O gün akşam üzeri aradı Mahmut. Mehmet alışverişten yeni gelmiş, aldıklarını yerleştiriyor; ben de mutfaktaki orta tezgâhta oturuyordum. İskambil kağıdı oynamayı teklif etmişti ki Mehmet, çalan telefonun sesi ile kalkıp odanın ortasındaki sehpadan aldım telefonu. "Mahmut Ağabeyim!" dedim gülerek. Açmamı işaret edince cevapladım. "Kıymetli abim." "İpek Kardeşim." "Ne var ne yok? Özledin mi beni?" "Dur, daha dün gittin kız. Mehmet iyi mi? Beğendin mi yerini yurdunu?" "Beğendim. Her şey yolunda burada. Aklın kalmasın." "Onu kafasının üstünden öp yerime." "Öperim." Mehmet de yaklaştı burnumun dibine. Dudaklarını uzattı ben öperim deyince. Uzanıp sessizce öptüm. "Enişten geldi İpek." Mehmet, geri çekilirken değişen yüz ifademe uyum sağlayıp çattı kaşlarını. "Dedi ki Milli Eğitime sordum

