Hızla ilerlediğimiz o boş evin kapısının önünde durduğumda, içimdeki heyecan yerini korkuya bırakmaya başlamıştı. Arya'nın varlığına dair her şey, beni tanıdık bir sıcaklığa çağırıyordu ama o boş oda, umudumu yerle bir ediyordu. Tam o sırada, Taner’in sesini duyduğumda başımı çevirdim. "Karan! Sakin ol. Bunu hak etmedin. Hemen bu evi terk etmeliyiz," dedi, gözlerinde kaygı vardı. Ama benim için bunun anlamı yoktu; Arya’yı bulmuşken gitmek, bunu yapamazdım. Yavaşça arkamı döndüm, dizlerimin üstüne çökmüşken, birden kapıdan bir ses geldi. Yavaşça kapıyı açtım ve karşımdaki manzara gözlerimi kamaştırdı. Arya, o eski günlerden tanıdığım o zarif haliyle, ama gözlerinde derin bir boşlukla karşımdaydı. Saçları dağınık ama hâlâ güzeldi, yüzü solgun ve endişeliydi. “Arya…” dedim, sesim titrerke

