İyi okumalar dostlar beğeni ve yorumlarınızı bekliyorum
Son ders zili çalınca kalemimi bıraktım. Bahar'la birlikte çantalarımızı toplayıp çıkışa doğru yürüdük. Merdivenlerden aşağıya doğru ritmik bir şekilde inerken, yanımızdan geçen arkadaşlarımız bizim bu halimize gülümseyerek izledi.
Okulun kapısından çıkınca, bizi bahçedeki her zamanki yerimizde bekleyen muhteşem ikilinin yanına ilerledik. Bizimkilerin yanlarına ilerlerken ortada bir terslik olduğu Ceyda'nın yüzünden anlaşılıyordu. Ceyda'yı ilk defa bu kadar sinirli görüyordum. Ne oldu dercesine Ceren'e baktığımda, Ceren kendini daha fazla tutamadı ve bastı kahkahayı. Bahar'la aynı anda "ne oldu," diye sorduğumuzda, Ceyda, Ceren'e 'sakın söyleme yoksa gebertirim' bakışı attı.
Bahar, "ay çatlatma insanı kızıl kafa, ne olduğunu çabuk anlat," diye cırladı.
"Ay ne olacak bu manyak sınavda, Timur onu geçti diye kafayı yiyor!"
"Yok artık!" Dediğimizde Ceyda ayaklarını yere vurarak çıkışa doğru yürüdü.
Ceyda'nın kâbusu olan Timur Bayraktar, bu yıl bizim okula başlayınca, Ceyda'nın yıkılmaz tahtı sallanmıştı. Çünkü Timur gelmeden önce sınavlarda hep Ceyda birinci oluyordu. Bu sene ise bir sınavda Ceyda birinci oluyorsa diğer sınavda Timur birinci oluyordu ve bu da Ceyda'yı çıldırtıyordu.
Timur, okula ilk geldiği gün, Ceyda ona tepeden bir bakış atmış "al bir tane daha kas yığını, bunun beyninden çok kasları çalışıyordur," diye onu küçümsemişti. Onun sözlerini işiten Timur da tâbi altta kalmamıştı.
"Az önce onları bana mı söyledin yer cücesi?" Diyen Timur, aslında bilmeden Ceyda'nın damarına basmış oldu.
"Bana bak fasülye sırığı! Sen de boy var da ne oluyor, çekil karşımdan ayağımın altına almayayım!"
Timur, ise o konuşurken, Ceyda'dan başka her yere baktı ve özellikle Ceyda'ya bakmamaya özen gösterdi. Sonun da o'nun bu hâlinden bir şey anlamayan Ceyda, safça "nereye bakıyorsun, sen be?" Diye sordu.
"Sen de duyuyor musun bücür, sanki etrafta bir sinek vızıldıyor."
"Bana bak!"
"Hım, baktım ne olmuş?"
"Ne bakıyorsun be Kas yığını?"
"Az önce sen bana bak dedin ya ayarsız cüce!"
Ona laf yetiştiremeyen Ceyda, sinirle ayaklarını yere vurarak okula girdi. Timur da onun arkasından bakarken keyifli bir ıslık çalmaya başladı. Yani anlayacağınız o gün bu ikili arasında kıyasıya rekabet de başlamış oldu...
Eminim şuan Timur, Ceyda'nın eline geçse Ceyda onu bir kaşık suda boğardı. Sinirle çıkışa doğru yürüyen Ceyda'nın peşinden biz de koşturduk, okulun çıkış kapısına geldiğimizde Timur ve kızlarını okulun ana giriş kapısının önünde konuşurken gördük.
Bizi ilk fark eden Buse oldu ve Timur'un koluna yapıştı. Biz yanlarından geçerken Timur, "ne o kızıl, sinirli misin? Ne oldu yoksa seviyen mi düştü?" Diye, tek kaşını kaldırıp alay edercesine konuşunca, Ceyda'nın yüzünde ukala bir gülümseme belirdi ve yüzünü ekşiterek Timur'u süzdü.
"Sen kendini benim seveyeme çıkmış olarak mı görüyorsun Bay ego? Ah hiç sanmam, zira benim seviyeme çıkmak yerine sen diplerdesin," derken Buse'yi gösterdi.
Evet sayın seyirciler Ceyda vurdu ve gol oldu...
Biz kıkırdarken, Buse'nin yüzü renkten renge girdi ve Ceyda'nın üzerine doğru yürüdü. Ceyda'nın gözlerine, gözleri parlayarak bakan Timur, Buse'nin kolundan tuttu.
Buse "bana bak yer cücesi, sana şimdi yeri öptürürsem o zaman anlarsın sen seviyeyi" dedi.
"Hı hı tâbi, bu IQ'unla o söylediklerini yapman çok zor ya neyse! Aman seninle mi uğraşacağım, hadi yürüyün kızlar bunlarla akıl tutulması yaşamaya değmez," diyerek tam kapıdan çıkacağı sırada, film koptu.
Biz daha ne olduğunu anlayamadan Buse, yanından geçen Ceyda'nın "bana bak yer cücesi kendini çok mu zeki sanıyorsun sen?" Diye saçına yapıştı.
"Senden daha zeki olduğum kesin çakma sarışın. Çek o elini saçımdan yoksa seni mahvederim" derken Ceyda kendini kurtarmaya çalıştı.
Biz şaşkınlıkla onları izlerken ilk şoku atlatan Ceren oldu. Ceren, Ceyda'nın saçını tutan Buse'nin üzerine atladı ve Ceyda'yı kurtardı. Ceyda'nın güvende olduğunu anlayan Ceren, Buse'nin saçına yapıştı ve Buse'nin tek kolunu arkasına kıvırdı.
"Bana bak çakma sarışın, onun saçını sadece ben çekebilirim anlıyor musun?! Bir daha senin bu elin Ceyda'ya değerse, bu elini alır bir tarafına sokarım! Anladın mı beni?"
Kaşlarımı çatarak etrafa bakındım, bizim gibi çıkışa geç kalan birkaç kişi meraklı gözlerle bizim kızlara bakıyor, hatta tezahürat bile yapıyorlardı.
Buse'nin ekürileri Selin ile İrem, Ceren'in üzerine atlayacaklarken ben İrem'e, "bir yanlış hareketinde o saçlarını yine eline veririm," dedim. Bahar da Selin'e "lütfen devam et. Canım acayip saç dolama çekiyor, şöyle elime bir düzel dolanan cinsinden" dedi manyak ya. Saç dolama nedir arkadaş ya? Buse'den bir çığlık kopunca hepimiz onlara baktık. Sanırım Ceren, Buse'nin saçını koparttı, Buse'nin acıyla bağırması, yüzümü buruşturmama neden oldu. Buse can havli ile "tamam Allah'ın cezası saçımı bırak tamam. O bana laf atmazsa ben de ona bir daha laf atmam," dedi ama Ceren en manyak sesiyle.
"Yanlış cevap sarı, o sana laf atsa bile sen duymayacaksın ve hiçbir şey olmamış gibi yanından geçip gideceksin, anladın mı?
"Tamam be manyak tamam, bırak artık beni."
İrem, Buse'yi kurtarmak için Ceren'e doğru hamle yapınca, onu omuzlarından ittirdim. İrem dengesini kaybetti ve poposunun üzerine düştü. İrem'i ittiğimi gören Selin ise benim üzerime atladı ve saçıma yapıştı. Ben de Selin'e vurmak için hamle yapmaya kalkınca saçımda hissettiğim acıyla "Selin bittin kızım sen," diye bağırdım. Selin'le boğuşurken dengemizi kaybettik ve birlikte yere düştük. O, bir anlık boşlukta saçımı bırakınca bundan istifade ettim ve onun üzerine çıkıp ona vurmaya başladım. Ona birkaç tane vurmayı başardım ama o da bu sırada boş durmadı ve saçımı çekmeye başladı. Yüzüne tokat atıp saçımı tekrar onun elinden kurtardığımda, birisi beni belimdem tuttu ve Selin cadalozunun üzerinden kaldırdı.
Sırtım beni tutan kişinin sert göğsüne yaslanınca "bırak beni, o sürtüğü geberteceğim, ona saçımı çekmenin ne demek olduğunu göstereceğim" diye, onun kucağında debelenip bağırdım ama o beni Selin'den uzağa götürdü. Beni belimden tutarak götüren kişiye "bıraksana beni be," diye cırladım. Beni tutan kişi beni bırakınca bizimkilere baktım, Ceyda, Ceren'i tutmuştu. Buse'yi Timur tutmuş kızlardan uzağa götürüyordu.Yusuf abim Bahar'la İrem'in arasına girmişti. E beni kim tutuyordu o zaman? Buse, Ceren'in üzerine atlayacağı sırada, Timur sinirle Buse'nin kolunu tuttu ve onu çıkışa doğru çekiştirirken "yeter artık Buse, baydın uzatma,"diye söyleniyordu.
O sürtük hangi hakla hâlâ Ceyda'nın üzerine yürümeye kalkabiliyordu, tam bu sinirle Buse'nin yanına gidecektim ki birisi kolumu tuttu. Kolumu tutan kişinin elini takip ederek yukarı doğru çıktığımda, Özgür abinin çatık kaşları ve kızgın kahve hareleriyle karşılaşınca zorlukla yutkundum.
Siktir ya bu olacak iş miydi şimdi?! Siktir! Ah rezalet! Utançtan başımı eğerken, Allah'ım lütfen yer yarılsın ben de içine gireyim dedim içimden. Stresten ve utançtan alt dudağımı dişlerken, "hepiniz arabaya, hemen," diye kükreyen Özgür abinin sesini duyunca yerimde sıçradım.
Özgür abiye yakanmanın utancıyla çıkışa doğru yürürken, Selin'in yanından geçtiğimiz sıra onun arkamdaki Özgür abiye, gülümsediğini fark ettim. Ne yaptığını sanıyordu bu sürtük? O gudubet suratıyla şirin olduğunu mu sanıyordu bu salak? Kanın damarlarımdan yükselişe geçtiğini ve beynime hücum edip sıçradığını resmen hissettim. Sinirle tekrar Selin'in üzerine gideceğim sıra, Özgür abi beni belimden tuttu ve beni sert göğsüne yasladı, kulağıma eğildi. Onun sıcak nefesini tenimde hissedince tüm tüylerim ayağa kalktı.
"Bugünlük bu kadar heyecan yeter güzelim! Şimdi uslu duruyorsun ve eve gidiyoruz," dedi ama ben gitmeden önce Selin'e son kez 'sen bittin bakışı' atmayı unutmadım. Bir dakika, az önce Özgür abi bana güzelim mi dedi? Başımı hızla kaldırdım ve şaşkın gözlerle Özgür abiye baktığımda, o da dikkatli bir şekilde benim tepkimi inceliyordu. Özgür abinin bana "güzelim," demesi tekrar aklıma gelince yanaklarıma kan hücum etti.
Gözlerimi kaçırdım ve Özgür abiden başka her yere bakmaya başladım. Çantamı güvenlik olmayan güvenlik kulübesinin yanında görünce Özgür abiden uzaklaşmak için çantamı fırlattığım yere doğru ilerledim. Hengame başlamadan önce çantamı can havliyle buraya fırlatmıştım.
Çantamı yerden alırken etrafta bizimkileri aradım ama yoktular, Özgür abinin gazabından korktukları için tüymüşler ve beni kapıda Özgür abiyle başbaşa bırakmışlardı. Ben onlara nasıl olsa bunun hesabını sorardım. Çantamı alıp çıkış kapısına doğru giderken Özgür abi de kapının yanında ellerini kot pantolonun ceplerine sokmuş beni bekliyordu. Onun yanına gidene kadar keskin bakışlarını bir saniye olsun üzerimden ayrılmadı. Açıkçası onun benim böyle bakması hoşuma gitmeye başlamıştı. Hızlı adımlarla onun yanından geçtim ve arabaya doğru yürüdüm. Arabanın kapısını açıp içeri baktığımda, bizim kızlar arka koltuğa doluşmuşlardı.
Pis hainler, Özgür abinin gazabından korktukları için kimse ön koltuğa oturmamış hepsi arka koltuğa doluşmuştu. Onlara kızgın bir bakış atıp ön koltuğa el mecbur oturduğumda, arkaya döndüm ve onlara bakıp "sizi var ya mahvedeceğim," dedim. Bahar tam ağzını açıp yine saçmalayacağı sıra, arabanın sürücü kapısı açıldı. Hızla önüme döndüm ve en masum tavrımı takınmaya çalıştım. Kızlar benim halime gülmeye başlayınca onlara aynadan kötü bir bakış attım, ya da attığımı zannettim.
Özgür abi, tabir yerindeyse burnundan soluyarak yerine oturdu ve bize kızgın bir bakış attı, sonra bana dönüp kızgın bir şekilde "kemerini bağla," dedi. Onun sinirli sesi gözlerimin dolmasına neden oldu. Kemerimi bağlandıktan sonra, başımı eğdim ve ellerimle oynamaya başladım. Neden hep azarlanan ben oluyordum acaba ya? Ben, ne yapmıştım ki şimdi? Sadece Selin sürtüğünün saçını yolmuştum, ne vardı bunda yani? Ben düşüncelerimde Selin sürtüğüne saydırırken, Özgür abi de daha fazla kendini tutamadı ve bize patladı.
"Bu kavgayı yaparken bir öğretmene denk geliriz de okulun son ayında disiplin cezası alırız diye hiç mi düşünmediniz? Peki kavga ederken rezil olacağınız da mı aklınıza gelmedi? Gerçekten bu rezaleti kendinize yakıştırdınız mı?" Deyince bizden çıt çıkmadı. Özgür abi aynadan Bahar'a baktı ve dişlerinin arasından "Bahar," dedi.
"Efendim abicim" dedi Bahar en sevimli hâliyle.
"Başla!"
"Tamam abicim sana hepsini anlatacağım ama önce sen bir sakinleşsen mi ne? Söz sen sakinleşince sana her şeyi eksiksiz anlatırım."
"Ben yeterince sakinim bayan çok bilmiş ama biraz daha böyle saçmalamaya devam edersen gerçekten sinirlenmeye başlayacağım."
"Şimdi abicim, olay aynen şöyle oldu. Bizim inek Ceyda'mız sınavda ikinci olunca, birinci olan Timur ile laf dalaşına girdi. Timur'u kafaya takan Buse, Ceyda'nın söylediklerine sinirlendi ve Ceyda'ya saldırdı, Ceren'de Buse'den Ceyda'yı kurtardı. Sonra bu İrem gereksizi Ceren'e saldıracakken, Ayşenur onun saçına daldı, sonra Selin Ayşenur'un saçını yoldu, sonra Ayşenur'a saldıracak olana İrem'e ben daldım. Sonr..."
"Tamam kes artık saçmalamayı, bu yaptığınızdan utanmalısın, kocaman kız oldunuz, yakıştı mı bu size?"
"Ama abi bizim suçumuz yok ki, ilk onlar başlattı."
"Kimin başlattığı önemli mi Bahar?"
Özgür abi haklıydı, kimin başlattığı önemli değildi ama şimdi bana pişman mıyım, diye sorarsanız tabi ki hayır derim, yine olsa yine o sürtüğün saçını yolarım...
Bizim sokağa geldiğimizde Özgür abi arabayı bizim evin önünde durdurdu. Kızlar daha araba durmadan arabadan inip bizim eve doğru hızla gittiler ve beni Özgür abiyle başbaşa bıraktılar. Özgür abinin gazabından kurtulmak için takılan kemeri açmaya uğraştım ama takılmıştı meret bir türlü açılmıyordu. Kemeri açmak için uğraşırken, Özgür abi elimi tutunca gözlerim kocaman oldu ve şaşkınlık içinde ona baktım.
Özgür abi elimi kenara çekti ve kemeri tek hamlede açtı. Nasıl oldu dercesine ona kaşlarımı çatarak baktığımda, elinin tersiyle yüzüme dokundu; nefesimi tuttum ve şaşkınlıkla ona bakakaldım. Saçımdan firar eden bir tutam saçı kulağımın arkasına sıkıştırdı ve "seni bir daha böyle kavga ederken görmek istemiyorum Ayşenur," dedi. Şaşkınlıktan aralanan dudaklarımla onun gözlerine bakarken, otomatiğe bağladığım başımı sallamakla yetindim. Elinin tersiyle tekrar yüzüme dokunmak isteyince biraz geriye çekildim ve gözlerimi ondan kaçırdım. Ve arabadan inmek için döndüğümde, karşımda bir adet dedikoducu Melahat teyze vardı.
Aha sıçtık...
Melahat teyzeyi, gözleri kocaman olmuş şaşkınlık içinde bize bakarken görünce, aha işte şimdi sıçtın Ayşenur, dedim içimden. Bu kadın bizim mahallenin ayaklı gazetesi, dedikodu makinasıydı ve bizim mahallede her şeyi ilk Melahat teyze duyar, sür manşetten herkese sunardı. Eğer biz de onun diline düşersek siddin sene kurtulamazdık. Melahat teyzenin, bizi süzen bakışlarından kurtulmak için kapının koluna asıldım ve kendimi dışarıya attım.
Melahat teyzenin yanından panikle geçerken, "iyi günler Melahat teyzeciğim" dedim, yüzümde sahte bir gülümsemeyle. Bizim bahçeye kapısını açıp girişi ışık hızıyla bahçeyi geçtim. Tam kapının ziline basacaktım ki kapı aniden açıldı. Kapı kolunu tuttuğum için içeri doğru tökezledim. Bahar son anda kolumu tutunca düşmekten kurtuldum ve kolumu ondan kurtarıp hışımla içeri girdim. Salona girdiğimde Ceyda'yla Ceren benim kızgın olduğumu görünce yerlerinde dikleştiler. Hazır ol da beni bekliyor gibiydiler, sanki ben onlara saldıracaktım da! Aaa ben barbar mıyım ayol?...
"Ben, sizi var ya," diye en son kızların üzerine uçtuğumu hatırlıyorum...
"Siz beni arabada nasıl tek bırakırsınız ya?" Kızlarla kavga etmekten yorgun düşmüştük ve yerde bağdaç kurmuş oturuyorduk. Tâbi hepimiz saçı, başı dağılmış bir hâldeydik.
"Bir dakika kanka sen bi dur, benim Ceyda'ya bir sorum var!"
"Tâbi sor Bahar'ım."
"Şimdi Ceyda'cığım, biz o sürtüklerin saçlarını yolup süpürge yaparken, sen o fasülye sırığıyla ne yapıyordun, zeytinyağlı fasülye mi?" Hepimiz şaşkınlık içinde "neee" diye bağırdık.
Ceyda, "ondan zeytin yağlı mı olur ayol," deyince hepimiz onun haline gülmeye başladık, bize kınayan bakışlar atan Ceyda, "aferin Bahar, sonun da benim beynimi de yaktın. Ayrıca o pis zamparayla değil yemek yapmak, hiçbir şey yapmam ben! O, sırığa benden uzak dur dedikçe, o sürtük Buse'nin yolduğu saçına bakacağım diye tutturdu."
"Ben de hâlâ o Selin'i istediğim gibi dövemedim diye üzülüyorum," dediğimde, kızlar gülmeye başladı. "Daha nasıl dövecektin kızım ya, kızın hali perişandı," diyen Ceren'e, gülümsedim ve "sen de Buse'yi fena yoldun kanka," dedim. Ceren yüzünü tiksinti ile buruşturdu ve "ay evet ya, o çakma sarışının tüm saçları elimde kaldı. Bir ara onu altıma aldım, o altımdayken 'ne istersen yapıcağım yeter artık,' diye yalvarıyordu." Buse'in o hâlini düşününce biz de Ceren gibi yüzümüzü buruşturmuştuk.
Bu bizim Buse ve gurubuyla ilk takışmamız değildi tâbi ama ilk defa bu kadar büyük bir kavga ediyorduk. Karşımda oturan Ceyda'ya, "Ceyda senin Timur, bu Buse'yle ne yapıyordu da, sen bu kadar dellendin,"diye sorduğumda, Ceyda önce ne demek istemediğimi anlamadı ve gözlerini bir iki defa kırpıştırdı, sonra ne demek istediğimi anladığındaysa gri gözleri cıva gibi oldu.
"O hödük nereden benim oluyormuş aşk olsun Ayşenur ya! Ben kala kala o kas yığınına mı kaldım? Ben ne yapayım o pis zamparayı! Kızım o adam bildiğin yürüyen ego, üstelik zampara, hödüğün teki olduğunu söylememe gerek bile yok."
"İkiz artık sen o kas yığınıyla ilgilenmiyorsan ben seve seve ilgilebilirim. Timur, azıcık kibirli, egolu, eh biraz da zampara ama olsun, kaslı ya o bana yeter! Ay düşünsenize onu öpmek için ya merdiven kurmam gerek, ya da zıplamam" diye kıkırdayan Ceren'e, Ceyda şaşkınlıkla bakakaldı.
"Ne...saçma...lıyorsun...kızım...sen ya?"
"Hiçte saçmalamıyorum Ceyda'cığım. Sırf sen o fasülye sırığına boş değilsin diye ben bu zamana kadar ona bakmadım. Onunla eniştem diye hiç ilgilenmedim, yoksa bilirsin o sırık elimden kurtulamazdı." Ceyda şaşkınlık içinde Ceren'e bakarken, Ceren'se Ceyda'ya çaktırmadan bize göz kırptı.
"Ay yeter bu kavga beni acıktırdı, hadi bir şeyler yapalım," diyen, Bahar'la birlikte biz de ayağa kalktık ama Ceyda, duyduklarının etkisiyle oturduğu yerden bir süre daha kalkamadı ve Ceren'e şoke olmuş bir hâlde baktı...
Kızlarla masada oturmuş tostlarımızı yerken ben sadece tostumdan küçük bir parça ağzıma atabilmiştim. Çünkü az önce annem aramıştı ve Salih'in, haftaya nişanlanacağını söylemişti...
Ceren, ağzı dolu hâlde konuşmaya başlayınca, nedenlerle, niçinlerle dolu olan düşüncelerimden sıyrıldım ve Ceren'e ilgisiz gözlerle baktım. "Şimdi kızlar benim anlamadığım bir konu var," Bahar ağzı dolu bir hâlde "ne," diye sorunca, biz de Ceyda'yla başımızı salladık. O arada Ceyda'nın önündeki tabağa kaçamak bir bakış attığımda yemek konusunda tek olmadığımı anladım, o da yemeğini yemek yerine benim gibi bakışmayı tercih etmişti.
İnşallah Ceyda o Timur öküzü yüzünden benim çektiğim acıları çekmezdi. "Özgür abiyle Yusuf abi bizim okula neden gelmişler?" Bahar, Ceren'in söylediklerini duyunca ağzının dolu olmasına aldırmadan konuştu.
"Selma Sultan'ın emirlerini yerine getiriyor abim, ben yokken kızları okuldan sen al eve getir demiş. Abim de o yüzden okula geldi ama Yusuf'u bilmiyorum o neden geldi... Ay kızlar, ben yine Yusuf'a rezil oldum değil mi? Doğmamış çocuklarım şimdiden babasız kaldı görüyor musunuz? Yusuf'um bu rezillikten sonra bir daha yüzüme bakmaz."
Bahar'ın söylediklerine önce şaşırdık, sonra onun yüz mimiklerine gülmeye başladık. Ne durumda olursak olalım Bahar bizim yüzünüzü her zaman güldürüyordu.
"Gülmeyin ya ben ciddiyim. Adam beni ya kavga ederken görüyor, yâ da elim ayağım birbirine dolanmış bir hâlde, böyle giderse hiç şansım kalmayacak."
"Bahar ya, onu nasıl bu kadar uzun süredir sevebiliyorsun, oysa onun senden duygularından, aşkından haberi bile yok. Üstelik onun başka kızlarla çıktığını gördüğün hâlde içindeki bu aşk hiç mi azalmıyor?" Diyen Ceyda'ya bakarken, Bahar'ın gözleri doldu ve yüzünde buruk bir gülümsemeyle elini kalbine götürdü.
"Buraya söz geçiremiyorum ki Ceyda. Onu, başka kızlarla gördüğümde diyorum ki sevme artık vazgeç ama ne oluyor biliyor musun? Bir an, sadece bir an atmayı bırakıyor ama sonra bir bakıyorum ki yine Yusuf diye atmaya başlıyor. Bu benim elimde değil ki Ceyda! Benim aklımı da, ruhumu da, sadece kalbim yönetiyor. Aşk böyle bir şey işte, aşık olduğunda sadece kalbini dinlersin aklını değil." Derken, gözleri benim üzerimdeydi. Bahar, bana her zaman, 'sen Salih'e aşık değilsin sadece hoşlanıyorsun,' diyordu 've Ayşenur o seni sevmiyor, onun gözleri sana aşkla bakmıyor, dikkatli ol,' diye beni çok uyarmıştı. Ve haklı da çıkmıştı...
"Lan, yeminle beni aşktan soğuttunuz, şu halinize bakın. Üçünüzde ben ne bok yedim der gibi bakıyorsunuz."
"Ben, aşık falan değilim bana bakarak konuşma!"
"He ikiz, he aşık değilsin. O yüzden o fasülye sırığının yanında senin o çok bilmiş çenen tutulup kalıyor."
"Yok öyle bir şey," Ceyda bunu söylerken şaşkın bir hâlde bize bakıyordu "ben öyle bir şey yapmıyorum değil mi?" Bahar yerinden kalktı ve Ceyda'nın omuzlarından tuttu, "aramıza hoş geldin kuzu, ilk defa bu kırpıkla aynı fikirdeyim." Ceyda, Bahar'ın ellerini omuzlarından ittirerek ayağa kalktı.
"Ben o zamparaya aşık falan değilim anladınız mı? Bu dünyada bir o, bir de ben kalsam o öküze bakmam, bakmayacağım da, anladınız mı beni?" Ceyda, hışımla mutfaktan çıkınca, Ceren onun peşinden gitmeden önce gözlerini devirdi "kusura bakmayın kızlar, bu aralar bu konuda biraz hassas. Sonra görüşürüz," dış kapının kapanma sesini duyduğumuzda, Ceren hızla Ceyda'nın peşinden gitti. "Sence gerçekten hoşlanıyor mu Ceyda, Timur'dan?" Diyerek tekrar yerime oturduğumda Bahar kıkırdadı "ne hoşlanması Ayşenur, o çoktan abayı yakmış da haberi yok!"
"Yok canım o kadar da değil."
"O kadar canım, aşk insanın içine sinsi bir yılan gibi girer de, aşık olduğunu ancak o seni ısırınca anlarsın"
"Bayan aşk doktoru! Benim neden öyle olmadı acaba?"
"Çünkü Ayşenur'cuğum, sen Salih'ten sadece etkilendin, belki ondan hoşlandın ama o na aşık olmadın."
"Yanılıyorsun. Ona karşı hissettiğim duygular sadece hoşlantı olmuş olamaz. Çünkü onu her düşündüğümde kalbim acıyor ve beni aldattığı aklıma geldikçe nefes alamadığımı hissediyorum. Eğer ben onu gerçekten sevmeseydim, bu kadar acı çekmezdim."
"Kendinde söylüyorsun Ayşe'm, o seni aldattığı için bu kadar acı çekiyorsun. Çünkü gururun kırdı ve sen de her kadın gibi bunu kaldıramadın. Artık bunun farkına var Ayşenur, sen gerçekten Salih'e aşık değildin."
"Saçmalama, koskoca iki yılımı sırf bir hoşlantı uğruna harcamış olamam, yani olmamalıyım, ben onu gerçekten sevdim!"
"Bak kendin itiraf ediyorsun Ayşe'm, sen sevdin, aşık değildin! Çünkü Salih'i gerçekten sevseydin o seni öpmek istediğinde hep bir bahane bulmaz, onu öperdin. Âşık olduğun zaman onun ismi her duyduğunda gözlerin parlar ama senin hiç öyle olmadı! Üstelik Salih o kızın elini tutup karşına geçtiğinde, bir kez olsun sen ne yapıyorsun Salih'de demedin Ayşenur? Eğer sen Salih'i söylediğin gibi gerçekten çok sevseydin ortalığı yakıp yıkardın ama yapmadın, neden?"
Bahar'ın söyledikleri şaşkınlığımı biraz daha arttı. Gerçekten, biz hiç Salih'le el ele tutuşmanın ilerisine gitmemiştik, hatta o bir defasında beni öpmek istemişti ama ondan gelen yoğun sigara kokusu beni tiksindirdiği için onu öpememiştim.
"Saçmalama annemlerin yanında ne yapabilirdim ki? Annemlerin bizden haberi yokken, ben nasıl ortalığı yakıp yıkabilirdim?"
Bahar'ın yüzünde anlayışlı bir gülümseme belirdi ve uzanıp masanın üzerindeki elimi tuttu.
"Eğer senin yerinde ben olsaydım ve biz Yusuf'la çıkıyor olsaydık; ah inşallah. Eğer o bizimkilerin karşına yanında bir kızla gelmiş olsaydı. Yakardım kızım ben ortalığı, Yusuf'u da, o kızı da parçalardım, senin gibi susmazdım"
"Şimdi ben sustum diye Salih'i sevmedim mi Bahar?"
"Saçmalama kızım ya, lafı nerenden anlıyorsun. Benim demek istediğim o değil, eğer sen onu gerçekten sevseydin Ayşenur, o gün orada ortalığı yakardın."
"Peki şimdi bana bunu da söyle bayan aşk doktoru. Ben, onu sevdiğimi sanmış bile olsam bu kadar acı çekmem normal mi? Peki ben Salih'den sadece hoşlandım diyelim, o zaman onu başkasıyla birlikte görünce nefes alamamam, onu düşündükçe gözlerimin dolması normal mi? Bunları hissederken onu gerçekten ben sevmedim mi?"
"Öncelikle sen insansın, birinden hoşlandığında ve ondan ayrıldığında ayrılık acısı çekmenden daha normal bir şey yok. Benim tanıdığım Ayşenur gerçekten o ismi lazım değil şahsı sevseydi, ne annesini, ne de teyzesini gözü görürdü ve o gün, o adam müsfettesiyle o kızı orada parçalardı. Yine söylüyorum iyi dinle! Sen her aldatılan kadın gibi gururun kırıldığı için bu kadar acı çekiyorsun. Yoksa sen Salih'i gerçekten sevmedin!! İnan bana bunu da gerçekten aşık olduğunda anlayacaksın Ayşenur!!"