Mehmet'e söylesem "gelme" diyecekti, biliyordum. "Benim başım sonum belli değil, gelsen de seni bırakıp ben gidebilirim." Rica ettim Mahmut'tan da söyleme dedim. Güzel sır tutardı. Adresini bildiğim yoktu işte. Bulunduğu şehre inecektim. Vize için birilerine ettiğim ricalar iş gördü, hızlı çıktı vizem. Biletimi de alıp toparladım eşyalarımı. Ablama da yalan söyledim. Milli Eğitimin yurt dışı programına kabul edildiğimi, yazı İngiltere'de geçireceğimi söyledim. İnandı başlangıçta, sonradan araştıracaksa da bana ulaşamayacaktı nasılsa. Ben onları arardım zaman zaman. Böyle planlamıştım. Mehmet'in yaşadığı şehre indiğinde uçak, o ülkenin saatine göre akşam üzeri bir vakitti. Hiç dil bilmeyen biri olarak ücretli bir telefondan Mehmet'i aramam biraz zor oldu. Mehmet ilk üç denememde açmadı tele

