18.Bölüm

1249 Kelimeler
VIOLETTA 18.BÖLÜM Melike Şahin & Tutuşmuş Beraber "Viole sence bu nasıl?" Diana aldıklarını denerken aynada üstüne tutuyordu. O kadar çok kıyafet almıştı ki hepsini benim yatağa yığmıştı oturacak yer bile yoktu. Mecbur ayakta onun arkasında dikilmiş seyrediyordum. Uzun zaman sonra kendimi ilk defa iyi hissediyordum, buraya alışmaya başlamıştım. Yeni telefonum vardı. İstediğim şeyleri alabiliyordum. Geçen Santo aldığım en pahalı şeyin bin dolar olduğunu duyunca kızmıştı. Haliyle şaşkındım. Kocam... Gerçekten zengindi. "Yakası çok hoş duruyor." "Değil mi?" Diana da benimle aynı fikirde olmalı ki sevinerek baktı aynadan bana. Başından beri bana ısınan tek insan diyebilirdim tabii Brilliant'ı da unutmamam gerek. "Dur o zaman şunu deneyeceğim." Diana yeni kıyafete geçerken ben de olduğum yerde dönerek cama yaklaştım, manzarayı izlemeye başladım. İleride kalabalık grup görünce bakışlarım kısıldı. Santo ve bir sürü siyah takımlı adamlar ellerinde silahlar ile duruyorlardı. Bahçede devriye gezen adamlar da bile vardı. Santo da siyah takım içindeydi. Tek fark ceketi yoktu ve gömleğin kollarını katlamıştı. Atış yapıp silahı doldurdu ve yeniden odaklanış ve... bum! "Abin hep idmana gider mi böyle?" Diana kahkaha oatlattı. "İdman mı? İlahi Viole." Yorulmuş gibi saçlarını geri attı. "Ve evet yapar. Adamlarını da toplar. Ara ara görürsün zaten. Bu zamanlar da sıklaştı tabii." Neden diye sormaya korkuyordum. Ya cevabı biliyordum duymak zor geliyordu ya da... "Savaş derken haksız sayılmazmış." Ağzımın içinde gevelerken Diana, "Efendim?" diye sordu. "Ben bir yanına gideyim diyorum?" deyip cam kenarından çekildiğimde, "Aa yok. Gitme. Hoşlanmaz." "Niye ya?" "Çalışırken tahatsız edilmeyi sevmiyor." Yatağa yöneldi. "Gel hem bizim işimiz var." "Diana..." dedim ısrar edercesine. "Hepsi çok güzel yine bakarız ya... Ben bir gideyim. Lütfen." Baktı ki çok istiyorum gülümseyerek hadi git dedi sevinerek gülümsedim. Odadan çıkıp aşağı indiğimde mutfaktan geçerken italyanca konuşmalara şahit oldum. "Sienna ile ayrılmışlar diyorlar." Elma küt sesi. "Valla Sienna ortalığı kasıp kavurmuş diyorlar." Kaşlarım çatıldı. Pervaza saklanıp iyice, dinlemeye başladım onları. "Sienna yedirememiş diyen de çok." En son Melly kepçeyi havaya kaldırarak bağırdı. "Ee kesin be. Sizin işiniz çene çalmak mı da ben mi bilmiyorum! Derhal işinizin başına derhal!" Kızlar korkuyla önlerine dönerken Melly birden sakinleşerek çorbasını karıştırmaya devam etti. Sinirlenince bambaşka insana ses tonuna bürünmüştü. O kadar komikti ki o hali. İç çekerek bahçeye çıkarken aklım içerde kalmıştı. Sienna ile ayrılmışlardı ne demekti? Diana'nın söylediğine göre hepsi oyundu ama... Lucca'yı görğnce selamlaştık. Santo da Lucca sayesinde beni fark ederken baş işaretiyle ara verdiğini söyleyerek bana doğru yürüdü. Tüfeği uzatırken yanıma varmıştı. Herkes dağılırken yüzümü seyretti. "Viole? Bir sorun yok değil mi?" "Ha yok, sadece..." İşaret ettim. "Camdan görünce merak ettim bir bakayım dedim. Ne yapıyordunuz diye." "Hazırlık sadece." Elimi tutarak öptü. Ardından bahçede yürümeye başladığımızda çoktan uzaklaşmıştık kalabalıktan. Santo elimi tutup beni kendşne çekerken nasıl olduğunu anlayamadığım şekilde elim göğsünde dudaklarımız birleşti. Karşılık vererek öpüşmeye başladığımızda uzunca öptük birbirimizi. Geri çekildiğimizde nefes nefeseydim. "Aniden ne yapıyorsun öyle ya?" "Niye? Karım değil misin?" Burnunu burnuma sürttü gülerek. Birden İtalya'daki anımızı hatırladım. Durulduğumu görünce gülüşü soldu. "Ne oldu?" "Sen böyle yapardın..." dedim buruk tebessümle. "Burnunu burnuma sürterdin... Her sabah..." İtalya'daki anılarımızdan bahsettiğimi anlamıştı. Bir şey demedi. Yeniden gülümseyip elimi tuttı. "Yeni anı oluşturmayalım mı? Hadi gel." "A nereye ya?" "Gel hadi gel." Bahçe sandığım arazinin üçte biri iken gözlerim irileşti. İleride at çiftliği vardı. "Nasıl ya? Sizin atlarınız mı var?" "Evet. Hepsi de özenle bakılıyor. Sayamayacağın kadar çok." Yolu takip ederken şaşkınlıktan alamıyordum kendimi. "Ben asıl fark etmediğime şaşırıyorum. Ağaçlardan öyle iyi kamufle olmuş ki drone'dan baksa anlaşılırdı galiba." "Doğru." Durdu. "Benim fikrim ayrıca. Kamufle olmak her zaman iyidir." Atlara bakıp bana döndü. "Binmek istemez misin?" "Santo ben at binmeyi bilmem ki." "Öğretirim ben sama. Özel hocan olarak." "Bak sen." Vardığımızda Santo seyise selam vererek bizi hazırlaması için de ispanyolca birkaç cümle kurarken içeriye girmiştik. Çizme, yelek ve kasklarımızı giymiştik. Santo hayranlılıkla bakarken elini uzattı kaskımı düzeltir dercesine. "Çok yakıştı." Gülümsedim. Seyis atlardan birini bizim için çıkarırken Santo atı severek bana talimatları söylüyordu. Uzun zaman sonra ilk defa böyle dinliyordum. Peşinden beni bindirdi ardından arkama bindi. Dizginleri ikimiz de elimize alırken kafamı çevirdim omzumun üzerinden. Bana bakıyordu. "Diyecekler ki bir gün beraber at bineceksiniz hadi ordan derdim." "Sanırım... Ben de." Araziye çıkınca giderek hızlandık. Rüzgar yüzümüzü yalarken saçlarımı savuruyordu. Onun yüzüne vurduğuna emindim. "Saçının kokusu Viole... Yok mu kokusu..." Ona yandan bakış atarak önğme baktığımda dizginleri sıkıca tutuyordum. Santo dizginleri tamamen bana bırakarak belime tabiri caizse bedenime sarıldı. Yüzünü saçlarımın arasında hissedebiliyordum. Sen yine bildiğin gülü kokla Benim çoktan günüm belli Hem annem hem babam sendin Böyle ufalanma merhem elindeydi Gelmedi elimden Dökülemedi inan dilimden Susuyorsam bir bildiğimden Sevdiğimden, gördüğümden Tutuşmuş beraber, ellerimiz yangın ezelden Gidiyorsam çok sevmekten Yanmaktan, ölmekten Gelmedi elimden Dökülemedi inan dilimden Susuyorsam bir bildiğimden Sevdiğimden, gördüğümden Tutuşmuş beraber, ellerimiz yangın ezelden Gidiyorsam çok sevmekten Yanmaktan, ölmekten Bir dermanı çok görüp de Boynu büküp gittin içe sinip de Ayağımdan kaydı gitti Toprağım sendin, depremim de Gelmedi elimden Dökülemedi inan dilimden Susuyorsam bir bildiğimden Sevdiğimden, gördüğümden Tutuşmuş beraber, ellerimiz yangın ezelden Gidiyorsam çok sevmekten Yanmaktan, ölmekten Gelmedi elimden Dökülemedi inan dilimden Susuyorsam bir bildiğimden Sevdiğimden, gördüğümden Tutuşmuş beraber, ellerimiz yangın ezelden Gidiyorsam çok sevmekten Yanmaktan, ölmekten & Santo evde değildi. Bugün tek başıma çıkmak istemesem de evde çok sıkılıyordum. Mutfaktakilere sorduğumda herkes bir yere dağılmıştı. Kimseyi bulamıyordum. Çalışma odası olduğunu bilmeden açtığım kapıyla duraksarken arkama koridora baktım sonra pes edercesine odaya girdim. Diana'dan yardım isteyecektim ama o da olmadığına göre kendi işimi kendim görebilirdim. Masanın başına geçip bilgisayarı açarken şifresiz olması işime yaramıştı. Hemen Google'a girerken açık sekmelere gözüm takıldı. Video Player açıktı. Tıkladığımda oynatmadı. "Ne ki bu..." Bu kez dosyalara girerken fareyi her klasöre tıklıyor ama boş dosya ile karşılaşıyordum. Pes edecekken bir video çıkınca durdum. Tıkladım üstüne. Santo... Santo duvara asılı havada duruyordu. Yara bere içindeydi. Oldukça bitkin görünüyordu. Onun hemen karşısında ondan vardı. İkizi. Yutkundum. Elektrik verildiğini görünce irkilerek kapattım aniden laptopu. Gözlerim dolmuştu. Elim ağzıma kapandı. Diana haklıydı. Bu bir hiçti ve o adam tehlikeliydi. Hangi normal insan böyle bir eziyette bulunurdu? Bir bildirim ekranda belirince mail olduğunu gördüm. Kaşlarım çatılırken üstüne tıkladı. Gönderen: Anonim Sevgili Viole'ne elveda de. Neydi şimdi bu? Hemen altta da adres vardı. Tuzak mıydı dikkat çekmeye mi çalışıyorlardı? Hemen odama geçip hazırlanıp çıktığımda adamlar kapıdaydı. "Bayan Gianni?" dedi Fabri hemen dikilirken. "Bir yere mi gidiyorsunuz?" "Beni hemen Santo'ya götür." "Derhal efendim." Arabaya binip yola koyulduğumuzda yol bitmek bilmiyordu. Tırnağımı kemirecek hale gelmiştim. Telefonuma bakıp cama dönüyordum. Dakika başı Fabri'ye ne kadar kaldığını sorup diyordum. Aniden Fabri'nin bağırışını duydum, peşinden silah sesleri patlamaya başladı. Üzerimize mermiler yaparken Fabri camı açıp şarjörü boşaltırcasına sıkmaya başladı. Kulaklarımı kapatıp hemen eğilsem de şokun etkisiyle kıpırdayamıyordum artık. "Fabri... Santo... Tuzak bu! Santo'yu ara tuzak olduğunu söyle!" Ama Fabri beni duymuyordu. Başımı kaldırıp ona ulaşmak dürtmek istediğimde yeniden mermi yağmasıyla cam kırıldı eğildim hızla. Tir tir titriyordum. "Bayan Gianni!" Yine bir silah sesi patladı. Bu kez omzuma girdiğini hissedebiliyordum. Acıyla inlerken Fabri bana bakmaya çalıştı. Araba süratle yolda kayıyordu. "İyi misiniz Bayan Gianni ses verin!" "Fabri... Ben..." Bedenim daha fazla ağırlığa dayanamıyormuş gibi kendini bırakırken karanlığa gömüldüm. & Başım zonklamasıyla araladım gözlerimi. O kadar ağrıyordu ki gözlerimi kapatmak imkansızdı. Rutubet kokusunu yeni fark etmiş gibi yüzümü buruştururken nerede olduğumu yeni idrak ediyordum. "Burası neresi..." Bir bıçağın duvara sürtme sesi. Ses o kadar tiz çıkıyordu ki yüzümü daha da buruşturdum. "Günaydın tatlım." Sienna. "Sen..." Karşımda dikildi bacağını öne atarak. Bıçağı elinde sallıyordu. "Beni hatırlaman gurur verici." "Sendin." Tek kaşını kaldırdı. "Maili gönderen... Beni tuzağa düşüren sendin!" Sinir bozucu şekilde güldü, kırmızı ruja boyadığı dudakları gerilirken bana doğru yaklaştı. Yüzlerimiz birbirine bakarken aramızda çok az mesafe vardı. Benim yüzüm öfke nefretle doluyken onunki alayla doluydu. "Biliyor musun Viole? Bu anı çok bekledim... Diğer her şeyi beklediğim gibi."
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE