29. BÖLÜM Kılıç’la ne yapacağımızı, bu işin içinden nasıl çıkacağımızı düşünmekten başım zonkluyordu. Tam da o an, telefon çaldı. Gözleri bir anlığına irkildi, ardından "Hemen açmam lazım," diyerek telaşla balkona çıktı. Camdan onu izlerken ellerinin konuşması kadar yüzündeki ciddiyet de hararetli bir konuşma yaptığını belli ediyordu. Birkaç dakika sonra telefonu kapattı. Derin bir nefes aldı. Omuzları çökmüştü. İçeriye adımlarını yavaşça attı, yanımda oturdu. Sessizliği baştan aşağıya ağırdı. "Canım..." dedi, sesi bir fısıltı kadar kırıktı. Belli ki bir şey olmuştu. İçime tarifsiz bir yumru oturdu. "Kafamı bile kaldırmadan, “Efendim?” dedim. Gözümün ucuyla onu süzerken yutkunmasını duyar gibiydim. "Bir görev çıktı. Ve sanırım... üç hafta sürecek." Kalbim bir anlığına durdu sandım. Ha

