3.Bölüm

1341 Kelimeler
1 Ay Sonra Notlarımla bakışırken kafamı kaldırıp ellerimi yüzüme koydum. Ofladım. Sınavlarım yaklaşıyordu ve benim kafam hiç bir şeyi almıyordu. Bir an canım Santo'yu görmek istedi. Kocamı yine ve yine çok özlüyordum. Laura'nın ölümünden sonra beni hızlıca toparlayan o olmuştu hatta o hafta boyunca yanımdan bir saniye bile ayrılmadığını biliyorum. Ama şimdi... Sanki o eski günlere geri dönmüştük. Telefonumu kontrol ettiğimde hiç bir bildirim olmadığını görünce sinirlendim. Anlık hırsla mesaj yazdım. Beni hiç arama sorma tamam mı? Yüz üstü masaya yapıştırırken kupamı alıp masadan kalktım. Bitki çayı mı yapsam yoksa kahve mi diye dolabı karıştırırken bildirim sesiyle kavanozu hızla bıraktım. Telefona koştum. Çevirip ekrana baktığımda gülümsedim. Biliyorum ders çalışıyor benim kelebeğim. Sonra bir mesaj daha. Hadi hazırlan bir saate gelip seni alacağım. Acaba nereye götürecekti? Muhtemelen yemeğe. & Aynadan kendimi incelerken saçlarımı geriye atıp kurdelemi düzelttim. Uzun zaman sonra ilk defa canlı bakımlı görünüyordum. Bir kaç gün önce Laura'nın mezarını ziyaret ederken şimdi neredeydim? Gerçekten zaman nelerin şifasıydı. Kapı zili yankılandı evde. Aynaya sırtımı dönüp kapıyı açarken elbisemin etekleri uçuştu. Ve topukluklarımın üzerinde şuh bir pozla durdum. Santo da pervaza yaslanmış halde tepeden tırnağa beni süzdü. Bakışlarındaki o tutkuyla beraber sevginin arttığını görünce içim kıpır kıpır oldu. "Sevgilim... Birtanem..." Doğruldu içeriye girdi. "Karıcım..." Kapıyı kapattı ve beni kapıyla kendi arasına sıkıştırdı. "Ne güzel olmuşsun sen böyle?" "Hıhım. Yakışmış mı?" Nefesi kesilir gibi oldu. "Çok." Kollarımı ensesinde birleştirip yüzüne yaklaştım. "Nereye gidiyoruz? Meraktan çatlayacağım." "Çok güzel bir yere." Dudaklarımı okşadı. "Bir öpücük karşılığında adresi söylerim." Tek kaşım havaya kalktı. "Baakk seen." && Duştan çıkar çıkmaz odaya koştuğumda bornozum biraz açılmış, saçıma doladığım havlu düşmüştü. Yatağa atarak dolabın kapağını açtığım çıplak, ıslak saçlarla iç çamaşırlarımı karıştırıyordum. Geç kalıyordum. Bir an önce giyinip çıkmam lazımdı. Sabahki yatak maceramızdan sonra kocamdan ses gelmeyince evden çıktığını düşünmüştüm ama kapının açılmasıyla saçlarımı geriye atmamla kafamı çevirmem bir oldu. "Karıcım." Elinde hazırladığı kahvaltı tepsisiyle karşımda dikilirken şaşkınlıkla bakakaldım ardından gülümsedim. "Aşkım..." Santo tepsiyi kenardaki masanın üstüne koyarken yanıma geldi, onu izliyordum, beni süzerek gözlerimde oyalandı. Belimi kavrayıp kendi vücuduna yapıştırırken tenimi okşadı. "Yine çiçekler açmışsın." Gülümsemem büyüdü. Boynuma doğru eğilip öptüğünde gözlerimi yumdum. "Mis gibi kokuyorsun." "Hmm." Ben de ona sarılırken ellerimi ensesinde, uzayan saçlarına götürdüm okşayarak. Eli sırtımdan belime gezintiye çıkarken gözlerimi araladım, "Yapma..." dedim ama sesim yap der gibi çıkmıştı. Boynumdan çıkarak gözlerime baktım. Sağ mememi avuçlayıp kavradığında inledim. "Ah." "Yapmayayım mı gerçekten?" Nefesini yüzüme vururken parmakları dudaklarıma dokunuyordu naifçe. "Öpmeyeyim mi şu dudaklarından?" "Santo... Geç kalıyorum hayatım. Cidden." "Sırası değil mi diyorsun?" Elimi ensesinden çekip alta indirdi, şortunun üzerinden kalkmış penisine bastırdı. "Beni bu hale getirip gidecek misin yani?" Nefesi bu kez kulağıma vururken huylandım. "Ya..." O da bunu bilerek üzerime gelirken gıdıklanarak ondan kaçmaya çalıştım. "Kaçmaya çalışma! Kaçamazsın!" "Ya!" Beni kıstırıp yatağa devrildiğimizde onun altındaydım. Dudaklarımdan öpüp geri durduğundan ofladım. İçimde sıcak bir şeyler akıyordu üstelik kadınlığımda dürtü vardı sanki. "Öpsene." "Hani istemiyordun?" Burnunu burnuma sürttüm. Daha da huylandım. Yüzümü kırıştırarak burnumu kaşıdım. "Vazgeçtim istiyorum." Elimi ondan hızlı davranarak aramıza soktum ve kumaş üstünden sertleşmiş erkekliğini tuttum. Kavrayarak okşarken sızlandı. "Ne o? Hoşuna gidiyor bakıyorum." Gözlerini anlık yumup açtı. "Delirteceksin beni." "Delirmiyor musun şu an?" Yüzüne yaklaşıp dudaklarından öptüm. "Hm?" Bir daha öptüm. "Bir şey söylesene hayatım..." dedim ve bir daha. Dayanamayarak dudaklarıma yamulduğunda vakumlarcasına öpüşüyorduk. Nefessiz kalana kadar bırakmayacağını biliyordum. Aletinin daha da büyüdüğünü anlayınca elimi şortun içine sokarak baksırın içine de soktum. Ve sıkarak ileri geri kaydırmaya başladım elimi. İnleyerek dudaklarımı ısırdığından ben de inledim. Bu onu daha da azdırmıştı biliyorum. Boşalmaya yakın anı geldiğinde öpüşmeyi bırakarak benim yüzümü izledi. Yüzü kasılıyordu. Kendini tutuyor gibiydi ama ah oh sesler çıkaramadan edemiyordu. Kollarını başımın yanına dayarak kendisini elime itti. Daha çok istiyordu. "Siktir... Çok iyi." Kafasını tavana kaldırıp ağzını araladı. "Çok iyi amınakoyayım." Elim hızlandığında kafasını eğip gözlerini açtı. Giderek hızlanırken yatakta sarsılıyorduk. Sonunda zirveye ulaştığında yavaşlayarak beyaz sıvısını elime üzerime boşalttı. Nefes nefese yüzümü izlemeye devam ederken gülümsedim. Alnına düşen saçlarını taradım geriye doğru. "Rahatladınız mı kocacım? Sizi o halde bırakıp gitmedim diye sevinmelisiniz bence." "Sen var ya..." deyip boynuma eğildiğinde bir yandan beni öpüyor bir yandan gıdıklıyordu. Bir süre boğuşmamız devam ederken memelerimi son kez sıkıp kalktı. "Ben seni rahatlatmayacağım ama." demez mi? Omuz silktim. "İyi peki." Bacaklarımı açtım iki yana iyice. "Ben de kendim rahatlatırım." deyip iki parmağımı genital bölgemde kaydırırken yutkundu. Orama baktığında yeniden sertleşeceğini biliyordum. "Vi... Yapma." "Niye..." diye fısıldarken niyesini biliyordum. Parmaklarımı sürterken külodumun yapıştığını hisssediyordum. "Islandım. Senin yüzünden." Yutkundu. Ardından gözlerime baktı. "O zaman bunu sen istedin bir tanem." Altını açarak aletini okşadı boydan boya ardından üzerime eğilerek ucunu yavaşça deliğime soktu. "Ağhhh!" Aletini yavaşça kaydırmaya başladı ama benim ıslaklığımla giderek hızlanırken duğer parmağıyla klitorisimi okşuyordu, orgazm yakındı dememe kalmadan orgazmın etkisiyle bacaklarım titreyerek kafamı geriye bastırdım, dudaklarım aralıklı kendimden geçerken Santo'nun inlemelerle karışık küfürleriyle aynı anda boşaldık. Üzerime yığılmadan yanıma yattığında beni de çekerek sarıldı, saçlarımdan öptü. İkimiz de sakinleşmeyi beklerken tek duyduğumuz derin soluk alış verişlerimizdi. "Hadi işe geç kalma bebeğim." diyerek dudaklarımı tutkulu öpünce yarım saniye kadar ben de karşılık verdim. Tamam diyerek kalktığımda giyinmeye başladım. Peki Santo mu ne yapmıştı? Tabi ki yatağımızdan hayran hayran beni seyretmişti. && "Günaydın, Violetta." "Günaydın, Lily." "Nasılsın?" dedi çantasını koyarak. Dersin başlamasına daha vardı bu yüzden kafeteryada oturuyordum. "İdare eder. Sen?" "Ben de." Başını eğdi. Onun da keyfinin olmadığını görüyordum. "Uzun zaman oldu..." "Öyle." Kalemi kağıda bastırdım. "Sınavların ne zaman bitiyor?" "Yarın. Senin?" "Haftaya. Yıl sonu partisi düzenlenecekmiş. Biliyorsun... Uzun zamandır bir etkinlik yapılmıyordu." Laura nedeniyle. "Sen de gelmek ister misin?" "Bilmiyorum Lily. Aslında bakarsan hiç havam yok." "E tamam işte modun yerine gelsin diye diyorum. Hadi lütfen beni kırma da gel." İç çektim. "Söz vermiyorum ama düşüneceğim." "Süper." Ellerini çırptı. "Ben yine senin yerini ayıracağım." Başımı salladım sadece. Laura'nın acısı daha tazeyken eğlenmek ne kadar doğruydu bilmiyorum. Şu an olsa bana kızardı belki de. İçim sıkılarak yerimde doğrulduğumda gözüm saate takıldı. Başlamasına ramak kalmıştı dersin. Kağıtları toplamaya başladım. Birden midem ağzıma gelirken ağzımı kapattım ellerimle. Lily başını telefondan kaldırarak, "Vi? İyi misin?" Ona cevap veremeden yerimden fırlarken hızlıca tuvalete girdim ve boş bulduğum ilk kabine girerek kusmaya başladım. Saniyeler içinde kusup rahatlarken sifona bastım ve halsizce lavaboya doğru ilerledim. Ellerimi yıkarken aynadan kendime baktım. Ne kadar da hasta görünüyordum. Santo'nun son günlerde bana dokunmamasının sebebi bu olsa gerekti. Hoş yine onu gördüğüm gün sayısı bir elin beş parmağını geçmiyordu. Ne yapayım kocamı özlüyorum ve bu durum düzelmedikçe hep şikayet edeceğim kesindi. Tuvaletten çıktığımda Lily ile karşılaştım. "Neredeydin?" "Buradayım." "İyi misin?" Diye sordu yine. Gözlerine baktığımda gerçekten endişeliydi. "İyiyim gerçekten." "Betin benzin akmış Viole. Hastaneye gidelim mi?" "Yok ne hastanesi..." "En azından bir revire görünelim." Parladım. "İyiyim diyorum ya." Sessizleşti. "Tamam canım..." "Selam kızlar." Karl. Lily'in erkek arkadaşıydı. "Selam." Öpüşüp sarıldılar. "Selam Violetta." O da fark etmiş gibi sordu. "İyi misin?" "İyi değil," diye araya girdi Lily. "Baksana ne kadar da solgun yüzü." "Gerçekten de solgun görünüyorsun. Revire götürmemizi ister misin?" "Ben de dedim ama..." dedi bu kez Lily ellerini bağlayarak. "Dinleyen kim." "Arkadaşlar, sağ olun beni düşündüğünüz için ama ben iyiyim. Üşütmüş olmalıyım sadece hepsi bu kadar." Lily'den eşyalarımı aldım teşekkür ederek. "Eve gitsem iyi olacak." "Tamam canım." Görüşürüz diyerek binadan çıkmaya hazırlanırken Lily'in sesini duydum. "Vi!" Duraksayıp ona döndüm. "Aklıma bir şey geldi de..." Kaşlarımı çattım. Nedir diye onu izlerken, "Acaba hamile olabilir misin?" "Ne?" "Evet yani," karnıma bakış attı. "Bu ihtimal olabilir mi?" Olabilir miydi? Evet. Korunuyorduk ama en son ne zaman seviştiğimizi bile hatırlamıyordum. Yutkundum. "Ben... Bilmiyorum." "Bir test al istersen eczaneden." "Öyle yaparım. Sağ ol Lily." "Ne demek." Yeniden önüme dönüp bu kez ağırca yürürken ellerim istemsizce karnımı buldu. Lily demeseydi bu ihtimal aklımın ucundan bile geçmezdi. & Gergince bekliyordum, banyoda lavabonun mermerine yaslanmış vaziyette. Direkt eczaneye gitmemle eve gelmem bir olmuştu ve girer girmez de testi yapmıştım. Şimdi tırnağımı yer gibi heyecanla bekliyordum. "Kalbim duracak şimdi..." prospektüsünde beş dakika diyordu ve ben nerdeyse her beş saniye başı telefona bakıyordum. Sanki geçmek bilmiyordu zaman. O an gözüm dalgınca fayanslara havluya sabuna bakarken teste takıldı ve çift çizgi olduğunu fark etmemle yeniden baktım. Donakalarak ağırca testi elime alırken gözlerim doldu. Sevinçten ağlamaya başladım. Hamileydim! "İnanamıyorum..." Klozete oturarak gözlerimi çubuktan ayırmazken bir elim karnımı buldu. "Ben... hamileyim." Anne olacaktım, Santo da baba. Tanrım!
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE