Korku, zehir misali kaburga kemiklerimden içeri sızarak kalbimin en ücra köşesine kadar yayıldı. Beynim iflas ediyormuş gibi dondu. Saatin akrep ve yelkovanı birbirinden uyumsuz hareket etmeye başladığında ise zaman kavramı anlamını yitirdi. Hayatımda yaşamadığım şey kalmamışken bu kadarı da aklıma gelmemişti. Göz yaşlarım yaşadığım şokun etkisinden yuvasından dahi çıkamamış, yanaklarımın topraklarını sulayamamıştı. Beynimin bir oyunu muydu yoksa bazı insanlar cidden benimle eğleniyor muydu bilmiyorum fakat bu durumun sona ermesini istiyordum. Zira aklımı kaçırmama ramak kalmıştı. Sanki arkamda birisi varmış gibi korkuyla, tıpkı bir şizofren edasıyla, gri fayanslarla düşenmiş banyonun her noktasında gezdirdim göz bebeklerimi. Aynaya denk gelmemeye ne kadar çok çabalasam da bir o kadar da

