Akşam yemeğine gecikmeli katıldı Mehmet. Soğuk bir tavırla sandalyesini çekip otururken yeğeninin başını okşadı. Kimseyle de bakış görüş etmedi. Ramazan Bey, Mehmet'in İstanbul'daki işlerini sordu laf olsun diye, onlara da üstünkörü cevaplar verdi. Mehmet'in ne İstanbul'da bir işi vardı ne de o işin Amerika'da bağlantısı. Polis değildi, ondan emindim. Bu ülkede gizli görevlerle çalışan insanlardan da bihaber olunca üzerine konduramadım adı konmuş bir mesleği. Sessiz sedasız önümdeki yemeği yiyip ara sıra Ramazan Maden'i kolaçan edeyim derken fark ettim ki adamın gözü hep üzerimdeydi. Konuşmamızı anımsadım, ağzımı aramış, aklınca beni denemiş ya da sandığım kadar bana yanık olmadığını göstermeye çalışmıştı. Hiçbirinden emin olamadım. Yemek sonrası Fadik'i görme bahanesiyle aşağı kata indim.

