Şebnem Ferah - Hoşçakal
"Birbirimize verdiğimiz söz ne oldu Viole?" Bir adım bana yaklaşırken gayet sakindi. Yüzü tam aksi olsa da. Yutkundum. Gözyaşlarım akmaya devam ediyordu ama bunu umursamıyordum. "Sen beni kandırdığın anda hükmü kalmadı o sözün."
"Ben seni kandırmadım."
"Ya ne yaptın?" Gözlerim kısıldı. Nefes alamadığımı hissedşyordum. Kalbim hızlı çarpıyor. "Sen bana yalan söyledin!"
"Söylemedim." Bakışları bende değildi. "Sadece gerçeği sakladım. Saklamak zorundaydım."
"Zorundaydın? Neden?"
"Seni korumak için."
"Beni korumak için?" Sesim titredi. "Beni yine koruyamadın ama..."
"Sikeyim," Santo dayanmıyormuş gibi ellerini başından geçirdi. "Şöyle bakma bana. Delireceğim. Gidecekmişsin gibi bakma!"
Gülümsedim ama buruktu tebessümüm. "Seni haksız çıkarmak isterdim." Donakaldı. İrileşmiş gözbebekleriyle baktı. Saç tutamları alnına düşerken başımı çevirdim laptopa. "Bir cani ile beraber olduğumu bilene kadar hiç gitmeyeceğim zannederdim."
Kaşları çatıldı. "Cani mi?" Sanki onun da titriyordu sesi. "Sen... Bunları söyleyen sen misin Viole?"
"Merak etme," dedim dik durarak. "İlk şok etkisi. Geçiyor. Ben de aynısını yaşadım da." Bir adım attım. Başımı eğerek görüş alanına girmek şstedim. "Bu görüntüleri izlerken ben de sordum çünkü... Bu sen misin Santo?"
"Beni anlamıyorsun." Gülümsedim sadece.
"Beni anlamak istemiyorsun."
"İstemiyorum evet!" diye aniden yükselerek patladım. "Bana yalanlar söyleyen beni kandıran beni aptal yerine koyan bir adamı faha fazla dinlemek istemiyorum!"
"Bir adam..." Ellerini sıkarak yumruk yaptı. Bakışları kararmıştı öfkeden. "Bunları kim yolladı sana? İsim ver!"
"Ne yapacaksın?"
"Ecdadını sikeceğim onun! Celladı olacağım! Var mı diyeceğin?!"
Sinirle güldüm. "Tam sana layık! Durma!" Yanından çekip giderken beni kolumdan kıskıvrak yakalayıp kendine çektiğinde çarpıştı bedenlerimiz. Saçlarım yüzüme dağılırken Santo durdu bakışlarını saçlarımdan gözlerime çevirdim. "Şu kokun... Yok mu şu kokun... Bana diyorsun ki kokum olmadan yaşayacaksın." Başını eğdi. "Değil ben kokun olmadan... Saçına dokunamadan, gözlerine böyle bakamadan, parmak ucumla yanağını sevemeden nasıl yaşayacağım söyler misin Viole?"
Yutkundum. Bu nasıl acıydı yüreğim ağrıyordu sanki üstüne kat kat gökdelen dikiyorlardı...
"Yaşarsın."
Belki de ilk defa Santo'nun gözlerinde hayal kırıklığına şahit oldum. Kendimi geri çekerken son sözümü söyledim. "Boşanalım."
Birkaç saniye sessizlik.
Sonrası bir kahkaha tufanı.
"Sen," Santo sırıtan ama hemen düze dönen dudaklarıyla konuştu. "Ciddi misin?"
Gözlerim dolacak gibi oldu tutarım sandım gözyaşlarımı ama aktılar bir bir. "Son derece."
"Karşımda ağlıyorsun Viole buna inanmamı nasıl bekliyorsun?" Kafamı çevirdim gözyaşlarımı silmek istercesine ama izin vermeden hemen çenemden tutup çevirdi kendisine. İki gözümü de izliyordu. "Mavilerin acı çekiyor görüyorum gerçekten boşanmaya kararlı mısın?" Gözlerim daha da doldu. Santo doğru bilmiş gibi güldü ama keyifsizdi.
"Sen benim karımsın." Dakikalar önce dokunmasına izin vermediğim adam şimdi yanağıma saçlarımda parmaklarını gezdiriyor gözlerimin içine bakıyordu. "Ve hep karım olarak kalacaksın." Ve o an, Santo hızla dudaklarıma yumuldu. Delicesine öpüyordu beni ama asla karşılık vermiyordum tuhaf ki itmiyordum da. Sadece bekliyordum.
Geri çekildi. Alınlarımızı birleştirdi. İki yanağımı avuçlarken nefes nefese konuştu. "Öp beni... Lütfen."
Elleri saçlarımda yanaklarımda geziniyordu. "Sana anlatmadığım çok şey var. Beni öldü sanan bir düşmanım artık yaşadığımı biliyor. Her şeyi göze aldım seninle yola çıkarken. Ne pahasına olursa olsun koruyacağım dedim." Gözleri kapalıydı, alınlarımız birleşikti ama ben onu izliyordum. "Seni kaçırdıklarında, bebeğimizi öldürdüklerinde... Bir yemin ettim. Her zamankinden daha sert daha acıması olacaktım. Tehlikenin farkındaydım bugüne kadar ve artacağının farkındayım. O yüzden seni bir saniye bile yanımdan ayırmayacağım."
Durdum.
Bebeğimizi öldürdüklerinde... Ben düşük yapmamıştım, onu benden zorla almışlardı. "Yani... Benim bebeğim yaşıyordu." Santo gözlerini açarak geri çekildiğinde ona bakmıyordum. "O yaşamak istiyordu."
"Viole hayır... Hayır." Gözlerime bakıyordu. Bir umut arıyordu. Vazgeçmem için.
Kafamı çevirdim. Ama cevabım belliydi.
"Hayatımdan çık git Santo." Geri adımladım. "Seni bir daha görmek istemiyorum."
"Gerçekten... Bunu istiyor musun Viole?" Başım salladım. "Ben... Her şeyi sineye çekerim de bebeğimi düşük yüzünden değil düşmanın yüzünden kaybettiğimi unutamam. Bu acıyla yaşayamam. Affedemem."
Santo yaklaşsa da ben yine uzak durdum ondan. "Seni..." Nefesim ağırlaştı. "Affetmek istersem ve affedemezsem... Bu bana nasıl bir yük biliyor musun?"
İşte o an durdu.
Bu garip bir veda olacak
Çünkü aslında hep içimdesin
Ne kadar uzağa gitsem de
Gittiğim her yerde benimlesin
Söylenecek söz yok
Gidiyorum ben
Ellerini kollarını bağlamış gibiydim.
"O yüzden evet eminim. Boşanmak istiyorum."
Bana bakmıyordu. Başını salladı ağırca. "Peki." dedi uzun süren sessizlikten sonra. "Sen nasıl istiyorsan... öyle olsun."
Hoşça kal
Hoşça kal
Hoşça kal
Hoşça kal
Öylece yanımdan çekip giderken ceketini kaptığı gibi kapıyı çarpıp çıktı. O ana nasıl dayandım ben bile anlayamazken yere çöküp bağıra bağıra ağlamaya başladım. Sehpada duran çerçevemizi alıp izlemeye başladım. "Santo..." Evlendikten sonraki balayımızda çektirdiğimiz bir fotoğraftı bu. "Seni çok seviyorum." Ağlamam şiddetlendi. "Seni. Çok... Seviyorum..."
Ben bir kısrak gibi
Gelmişim dünyaya
Şahlanıp koşmak içimde var
Hoşça kal
Biraz su, biraz yeşillik
Her yer benim evimdir
Taşırım dünyayı sırtımda
Her dil benim dilimdir
Ama söylenecek söz yok
Gidiyorum ben
Hoşça kal
Hoşça kal
Hoşça kal
Hoşça kal
&
Ne kadar ağladıysam halının üzerinde kendimden geçmişim.
Kapıya vurulma sesleri ile irkilirken yerden kalkmaya çalıştım. Çalıştım çünkü her tarafım tutulmuştu. Sanki kemiklerime yük binmiş gibiydi. Ayağa kalkınca gözüm kararsa da anlıktı geçti hemen. Kapıya varıp açtığımda Santo karşımdaydı. Nasıl yani?
"Merhaba sevgili karım." Benim konuşmama kalmadan yanımdan geçerken çatık kaşlarla onu seyrettim. Saçları mı kısalmıştı onun?
"Sen-" diye cümleue başlarken onun yalnız gelmediğini içeriye giren siyah takım elbiseli birkaç adamlar sayesinde anladım. Ardından düzgün giyimli bir adam bana elini uzattı. Diğer eliyle de çantasını tutuyordu. "Merhaba ben Andrea Samurez. Bay Gianni'nşn avukatyım. Anlaşmalı boşanma için hazırladığım belgeleri getirdim. Bugün imzalarsanız bir haftada içinde tek celsede boşanabileceksiniz." Kağıtları bana uzatırlen şaşıramadan edemedim. "Bu kadar çabuk mu?"
"Ne o? Vaz mı geçtin?" Santo'nun hali bana kaba gelirken bir o kadar da tuhaftı. "Yok." dedim sinirle. "Seve seve imzalayacağım."
"Sevinirim." deyip lakayt şekilde önğne dönerken koltuğa yığıldı pek düzgün ılmayan bir iekşlde oturuyordu. Halini tavrını iyice garipserken yemek masasının üzerinde kağıtlara bakmaya başladım. Bir gecede nasıl bu kadar değişebilmişti?
Başımı çevirdim onu izledim. Sırtı dönüktü bana. Elinde saçma sapan bir aletle ritim tutuyordu. Ne oluyordu ya?
Aman boşver diyerek kendime kızıp evraklara döndim. Bir baktım ki... Benden önce gayet imzalamış. Düzgünce.
Avukata dönüp verirken, "İşiniz bittiyse defolup gidin evimdem." dedşm ve kollarımı bağladım dik durarak. Santo sırıtarak koltuktan kalkarken bana döndü. "Yemedik ya." Kaşlarım çatıldı.
"Sen ne biçim konuşuyorsun ya?"
"Bundan sonra böyle. Violetta."
Ve gidiş o gidiş.
Masaya elimi yasladım dudaklarımı kemirirken. Çok tuhaftı. Bir gecede bu kadar değişebilmesi imkansızdı. Sanki benim sevdiğim adam gitmiş yerine başka birisi gelmişti. "Anlamıyorum... Anlayamıyorum."
&
Ertesi gün avukattan gelen mesaj ile şok olurken onunla görüşmek için gönderdiği konuma gidiyordum. Bir otele. Bu daha ilginçti.
Hesap soracaktım.
Çünkü aslında evli olmadığımızı öğrenmiştim. Takside alyansımla oynamaya dalana kadar geldiğimizi fark etmemiştim.
Ücreti inip hızla otele doğru yürürken döner kapıdan geçerek içeri girdim. Etrafı izlerken danışmaya restoranın yerini sordum. Çünkü mesaja göre bir lobide buluşacaktık.
Beni neyin beklediğini bilmeden adımlarım lobiye girerken daha girişte duraksadı. Ve gördüğüm manzara ile olduğum yere çakılı kaldım.
Hangi gerçek daha sarsıcıydı bilmiyordum.
İki senedir evli zannettiğim adamla aslında evli olmayışım mı yoksa onu şu an bir kadınla sarmaş dolaş görmem mi?
Karnımdaki yumru gitgide büyürken boğazıma da bir parça bırakıyordu sanki. Gözyaşlarım akarken ileriye giden sevişmelerine daha fazla katlanmadan arkamı dönüp oteli terk ettim. Eve geldiğimde bir sessizlik karşıladı beni.
Her şey yalanmış meğer...
Asıl sarsıcı olan buydu.
Bana olan sevgisi... yoktu. Yokmuş inanabiliyor musun?
Daha dün sen diye ağladım şu halıda.
Gözlerim asla kurumuyordu. Şişen gözlerim yüzüm ve paspal halimle odamıza girdim.
En son buradaydık ve mutluyduk hatırlayamıyordum oysa o kadar uzak değildi o günler.
Hayatın birden tepetaklak olabiliyormuş.
Çok değil yarım saatin sonunda tüm eşyalarımı toplamıştım.
Evi izleye izleye kapıya gelirken bavulu sürecektim ki gözlerim parmağımdaki alyansta takılı kaldı. Yavaşça çıkarırken iki elimle tutarak içini okudum. Vi&Santo&Forever
Artık hiç önemi yoktu her şeyin.
Gözyaşlarım hızla artarken yavaşça alyansı sehpanın üstüne bıraktım.
Ve bavulu sürerek bir daha hiç dönmeyeceğim o evimizi terk ettim.
&
Aynı zamanlarda, Meksika sınırında bir fabrika...
"Yazık sevgili karıcığın şimdi çok uzaklarda." Adamın sesi boğuk geliyor gibiydi. Santo nerede olduğunu algılayamıyor gibiydi.
Ama biliyordu da.
Üstüne bir kova su döküldüğünde hırlayarak sallandı. Kolları iki yana asılmıştı, bacakları birbirinden bağlıydı. Adam bir şeyler zırvalarken o günlerdir ne yaşadığını sorguluyordu. En son Vi ile kavga etmişti.
Sonra... Ayrılmışlardı. Hayır Viole onu terk etmişti.
"Karın gerçekleri biliyor."
Santo hiç bir tepki vermedi.
Sırılsıklam tepeden tırnağa, saçı sakalı birbirine girmiş yüzü kir pas içinde olan haliyle alttan alttan bakmayı kesmedi.
"Yeni kartelin başı." Adam ellerini hayali slogan yapar gibi açtı. "Senmişsin ya Meksika Kralı."
Santo adamım şu an kudurmasını izliyordu her kimin köpeğiyse iyi kışkırtılmıştı belliydi. Onunla uğraşacak halde değildi. Şu an tek düşündüğü karısıydı.
"Viole... Nerede?!" Dün her şeyi boş verip geriye dönüp ona Viole'ye o kadar çok sarılmak istedi ki... Öyle keskin bir ses tonuyla sormuştu ki gevşek gevşek duran adam bile toparlanır olmuştu. Çünkü o da farkındaydı, Meksika Kralı'nın gücünün. Her ne kadar tutsak olsa da.
"Neredeyse nerede. Artık çok geç. Onu asla kurtaramayacağın bir yerdesin Santo Gianni."
Santo ellerini yumruk yaptı. Şu an karşısındaki afamı ölesiye dövmek istiyordu.
"Elimde kalırsın." diye dişlerini sıka sıka konuştu. "Karım nerede!" Yanında değildi ya ona bir zarar gelecek diye ödü kopuyordu.
"Yedim."
O an başka bir ses.
Yavaş adımlarla içeri girerken sadece ayakkabılarının tok sesi yankılanıyordu.
Santo yüzünü gördüğü an donakaldı.
"Sen..." Yüzü daha da gerildi.
Karşısında tıpatıp kendisi vardı.
"Merhaba sevgili ikiz kardeşim."