BAŞLANGIÇ
HİLAL
Köyümüz dağlarlarla çevrili, dört tarafı korunaklıydı.
Bu zaman da türümüzü korumalıydık. Bir çok türün yaşadığı bu dünyada, en alt basamaktaydık.
İnsan türüydük.
Aslında kurtadamlar ürettiğimiz yiyeceklere, vampirler kanımıza, cadı ve şifacılar ise deneğe ihtiyacı vardı.
Bu yüzden çarşıya gidenlerden duymuştum.
Merkezde insanlar kan bankası kurmuş, kanlarını satıyordu. Bazı insanlarda tarlalardan topladıkları sebze ve meyveleri yada elde ettiği hayvansal gıdaları satıyordu.
Kimiside dağda bayırda topladığı otları..
Baya geniş bir pazar ağı vardı.
Ama ben hiç gitmemiştim.
Hatta annem sırf bu yüzden kendisi şifacı olduğu halde, otları toplasada, başka kişilere satması için verirdi. Ortaklaşa bölüşürlerdi, kazandıklarını.
Babam da marangozdu. Köyde ihtiyacı olana, hemen koşar. Cüz’i miktarda ücret alırdı.
Bu kadar korunaklı yerde, yaşamamıza rağmen, yinede gizemli davranıyorlardı.
Bunun sebebini sorduğumda, zamanı gelince anlatacaklarını söylemişlerdi.
Şuan aklımın kaldıramayacağı bir sorumlulukmuş.
Zamanı gelince annem, ‘anlayacaksın’ demişti.
O zamanın ne zaman geleceğini çok merak ediyordum.
Ha bu arada size annemin ve babamın hikayesini anlatmadım değil mi?
Annem Itır çarşıda şifalı ot satışı yaparken, babamın da çarşıda teslim etmesi gereken ürünler için, malzeme alması gerekiyormuş.
Annemin önünden geçerken, göz
göze gelmişler.
Bizim insan dünyamızda, kendin seçer evlenirsin.
Ama bu yaşadığımız, bir çok türün olduğu dünyada eş durumu biraz farklıdır.
Annemde özel güçleri olan biri olduğu için, yani sadece otlarlarla şifa dağıtmazmış. Elleride şifalıymış.
Neyse işte birbirlerini gördükleri anda, bir çekim oluyor. Annem ‘eşim’ diyor.
Bir de karşı taraf insan olsa dahi, eşleştiği yabancı türse, oda hissedermiş eş bağını.
Annemin anlattığına göre, annemin ailesi, değerli ve yetenekli kızlarını, babam Berk gibi sade bir marangozcuya vermek istememiş.
Annemden eş bağını reddetmesini istemişler.
Ama annem, eş bağının önemini bildiği için,
Tam tersi yapıp, ailesini reddetmiş.
Babam ile beraber şuan yaşadığımız köye yerleşmişler.
Ailesi peşlerine düşerse, bulamasınlar diye bu kadar uzağa gelmişler.
Ama sezilerim bana bunun yalan olduğunu söylüyordu.
Anneme bunu direk demedim.
Fakat, farkındaydı. Bende bir şeyler değiştiğinin.
İlk fark edişi, bundan 2 sene önce, komşumuzun yalanını ortaya çıkardığımda olmuştu.
Bunu hemde sadece sezilerimi kullanarak yapmıştım. Kadın inkar etmişti, yapmadım hile diye, ama ben zorlayınca, annem beni yaka paça ordan uzaklaştırmış ve kadına ‘ çocuk işte, boşverin. Kusura bakmayın!’demişti.
Bende anneme ‘ anne neden öyle dedin, kadın eksik verdi, unu.
İçimdeki ses öyle dedi.
Diğer insanı kandırıyordu’ dediğimde,
‘sakın bir daha, bunu ulu orta yerde söyleme!’dedi.
Annem bana hiç bu kadar ciddi tonda konuşmamıştı. O güne kadar..
Ben de bir daha sezgilerimi dile getirmedim.
Ama bu 2 sene içinde, daha çok kuvvetlenmişlerdi.
Geçen gece, annem ve babamı konuşurlarken duydum. Onlar benim uyuduğumu sanıyordu.
Ama bir şeyler sakladıklarını sezdiğim için, merakıma yenildim ve onları dinledim.
Annem çok endişeliydi.
Babama, ‘’ Ya onu koruyamazsak.
Ya onu bulurlarsa, Berk. Ne yaparız? O daha çok küçük.
20 yaşına geldiğinde, gücü nirvanaya ulaşacak.
Herkes onun peşinde olacak. Komşularla bile görüşmeyi minimum seviyeye düşürdüm. Ama biri bir şey anlayacak diye, çok korkuyorum!’’ Dedi.
Kim neyi anlayacaktı?
Babam ‘’ Itır boşa endişeleniyorsun.
Bizi burda kimse bulamaz.
En son 2 sene önce, yaşanan olayda da çok güzel yönettin ortamı ve kimse şüphelenmedi. Hilal 20 yaşına geldiğinde ona , her şeyi anlatacağız ve güçlerini keşfedincede, kimse ona bir şey yapamayacak.
Bir de ruh eşinide bulursa, kimse kılına dokunamaz.
Biliyorsun! Sen de beni yani eşini kabullendiğin için, güçlerin artmıştı.
Ailen bu yüzden, beni reddetmeni istedi.
Çünkü, biliyordular.
Senin yada senden olanın peşine düşeceklerini,,,,, ama sen aşkını seçtin.’’ Dedikten sonra anneme sarıldı.
Bense duyduklarımla şok olmuştum.Beni afallatmıştı.
Biliyordum benden bir şey sakladıklarını. Sezgilerim adeta içimde, çığlık atıyordu hep..
O günden sonra, daha çok hareketlerini izledim ailemin.
Ama annem farkındaydı ve daha dikkatli davrandı. Babamı da tembihlemişti.
,,,,,,,,,,,,,,,
Yine sıradan bir gündü. Evimizin önünde, çimenlerin üstüne oturmuş, dağları izliyordum.
Canım sıkılıyordu.
2 sene önceki olaydan sonra, annem kimseyle arkadaşlık dahi etmeme, izin vermiyordu.
Çünkü ben dayanamayıp, yalan söylediklerinde müdahale ediyordum.
Ben de çimenlerle arkadaştım.
Solmuş çimenlere, elimi değdirip okşadığımda, canlandıklarını, yeşerdiklerini gördüm.
Bunu görünce gözlerime inanamadım.
Tam ayağa kalkıp, anneme bu durumu söylemeye gidecekken, köyün alarm zilleri çaldı.
Bu bir saldırı olduğu anlamına geliyordu.
Annem ve babam anlatmıştı. Ama buraya kolay kolay da saldırı olmayacağını da söylemiş, içimi ferahlatmışlardı.
Ama çalan ziller, bunun gerçekleştiğini söylüyordu.
Eve koştum.
Ama ev boştu.
Evimiz diğer evlerden uzaktaydı.
Meydanın ortasına koştuğumda, herkes panik halinde etrafta koşturuyordu.
Annemde ordaydı, beni farkettiğinde, koşarak yanıma geldi.
‘’Anne neler oluyor? Babam nerede? Korkuyorum!’’dedim.
O da bana sımsıkı sarılıp,’’Korkma! Hilal sana anlattığım masalları hatırlıyor musun?’’dedi.
Hatırlıyordum nasıl unutabilirdim ki?!
En sevdiğim zaman dilimiydi.
Başımı sallayınca annem, ‘’ hıh işte onlar masal değil, gerçekti.
Şimdi senden cesur olmanı ve evimizdeki mahzene girip, baban yada ben gelmeden asla dışarı çıkmanı istemiyorum duydun mu? Sakın ben yada babandan başkası gelirse, ses çıkarma. Olaki baban yada ben gelemezsek, yakındaki kurtadam sürüsü, en kısa zamanda yardıma koşar. Onların geldiğini, nasıl anlayacağını biliyorsun, öğretmiştim sana.
Ve bu bildiklerini, kimselere anlatma.
Reşit olduğunda yani 20 yaşına geldiğinde, her şeyi daha iyi anlayacaksın ve ruh eşini bulacaksın.
Üzgünüm kızım! Bunları sana zamanında anlatmalıydım. Seni korumak istedim. Biliyorum şuan kafan çok karıştı ama eğer sağsalim dönersek, sana her şeyi anlatacağıma söz veriyorum.
Şimdi lütfen git!!’’dedi.
Bana sımsıkı sarılıp, alnımdan öptükten sonra, eve doğru yönlendirip yanımdan koşarak ayrıldı.
Ne oluyordu. Köye kim saldırıyordu??
Bunun cevabını, duyduğum feryad sesleriyle ve vahşi hırlamalarla, anlamam uzun süremedi.
Eve nasıl koştuğumu bilemedim.
Çünkü gelenler başıbozuklardı. Bunlar yaptıkları suçlardan cezalandırılmış, sürülerinden atılmış, haydut kurtlardı.
Vicdanları yoktu.
Çoluk cocuk demez, saldırırlardı.
Sürülerinde atıldıktan sonra, insan tarafları köreldiğinden,azmanlara dönerdiler.
Gittikleri yeri yakıp yıkarlardı.,,,
Mahzene girip, kapısını kilitledim. Ama çok korkuyordum.
Çünkü, gittikçe feryad sesleri çoğalıyordu.
Bu da köyü, yangın yerine çevirdiklerinin kanıtıydı.
Annem ve babama bir şey olmasından çok endişeliydim.
Allah’a dua ettim.
‘Ne olur onlara bir şey olmasın’
Ama ne kadar vakit geçtiğini bilmiyorum, sesler durmuştu.
Acaba haydutları def etmişler miydi?
Annem, sesimizi duymadan çıkma demişti.
Fakat ben daha fazla duramadım.
Temkinli bir şekilde kapağı açıp, dışarı çıktım.
Evden de çıktığımda, gözlerim gördüklerim karşısında şokla açıldı.
O güzeller güzeli, yeşillikler içinde olan köyüm, yağmalanmış, yakılmış, yıkılmıştı.
Her yerde kan vardı.
Meydana doğru yaklaşırken yerlerde, cesetler ve yaralı insanlar doluydu.
Ama biraz sonra gördüğümle, ayaklarım yere çivilendi,kımlayamadım. Annemle göz göze gelince dudaklarını okudum.
Hemen saklanmamı istiyordu.
Bir binanın duvarına sığındım.
Ama onları, baktığım yerden görebiliyordum.
Haydut kurtların lideri, anneme doğru eğilmiş, bağırıyordu. Yanındada baba mı kollarından tutup zaptetmeye çabalıyordu, haydutlar.
Liderleri bağardı.
‘’KOCANIN YAŞAMASINI İSTİYORSAN?
HEMEN KONUŞSAN İYİ OLUR.
SON KEZ SORUYORUM. KIZIN NEREDE?’’
Beni mi istiyordu? Ama neden?
Annem de ona bağırarak konuştu. Sanki liderden çok, benim duymamı ister gibiydi.,
‘’ SANA SÖYLEDİM.BENİM KIZIM YADA OĞLUM YOK.
DOĞUMDA ÖLDÜ. SANA KİM DEMİŞSE YALAN SÖYLEMİŞ’’dedi.
Bana da kaşlarını havalandırarak, işaret veriyordu. Bunun anlamını biliyordum.
Bana oyun olsun diye, bazen böyle işaretleşirdik.
Şimdi anlıyordum. Aslında beni bugüne hazırlıyorlardı.
Verdiği işaret ise ‘ ne olursa olsun, bulunduğun yerden çıkma’ diyordu.
Lider ‘’ DEMEK ÖYLE! MADEM KONUŞMAYACAKSIN! SANA NE KADAR CİDDİ OLDUĞUMU GÖSTEREYİM O ZAMAN’’ demesiyle, babamı tutan haydutlardan biri,hançerini çıkarıp boğazını kesti.
Annem öyle bir çığlık attı ki, ruh eşinin ölüm acısını herkes hissetmiştir.
Ben elimi ağzıma kapattım. Annem fedakarlık yaparken, ben bu yaptığını boşa çıkaramazdım. Zaten daha 14 yaşındaydım.
Ne yapabilirdim ki?
Lider keyifle anneme dönüp,
‘’ BAK KOCAN ÖLDÜ. SEN DE ÖLMEK İSTEMİYORSAN KONUŞ.
KIZIN BABASIZ KALDI.ANNESİZDE KALMASIN’’ diyerek kahkaha attı.
Resmen alay ediyordu.
Annem onun yüzüne tükürüp,
‘’NE YAPARSAN YAP! ONU BULAMAYACAKSIN! AMA GÜNÜ GELDİĞİNDE O SENİ BULUP, BİZE YAPTIĞININ BİN MİSLİNİ SANA YAPACAK’’ dedi.
Lider annemin yüzüne tükürmesi ve son dedikleriyle,sabrı taştı. Daha fazla beklemeye tahammülü kalmamış olacak ki!!
Kınından hançerini çıkarıp, annemin kalbine sapladı. Annem acı bir inlemeyle, yere yığıldı.
Ben artık göz yaşlarımı durduramıyordum.
Elim hala ağzımdaydı.
Lider adamlarına, ‘’YAKIN YIKIN! SAĞLAM BİR EV, CANLI BİR İNSAN KALMASIN.ELBET O KIZI BULUCAĞIM’’ dedi.
Tam haydutlar emirlerini yerine getiricekti ki;
Yakın köydeki kurt sürüsü, sonunda yardım çağrısını almış olacak ki, ulumalar yükseldi göğe doğru.
Sesleri duyan haydutlar panikledi.
Tabi onlar sadece güçleri yettiğine cesurdu.
Bir sürüye ait kurtadamlardan korkarlardı.
Çünkü onlar daha kuvvetliydi, güçlüydü onlardan.
Ve onlara karşı, şansları yoktu.
Lider önde haydutları arkasında hemen kaçmaya başladılar.
Ama Bozkurtlar sürüsü yetişmişti.
Kaçamadılar. Tabi haydut lider, bir fırsatını bulunca, askerlerini yem edip, yanına aldığı bir kaç başı bozukla kaçmayı başardı.
Gitmeden önce sürünün alfası, yüzünden yaralamıştı onu.
Bu iz sayesinde onu hiç unutmayacaktım.
Köyün haydutlardan temizlenmesiyle, anneme doğru koştum.
Babam çoktan ölmüştü.
Ama annem nefes alıyordu.
Yere oturup, başını dizime koydum.
‘’ANNE BURDAYIM, GÜVENDEYİZ. LÜTFEN SEN DE ÖLME. BENİ BIRAKMA’’ diye bağırdım ama son anlarını yaşadığı belliydi.
Eğer o haydut lider kalbine saplamasaydı hançeri, yaralarını iyileştirebilirdik.
Evet bende annemden bu gücü almıştım, miras olarak. Ama kimse bilmiyordu.
Sır demişti annem.
Hayatımda ne çok sır vardı böyle.
Annem ‘’ Hilal sana dediklerimi asla unutma,sırrını güvende tut. Ve seni çok sevdiğimizi de her zaman yüreğinde hisset,,,,,,, ne yaşandıysa seni korumak içindi. Asla pişman değiliz. Babanda bende, eşi bulunmaz bir maden sakladığımızı biliyorduk.
Sadece daha iyi hazırlanabilirdik ama olmadı.
Ömrümüz bu kadarmış.
Seni inançlı yetiştirdik. Kaderine razı ol ve kendini güvende tut. Seni seviyorum’’ deyip gözlerini yumdu.
Onu sarstım ama uyanmadı.
‘’HAYIR OLAMAZ! ÖLEMEZSİN. HADİ KALK ANNE. BEN NASIL TEK BAŞIMA HAYATTA KALICAM.KİME GÜVENECEĞİM??!!’’ Diye hıçkırarak ağlıyordum. Babamıda gidip son kez öptüm.
Bu olanlar benim yüzümden olmuştu.
Beni istiyorlardı. Ama neden??
Yanıma yaklaşan bir figür hissedince, savunma pozisyonuna geçtim.
Ama heybetinden ve Yaydığı otoriteden anladığım kadarıyla ALFA olmalıydı.
Bana yaklaşıp,’’Bundan sonra, benim korumam altındasın Hilal!, ailene bunu borçluyum. Sırrın benimle güvende.
Benimle gelip, sürümde yaşayacaksın.
Kimse sana zarar veremez.
Bu annen ve babanın, eğer onların başına bir şey gelirse, benden son arzularıydı’’ deyip kucağına aldı.
Ve alplerine seslenip, yaralılara yardım etmelerini, ölenlerinde düzgün bir şekilde defnedilip, cenaze işlemlerinin tamamlanmasını emretti.
Ben ise, yaşadığım adrenalin dolu dakikalar ve verdiğim kayıplar sonucu, vücudumun gevşemesiyle, kendimi karanlığa bıraktım.
Umarım uyandığımda hepsi sadece birer kabustur.
Ama içten içe öyle olmadığını biliyordum.
Üstelik daha çok yaşayacağım ve alınacak bir intikamım vardı..