Bars, dizlerini karnına doğru çekip başını ellerinin arasına alarak odasının zeminde oturuyordu. Öğlen güneşi tepedeydi ve dağınık örtülerle bezenmiş yatağını aydınlatıyordu. Dün gece Nora'nın uyuduğu ama şimdi bedeninin olmadığı o yatağı. Bölük pörçük hatırlıyordu her şeyi. Gece uykusu geldiğinde Nora bu odada yatağa girmiş, kendisi de koridorun karşısındaki misafir odalarından birine geçmişti. Çok sakin, deliksiz denebilecek bir uykuya dalmıştı gece. Uyurken karabasan gibi bir şey çökmüştü üzerine. Bilim bunu uyku felci olarak adlandırıyordu ve zaten hayatı boyunca neredeyse her ay mutlaka yaşadığı bir durumdu, bu yüzden nasıl olduğunu gayet iyi biliyordu. Lakin bu sefer ki farklıydı. Üzerine bir ağırlık çökmemiş, boğazına bir el sarılıp nefesini kesmemişti. Sadece burnunun üzerinde ısl

