkum tutulmuş beni dumura uğratmıştı. "Bunu bana neden yapıyorsun?" diye bağırdım. "Ben öyle istiyorum" "Senin ne istediğin umrumda değil. Ölsem de seninle evlenmem" "Kardeşin ölürse vicdan azabı duyma" dedi. Gözlerinde ki kararlılık beni korkutmuştu. "Bende öyle düşünmüştüm. Bir daha geldiğim zaman kendini toplamış ol. Eğer cevabın hayırsa bir bedeli olacak" Beni odanın ortasında bırakıp gitmişti. Yine hayal kırıklığına uğraştım. Onun karısı olmak ailesiyle de muhatap olmam demekti. Buna nasıl izin verirdim...?
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE