4.Bölüm

1133 Kelimeler
DORA ÖZEL HASTAHANE BAHÇESİNDE Sevde iki saattir ağlamaktan gözleri şişmiş Müge’yi azarlamaya devam ediyordu. Ali gözüktü. “Sevde yeter artık kızın ağlamaktan gözleri şişti o da böyle olsun istememiştir emin ol.” Sevde Müge’nin kafasına kafasına vuruyordu. Herkesin içinde onu yüksek sesle azarlamaya başlamıştı artık yeterdi onun da canına yetmişti. Müge’nin bu sorumsuzluklarının bir gün birinin canını yakacağını adı gibi biliyordu Sevde. Müge ellerinin tersiyle gözlerini sildi. “Bak bu rimel iyiymiş o kadar ağlamama rağmen çıkmadı .” dedi. Her şeyden önce kendisine olan saygısını kaybettiğini düşünüyordu Sevde Müge için. Hayatında en çok sevdiği kişi Özde’ydi. Onun için her fedakarlığı yapan arkadaşını kaybetmek istemiyordu.Aslında Müge’yi korumak için böyle davranıyordu. Ulaş yanlarına yeni haberler vermek üzere geliyordu bu sırada. Süreyya ise hemen arkasından onu takip ediyordu. Elindeki kahveleri herkese dağıtıyordu. DALMAN OTEL Oktay adamlarıyla beraber Özde’yi tabiri caizse zorla Dalman Otel’e getirmişti. Onu kendi kral dairesine çıkartmıştı. Özde korkuyla odanın pencereye bakan kısmındaki beyaz koltuğun üstünde ağzı bantlı şekilde duruyordu. Oktay odaya girdiğinde ayak seslerini duyuyordu.Korkusu iki katına ulaşmıştı. Kızın gözlerini ve ağzını tek bir hamleyle açmıştı. Adamın elinde bir şişe şarap vardı. Özde korkusuna rağmen konuşmaya çalıştı sesi çok kısılmıştı minik bir inilti gibi çıkıyordu. “Lüüt..fe..nn.” diye fısıldadı. Oktay kızın yüzüne elini koydu kızın yüzü o kadar küçüktü ki adamın bütün eli kadar denebilirdi. “Seni bırakacağım meraklı kedicik.” Diye konuşurken arkasını döndü. Yatağa oturdu bacaklarını açarak oturdu. Ceketini çıkardı yere attı. Bu sırada Özde olanları izliyordu. “Seni elbette ki bırakacağım ama yaramaz kedilere ders vermemek olmaz değilmi.” Dediğinde dudağını yaladı. Özde kollarını koltuğa daha da bastırdı.Olduğu yere yapışmak istiyordu. “Ooo merak etme kedicik küçük bir dilek diyelim Aladdinin isteği kadar büyük değil bu gördüğün şişedeki şarap’ın hepsini içeceksin hemde tek seferde.” Özde baktığında gözlerini iyice açtı. “Nasıl hepsini tek seferde içmem mümkün değil ki ama?” Oktay pis pis sırıttı. Gömleğinin düğmelerini açtı. Sonra Özde’ye doğru baktı. “Buraya gel ve önümde dur.” Kız korkuyordu koltuğa yapışmış gibi dediğini idrak etmeye çalışıyordu. “Sana gel dedim yoksa bütün gece burada KALIRSIN!” dediğinde Özde bunu yapmaktan başka şansı olmadığını anlamıştı. Titreyerek olduğu yerden kalktı ve adamın tam önünde durdu. Oktay kızı omuzlarına baskı yaparak yere oturttu. Şarabı aldı ve açtı. Baklavalarına doğru dökmeye başladı. “Çabuk ol ve iç yoksa bütün gece bunu tekrarlamak zorunda kalacağız.” DORA ÖZEL HASTAHANE BAHÇESİNDE Bu sırada Ulaş bütün olanları hem dinleyip kendi yaşadıklarını anlatıyordu. Sevde konuşmaya başladı. “Yani bu adam bütün her yere mi sızmış ne kadar büyük gücü varmış bravo valla Müge sana da aferin bula bula Türkiye’nin en manyak adamını bulup kızı randevuya göndermişsin birde sanki kendin çok işe yarıyor gibi yanında koruma gibi gitmişsin ay bak gene sinirlendim Mert çabuk bana papatya çayı getir çabuk.” Müge kendine geldiği için patavatsız tavrına yeniden büründü. “Seni çay kesmez papatya tarlasını içmen lazım.” Dediğinde şöyle bir kahkaha attı. Sevde’nin bam teli iyiden iyiye gerilmişti. “Bana bak küçük civciv kaşınıyorsun yoksa seni yolarım.” Ulaş herkese kafasındaki planı anlattı ve bu plan herkese çok mantıklı geldi. “Yani dediğinizi yaparsak Özde’yi burnu bile kanamadan o adamın elinden kurtaracağız doğru mu anladım Ulaş komiser?” dediğinde Ulaş onaylar şekilde kafasını salladı. Müge telefonunu alarak daha önceden Özde için konuştukları hesaba mesaj attı. “Selam ben bugün buluştuğunuz kadının arkadışıyım . Ve şuan size yazarak suç işlediğimi düşünüyorum polis az önce bir ceset buldu ve benim arkadaşım olduğundan eminler ben ise onlara inanamıyorum arkadaşım yaşıyor diye düşünüyorum haklıyım değil mi çünkü sizde birisine zarar verecek bir tip yoktu düzgün ve yakışıklı bir beydiniz.” Diye mesaj yolladı ve yarım saat boyunca beklemeye koyuldular. DALMAN OTEL KRAL DAİRESİ Özde Oktay’ın dediğini yaparken üstü başı şarap olmuştu. Bu geceyi eğer atlatırsa bir daha asla Müge’nin aklına uymayacaktı. Kırmızı elbisenin tam göğüs kısmında gold detaylı bir fermuar vardı.Oktay uzandı ve bir kısmını açacaktı Özde hemen geri çekildi. “Bana ileri gitmeyeceğine dair söz vermiştin.” Dedi kısık bir sesle. Oktay bir an kendisini kaybettiğini anladı hemen toparlandı. “Tamam yeter bu kadar oyun bir daha asla seni ve salak arkadaşlar topluluğunu yakınımda ve hiçbir mülkümde görmek istemiyorum aksi halde olacaklardan ben sorumlu DEĞİLİM!” Diyerek son kelimeyi vurguladı. Odadan üstsüz şekilde çıktı göğüslerinden aşağıya doğru ise halen şarap damlaları damlıyordu. Özde yerde oturur vaziyette kalmıştı. Birkaç dakika olduğu yerden kalkamamıştı. Birkaç dakika sonra bir kat temizlik görevlisi içeriye girdi. “Rahatsız ediyorum efendim ama Oktay bey size bunları vermemi istedi birde yarım saat kadar hazır olmanızı aşağıda sizi Şöför bekliyor olacakmış ve evinize bırakacakmış.” Kat görevlisi elindeki karton poşeti köşedeki geleneksel döşemeli koltuğa bırakarak dışarı çıktı. Dışarıya çıktığında Özde hemen yerden kalkarak köşede dışarıdan görülebilen heryeri cam olan banyoya girerek kısa bir duş aldı. Biri gelir diye korktuğundan sadece üç dakika da temizlenmek için girdiği banyodan hemen çıktı. Saçını kurutur kurutmaz koltuktaki kıyafetleri üzerine geçirdi. Bembeyaz ipek bir gömlek ve ekose uzun bir etek bedenine ise tam olmuştu. Saçları halen nemliydi o sırada çantasındaki küçük aynalı cep tarağını alarak saçını gelişi güzel taradı. Sonrada çantasındaki lastik bir tokayla bir kere dolayarak küçük bir ense topuzu yapmıştı. Karton çantaya kendi elbiselerini koyarak ve son kez bir parfüm sıkarak odadan çıktı. Yaşadığı bu geceyi ise asla unutmayacaktı. Bu sırada Oktay etrafta gözükmüyordu. ANEMON REZİDANS Oktay otelden bir hışımla ayrılmış hemen evine gelmişti. Telefonu eline almıştı. Listeden en hızlı gelebilecek kadını arıyordu. Lavin her zaman onun için o telefonu açar ve ne olursa olsun gelirdi. Telefonun ucundan o kıvrak kadınsı ses duyuldu. “Hayırdır Oktay Bey bu saatte ne istiyorsunuz da ısrarla arıyorsunuz.” Lavin sözünü bitirir bitirmez Oktay konuşmaya başladı. “Hemen evinin önündeki araca bin ve yanıma gel soru sorma.” Diyerek kadının suratına kapattı. Elindeki içkisini tek seferde kafasına dikti. Bu onun klübünün özel bir kokteyliydi. Mayhoş meyveler ve egzotik meyvelerden yapılan bir tür ada içkisiydi. İçinde gram alkol olmadan halüsinasyonlara sebep olan bir içkiydi. Ada halkı bunu bilmesine rağmen bu içeceğe zaman ayırır yine de yaparlardı. Kaku mandu meyvesi ve freyatsu karışımından olsa gerekti ve içinde daha neler vardı kim bilir. Lavin on beş dakika sonra kapıdan içeriye girmişti.Oktay gözlerini açtığında karşısında duran kadına hayretle baktı. Onu otel odasında bıraktığından adım kadar emindi nasıl olurduda onun evine gelme cesareti gösterir ve karşısına dikilirdi. “Sen utanmaz bir kedisin.” Diyerek tısladı. Lavin ise gülümsedi “Demek bugün kedicik olmamı istiyorsun o zaman hayhay olurum sen yeter ki iste.” SARE APT. Özde zor da olsa evinin yolunu bulabilmişti. Yorgunluktan hemen salondaki koltuğa kendisini attı. Arkadaşlarına haber vermeyi unutmuştu hemen onlara kısa bir mesaj bıraktı. “Ben iyiyim evdeyim beni merak etmeyin ve asla yanıma gelmeyin yalnız kalmak istiyorum”. Bu sırada Müge ‘den hemen cevap geldi. “Nasıl güvende olabilirsin ki o adam daha önce kendi karısını öldürmüş.” Özde’nin gözleri fal taşı gibi açılmıştı.Anlaşılan artık onun hayatında huzur kelimesinden eser olmayacaktı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE