32. BÖLÜM Odada biraz vakit geçirdikten sonra Dila Hanım geldi. Onun odasında, pencerenin önünde duran küçük bir tekli koltuk vardı. Orada oturmuş, dizlerimi karnıma çekmiş, kendime sarılarak dışarıyı izliyordum. Camdan süzülen ışık yorgun gözlerime vururken, aklım annemdeydi. Canım annem… Ne çok özledim. Toprak kokusunu bile… Onun yalnızlığını düşündüm, mezarına giden bile yoktur şimdi belki… İçimi keskin bir sızı kapladı. “Ne düşünüyorsun güzel kızım?” dedi Dila Hanım usulca yanıma yaklaşıp saçlarımı okşarken. “Üzme artık kendini bu kadar. Ne güzel çiçek açmıştın, akşamına kurutup soldurdun kendini.” “Annemi,” dedim sessizce. Gözlerine baktım, zaten dolmuş olan gözlerimden yaşlar süzülmeye başladı. “Biliyor musun kızım, ben de annemi küçük yaşta kaybettim. Daha on dördüme bile girmem

