Yansın - Çağan Şengül ft. Emre Aydın
Demek Sienna buydu.
"Pek çekingen bir hizmetçiniz varmış," derken ileri atılacaktım ki Santo'nun bakışlarına takıldım. Kaş göz yaparken ne demeye çalışıyordu anlayamıyordum. Sonra Sienna cümlesini bitirdi. "...Umarto!"
Kaşlarım çatıldı.
O Umarto değildi ki. O Santo'ydu!
Ağzımı açacaktım ki Santo onu kolumdan tutup içeriye götürünce arkasından bakakaldı. Şaka mıydı tüm bu olanlar?
Ben neyin içine düşmüştüm böyle?
Gerçek adı... Santo değildi o zaman.
Ellerimi saçlarımdan geçirdim. Çıldırmanın eşiğindeydim. Daha fazla dayanamayıp evden çıktığımda bahçede hızlı hızlı yürümeye başladım.
"Viole!" Çok geçmeden duydum sesini.
"Viole!"
Duymamazlıktan geldim.
"Vi!" O an duraksadım. Yanıma varıp beni kendine çevirdiğinde sanki bir anlık o eski Santo vardı karşımda. "Nereye gidiyorsun?" diye konuştu solukları karışırken.
"Evime." dedim durgun sesimle. Onunla kavga etmeyecektim. Hesap sormayacaktım. Kırgınlığımın yorgunluğuydu. "Ve bana bir daha Vi deme." Durdu. Gözlerimin içine bakıyordu.
Yeniden yürüyecekken önümü kesip kollarımdan tuttu beni. "Gidemezsin."
"Bırak beni!"
"Senin evin burası." İşte o an parladım. Kollarımı itekleyerek uzaklaştırdım onu kendimden.
"Ne evinden bahsediyorsun be sen?" diye yükseldim. "Bu saçma sapan oyunlarının olduğu ev mi?" Bir dolaplar döndüğünü anladığımın farkındaydı.
"Anlatacağım..."
"Bana bir şey anlatma Santo." Panikle gözlerimi izliyordu. "Şov bitti ve ben İtalya'ya dönüyorum." Yeniden önüme dönüp giderken arkamdan bağırdı. "Tüm bunca şeyin... Neden olduğunu gerçekten bilmek istemiyor musun Viole?" Durmadım bu kez. Devam ettim. "Bu kadar mıyım senin gözünde? Sildin mi beni? Yaşadıklarımızı, aşkımızı unuttun mu?!"
O an durdum işte.
Umutmamıştım.
Unutmak ne mümkündü. Ona dönmedim çünkü o çoktan varmıştı yanıma. "Belki de tüm bunların yaşanmasına değecek bir sebebim var. Bizim için belki. Öğrenmek istemiyor musun?" Biz diye bir şey kaldı mı diye bağırmak istesem de yapmadım.
Aniden ona döndüm kollarımı bağladım. "Anlat öyleyse. Anlat da bileyim." Bir adım attım. Yüzlerimiz yakınlaşırken, devam ettim. "Beni kandırmanın, onca yalanın, bebeğimizi..." Aniden başını kaldırdı. Sesim titriyordu. "...kaybetmemizin değecek sebebi ne söyle!"
"Sesini titreten her şeyi sikeyim..." Bana sarılmak istediğini anladığımda ondan uzaklaştım. Elleri havada kalsa da konuştu. "Viole! Anlasana!" diye haykırdı. "Senin içindi! Yaşaman! Hayatta kalman! Ben seninle İtalya'da yaşarken nüfusta bir ölüydüm! Ne mala ne mülke hiç birine dokunamıyordum! Santo Gianni bir ölüydü. Saklanmak zorundaydım. Benim yaşadığımı öğrendikleri an seni öldüreceklerdi." Başını iki yana salladı. "Ben buna izin veremezdim. Ben senin hayatını elinden alamazdım. Buna sebep olamazdım."
"Ama yaşıyorsun. Ve ben de buradayım."
"İşler değişti... Bilmediğin çok şey var."
Yutkundum. "Sen Umarto değilsin. Santo'sun. Değil mi?" Korka korka soruyordum.
"Evet. Ama şu an sadece adım bu."
Kafam daha da karışırken Santo aniden bana sarıldı. Saçlarımı okşarken kokladığını hissettim. "Her şey senin için derken yalan değildi birtanem." Tek yalan olmayan oydu zaten.
Ona sarılmadığımı anladığında geri çekilip yüzüme baktı. Ona bakmadım. "Başkasını öpen bir adam için... bu sarılma samimi gelmiyor." dediğimde yüzündeki sarsılmayı hissetmiştim.
"Ben Sienna'yı öpme-"
Geri adım atarak kollarımı bağladım. Sözünü kestim. "Belli ki daha bilmediğim çok şey var. O halde onları öğreneceğim sonra İtalya'ya geri döneceğim."
Bu kez yüzü donuktu. "Madem döneceksin madem bilmek bir şeyi değiştirmeyecek neden öğrenesin ki?!" Sesi sert ama kısıktı.
"Çünkü," dedim gözlerimdeki kararlı ve alaylı bakışla. "Buna hakkım var diye düşünüyorum."
"Sen beni sevmiyorsun ki Viole." dediğinde sarsılan ben oldum. "Sen sana olan zaafımı kullanıp beni yıkmak istiyorsun. Yaşadıklarının bedelini bana ödetmek istiyorsun." Sessiz kaldım buna verecek bir cevabım yoktu çünkü. Doğruluk payı var mıydı ben de kendimden emin değildim. İçimde kırgınlıklar kadar kızgınlıklar olduğu doğruydu ama bedel ödetmeyi hiç düşünmemiştim. Hele Santo'dan hiç.
Yutkundum. Ondan nefret ettiğimi mi? "Bunu dememin bir anlamı var mı bilmiyorum ama ben sana bedel ödetmeyi hiç düşünmedim Santo."
Santo şaşkınlıkla beraber sert ifadesiyle bana bakakalırken Bay Fabri aramıza girdi. "Acil konsey capo." Bu cümle tanıdık gelirken aynı zamanda tüylerimi diken diken etmişti.
"Geliyorum," dediğinde gözlerini benden ayırmadı. "Bayan Gianni'ye odasına kadar eşlik et." deyip beni yeniden eve mahkum ederken hayretle arkasından bakakaldım.
&
Odaya bir kez yemek gelmesi dışında gelen giden olmazken oflayarak yataktan kalktım, pencereye doğru yürüdüm. Manzarayı seyretsem de gözümün önüne hep o kadının Santo'yu öptüğü an geliyordu. Elim istemsizce yine yumruk olurken içimdeki kıskançlığa engel olamıyordum.
Eskiden olsa Vi hesap sorar trip atardı ama ben ona bakmamıştım bile.
İçimdeki kırgınlıklardandır demiştim...
Ona olan sevgim bitmiş miydi ya da?
Bitmiş olsa ne kırgın olursun ne de kızgın.
Bahçede o kadınla beraber durup konuştuklarını gördüm dalgın düşüncelerimden sıyrılıp. Kollarım çözülürken cama yaklaştım iyice. "Ne konuşuyor olabilirsiniz ki?"
Uzunca bir süre konuştular sonra Sienna yanağını yine öpüp giderken Santo ona bakmadan alnını sıvazladı ardından geriye dönerken buraya baktı. Bakışlarım kısılırken ona arkamı dönerek odada volta atmaya başladım. Az önce sakindim ama şimdi patlama eşiğine gelmiştim. Nasıl yapardı ya bunu? Nasıl izin verirdi tekrar öpmesine? Beni zorla buraya getiriyor bir de yetmez mi gibi gözümün önünde bir kadını öpüyor? Hızla çekmeceye yürürken açtım para ve telefonu alırken ilk işim buradan gidip geçici pasaport almak oradan evime dönmekti.
Kapı açıldı. "Viole?"
Arkamı dönerken o da kapıyı kapatıp bekledi. Bakışları elime kaydı. Sinirle bakıyordum. "Çekil şuradan."
"Nereye?" Gözleri kısıldı.
"Cehennemin dibine!" Bağırıp üzerine yürürken önüme geçip tek eliyle beni yakaladı, diğer eli hala kapı kolundaydı. "Gidemezsin!"
"Sen o kadının öpmesine izin veriyorsun ya alasına giderim!"
"İzin vermedim!"
"Ya ne yaptın karşılık mı verdin!"
"Anladım sinirlisin."
"Hadi ya!" diye dalga geçerken anlayamadığım çeviklikle kapıyı kilitleyip anahtarı yakaladı. Beni çekiştirip yatağa kadar getirirken, "Bırak!" diyerek kolumu kurtardım. Saçlarımı kulağıma atarak konuştum. Elimdekilere yatağa attım. "Ya sen kendini ne zannediyorsun? Hiç bir şey olmamış gibi burada kalacağımı senin esirin olacağımı mı?"
"Onu deme."
"Niye?" Diklendim. "Senin esirin değil miyim?"
"Sus."
"Konuşsana hadi." Üzerine yürüdüm. Bana bakmıyordu ama ben zorla görüş alanına girmeye çalışıyordum. "Ben senin gözünün önünde başka bir adamı öpsem-"
"Sus!" Aniden kollarımı yakalayıp kendine çektiğinde yüzünü izliyordum. "Sus Viole!"
"Düşüncesi bile seni delirtiyor değil mi? Ben bunu yaşadım ama!"
"Bile isteye yapmışım gibi konuşma! Bilmediğin şeyler var dedim sana!"
"Nasıl bir mantıklı sebebin olabilir?!" Geri durdum. "Senin için deyip durdun. Devamı nerede hani? Konuşsana Santo! Bileyim artık! Konuş. Susma!"
"Şimdi olmaz."
"Neden?" Neden konuşmuyorsun be adam?
Sadece gözlerime baktı. "Zamanı gelince Viole." Arkasını dönüp odadan çıkmaya yeltendiğinde makyaj masasını dağıtmaya başladım. Bibloyu elime alıp köşede duran boy aynasına fırlattığımda parçalar bir bir dağıldı. Hızla bana döndü. "Ne yapıyorsun sen?"
"Benim sevdiğim adam değilsin!" Bir eşya daha. "Benim bildiğim Santo bana cevap verir susmaz!" Bir daha. "Beni buraya tutsak etmez!" Bir eşya daha atacakken üzerime atılıp beni kollarının arasına aldı zorla. Debelenmeye çalışsam da nafileydi, onun karşısında güçsüzdüm. "Benim sevdiğim adam öldü!" Yüzüne bağırıyordum. "Santo öldü!"
Suratı kaskası kesildiğinde kollarımı sımsıkı havada tutuyor birbirimizin gözleriniz izliyorduk. Gözyaşlarım dayanamayıp bir bir aktığında içimi dökmeye ağlamaya başladım. Saçlarımı okşadığında öpücük kondurduğunda ağlamam artmıştı sanki. "Sakin ol..." Yere çöktüğümüzde beni kucakladığını sımsıkı göğsüne bastırdığını hissettim. "Geçecek sevgilim..."
"Sevgilim deme bana..." desem de sesim boğuk çıkmıştı anlamış mıydı emin değildim. Anlasa bile umrunda değil gibiydi.
Onu ittim birden. Yerden kalkıp uzaklaşırken arkamı döndüm. "Çık dışarı."
"Viole..."
"Senin yüzünü bile görmek istemiyorum çık dışarı!"
Sonra ses gelmedi.
Kilidi açıp odadan çıktığını duyduğumda derin nefes aldım. "Görürsün sen!"
Eşyalarımı alıp odadan çıkarken etrafı kolaçan ettim. Nereye gitmişti? Nereye giderse gitsindi, umrumda değil. Merdivenleri sessizce inip kapıyı araladım ardından korumalara görünmeden kenardan yürümeye başlarken köşeden dönüp çıkışa doğru koşmaya başladım. Sesler duyunca hızlıca herhangi bir aracın bagajına saklanırken adım sesleri duymamla bagajı kapatmam bir olmuştu. Havaalanına yakın bir yere gidiyordur yoksa yandığımın resmidir.
Birtakım ispanyolca cümleleri duyduktan sonra hareket ettiğinde tek bu arabanın değil bir çok arabanın da peşinden konvoy gibi hareket ettiklerini görmüştüm.
Neredeyse bir saate yakın zaman geçtiğini düşündüğüm sıralarda araç durdu. Nefessizlikten ölecektim. Ön kapının açılıp kapanmasıyla jeep sallandı. İrkildim. Adım sesleri uzaklaşırken yavaşça turuncu mandalı indirerek kapağı açtım. Yavaşça ve sessizce indirirken etrafı izliyordum. Adamlar hayli uzaktaydı ve...
Biz çöldeydik.
İlerideki aracın kapısı açıldı. Siyah postallar haki cepli dar pantolon ve siyah üzerine yapışan v yaka tişört. Güneş gözlüklerini çıkardığında gözlerim irileşti.
"Santo..."
"Capo affet. Capo..." İriyarılı bir çok adam onu sürükleyerek yere çöktürürken diğer yandan bir adam siyah çantayı açarak Santo'nun önüne getirdi. Siyah eldivenleri takarak siyah kadife bir bez aldı ve uzun ghost silahı alarak sildi. Ardından sakin bir tavırla ama yüzündeki ürkütücü ifadeyle adama döndü. "İhanet edenlerin cezası bellidir. Ölüm!" Sesi...
Gözlerim irileşirken silah patladı ve yerimde irkildim. Adam yeri boylarken baş işareti yaptı yanında duranlara. "Gömün."
Transa geçtiğimi ellerimin zangır zangır titremesinden anlarken bakışlarımı kocamdan çekemiyordum. Silahı silip geri koydu yerine. Kutu kapanıp önünden çekildiğinde gözleri buraya kaydı ve...
Bakışlarımız birleşti.
Korkudan hareket bile edemezken gözlerindeki endişeyi gördüm. Dudaklarını okudum. Sessizce adımı fısıldadı. "Viole..."