“Teşekkür ederim.” dedim ve suyu aldım. Holdingin çaycısı Muammer Bey’in meraklı bakışları altında kahveyi de aldım. O kapıdan çıkıp gittiğinde bütün meraklı gözler beni buldu. Efecan Bey hemen yanımda oturuyordu; dedesi bizi sorguya çeker gibi karşımıza oturmuştu. Yani Efecan Bey’in koltuğuna ... Biz ise tam karşısındaki üçlü koltuğa oturmuştuk. Hemen sol tarafımdaki tekli koltuğa Efecan Bey’in babası oturmuştu. Faruk Bey ise sağımızda kalan pencerenin önünde, ayakta beklemekteydi. Sudan biraz içtim. “Ee, nasılsın hanım kızım?” dedi Efecan Bey’in dedesi. Tonton bir dedeydi. Ama çok konuşkan ve meraklı yapısı ile aramızda sivriliyordu. “İyiyim efendim, siz nasılsınız?” dedim. Gülümseyerek “Efendim demene gerek. Dede diyebilirsin.” dedi. Tebessüm ettim, zoraki bir tebessümdü. Saate bakma

