30. BÖLÜM Göğsümde sakladığım çığlıkla konağa vardığımda, içimdeki fırtına biraz olsun dinebilmişti. Derin nefesler alarak indim arabadan. Kimseye görünmeden, sessizce, duvarlara yaslana yaslana odamın yolunu tuttum. Ayakkabılarımı, hırkamı, çantamı gelişigüzel yere fırlatıp kendimi yatağa attım. Ve sonra... boğulur gibi hıçkırıklar içinde ağlamaya başladım. Göğsümde biriktirdiğim tüm o kırık cümleler, suskunluklar, utançlar birer birer sökülüp döküldü yastığa. Ne kadar ağladım bilmiyorum. Gözlerim sızlamaya başladığında, telefonumun titremesiyle irkildim. Kılıç mıydı acaba? İçimde bir umut kıvılcımı, ama aynı anda bir korku... Açabilir miydim onu? Ne diyecektim ki? Hangi kelimeyle temizlenirdi bu utanç? Bu sessizlik bana bir ömür ceza olurdu. Açmadım. Telefon susmadı. Israrla titredi

