Anlaşma

2107 Kelimeler
  Omzuna dokunan bir el ile araladı Sera gözlerini, sabahın oldukça erken vakitleriydi, kendine gelmeye çalışarak bakışlarını çevirdiğinde karşısında bir adam gördü, orta yaşlarda yabancı bir adamdı, kafasında bir bere vardı, şaşkınlıkla onlara bakıyordu. Hızla doğruldu genç kız, “Yavuz” dedi, genç adam duyduğu sesle gözlerini hızla araladı. Sabaha kadar beklemiş, gün aydınlandığı vakitlerde kısa bir uykunun kollarına bırakmıştı kendini. Yabancı adamı gördüğü anda hızla doğruldu genç adam, “Siz kimsiniz?” diye sordu, adamın bakışları arkaya döndü, koca bir tekne duruyordu, balık tutmak için denize çıktığı anda denizin orta yerindeki kayığı görmüştü. “Gençler sizin ne işiniz var burada?” diye sordu merakla. Yavuz kendine gelmeye çalıştı, etrafı inceledi, zihni anında yerine geldi, dün küreği dikkatsizliği ile kaçırınca burada mahsur kalmışlardı. “Biz burada mahsur kaldık.” Dedi, balıkçının yüzünde ufak bir tebessüm oluştu, “O zaman karaya ulaşana kadar sizi teknemde misafir etmek isterim.” Yavuz’un gözleri genç kıza döndü, heyecanla kafasını olumlu anlamda sallayordu, gülümseyip balıkçıya döndü. “Çok iyi olur.” Genç kız gülümseyerek yürüdü, balıkçının teknesine adım attığı anda derin bir nefes aldı, şimdi rahatlamış hissettiği korku yok olmuştu. Yavaşça girdi, bulduğu bir köşeye oturdu, genç adam da arkasından takip edip geçti, kayığı balıkçının yardımıyla bir iple bağlayıp geri dönüş için bakışlarını uzun yola çevirdiler. Sera sessizdi, zihninde sadece geçirdiği gece vardı. Sabaha değin derin bir uykunun kollarında olduğu süreçte ara ara gözlerini aralamış, ıssız ve karanlık yerde korku hissettiği anda genç adama daha çok sığınarak gözlerini yeniden kapatmıştı. Yavuz genç kızın tam karşısında oturuyordu, gözlerini yere eğmişti. Dün genç kızın uyuduğu vakitlerde nöbet tutmak adına uykuya dirense de sabaha doğru bastıran bir uyku ile kısa bir dinlenme için gözlerini kapatmıştı. Derin bir uykuya girdiği anda da balıkçı ve Sera’nın sesiyle uyanmıştı. …. Karaya bastığı ilk adımla yerinde zıpladı genç kız, kollarını gülümseyerek iki yana açtı, o denizden kurtulup sonunda yeniden karaya ayak basabilmişti. “Oh! Dedi, gözleri genç adamın gözlerine kaydı, Yavuz  birkaç adım gerisindeydi, gözleri sadece onun üzerindeydi. Genç kızın mutluluğu ile yüzünde gülümseme oluştu, derin bir nefes verip yanına yaklaştı. “Sera” dedi, kızın gözleri onun gözlerine kaydı, merak doluydu. “Özür dilerim” diye ekledi, korkmasına rağmen onu kayığa getirmiş ve geceyi orada geçirmesine sebep olmuştu. Genç kız alt dudağını yavaşça ısırdı, gözlerini gözlerinden ayırıp derin bir nefes verdi. “Güzeldi.” Dedi, genç adamın bakışları anında onun bakışlarıyla buluştu. “Ne?” “Her şeye rağmen güzel bir geceydi.” Diye ekledi, bakışlarını hızla ayırdı, Yavuz’un yüzünde tebessüm oluştu. Tek kelime etmeden kızı izledi, genç kız arkasını dönüp ilerliyordu. İki elini delice sıkmıştı Sera, söylediği kelimelerin öfkesini yaşıyordu. Nasıl ağzından kaçırabilmişti? …. Arabanın ön kapısını açtı genç kız, dışarı çıkmak için adım attığı anda bir telefonunun sesini duydu. Meraklı bakışlarını çevirdi, genç adamınkiydi, dün geceden beri telefonu ilk defa sinyal alıyordu. Yavuz’un gözleri telefonuna döndü, arkadaşının ismini ekranda gördü. Israrla çalıyordu, “Alo” dedi, Selçuk derin bir nefes verdi, bir sokağı orta yerinde duruyordu. Yüzünde sıkıntı dolu bir ifade verdi. “Yavuz, Sera’ya acil ulaşmam gerekiyor.” Dedi, “Sera’ya mı?” dediği anda genç kızın gözlerini merak saldı. “Ben mi?” diye sordu, genç adam telefonu kulağında tutmuş, kafasın olumlu anlamda sallayıp beklemesini işaret etti, genç kız yeniden arabaya ayağa getirdi, genç adamı pür dikkat dinlemeye çalıştı. “Burcu şu an yanımda ama pek iyi değil.” “Burcu mu?” diye sordu Yavuz şaşkınlıkla. Sera’nın gözleri endişeyle büyüdü, arkadaşına bir şey mi olmuştu? Gözleri anında dolu dolu oldu, “Burcu’ya mı bir şey oldu?” Hızla telefonu genç adamın elinden çekti, daha fazla bekleyemiyordu, arkadaşının iyi olduğuna emin olmalıydı. “Burcu’ya ne oldu?” diye sordu, Selçuk derin bir nefes verdi, genç kız tam karşısında duruyordu. “Sera dün geceden beri sana ulaşmaya çalışıyorum, hemen buraya gelebilir misin?” “Burcu yanında mı?” “Evet” “İyi mi?” diye sordu, gözlerini Yavuz’a çevirdi, arabayı çalıştırmasını istedi, bir an önce arkadaşının yanına gidip kendi gözleriyle onu görmeliydi. “İyi merak etme.” “Neredesiniz?” diye sordu, genç adam bulundukları sokağın adresini verdiği anda Yavuz arabanın yönünü oraya çevirdi. …. Genç adama arabayı durduğu anda Sera hızla indi, park etmesini bile beklememişti. Gözlerini bulundukları sokakta gezdirdi, bakışları arkadaşına kaydı, sokağın orta yerindeki bir kaldırımda sessizce oturmuştu, Selçuk da yanında duruyordu. “Burcu!” dedi, koşarak o yöne ilerledi, yanına yaklaşıp eğildiğinde Selçuk’un gözleri Yavuz’a döndü. “Sorun nedir?” Diye sordu genç adam fısıltıyla. Selçuk kafasını yavaşça olumlu anlamda salladı, “Dün gece bir caddede karşılaştık, iyi görünmüyordu. Evine bırakmayı teklif ettim, defalarca seslendim ama hiç tepki vermiyor.” Yavuz’un şaşkın bakışları iki kıza döndü, Sera arkadaşının önüne eğilmiş gözlerine bakıyordu. “Burcu” dedi genç kız, Burcu bakışlarını yavaşça kaldırıp ona baktı. “Sera” dedi fısıltıyla, Selçuk’un şaşkın bakışları onlara döndü, geceden bu yana ağzından tek kelime alabilmek için çabalamıştı. “Neden dışarıdasın Burcu?” diye sordu, genç kızın yanağına yavaşça bir damla yaş süzüldü, tüm vücudu tir tir titriyordu, gece boyuncu çok fazla soğuğa maruz kalmış, Selçuk’un üstüne örttüğü cekete rağmen hiç ısınmamıştı. “Annemin yanına gitmek istedim.” Dedi, iki adamın bakışı anında buluştu.  Yüzlerinde anlam vermeye çalışan şaşkın ifadeler vardı, ne demek istiyordu ki bu kız, annesi hayatta mıydı? Öyle ise neden yuvaya verilmişti? Sera alt dudağını yavaşça ısırdı, gözleri anında dolu dolu oldu, “Annenin yanına mı?” diye sordu, Burcu yanağına süzülen yaşa rağman kafasını olumlu anlamda salladı. “Gidemedim Sera, cesaret edemedim.” Genç kız kafasını yavaşça iki yana sallayıp kollarını arkadaşına sıkı sıkı sardı. Söylediklerine anlam veremiyordu, sormadan önce sakinleştirmeye çalışmalıydı. Sırtını yavaşça sıvazlayıp geriye çekildi, elini arkadaşının yanağına bırakıp işaret parmağıyla yanağındaki yaşları silmeye çalıştı. “Annen.. ölmemiş miydi?” diye sordu, bunca yıl annesinin hayatta olmadığı biliyordu. Burcu kafasını yavaşça yere eğdi, “Ben..” dedi, yanağına yeniden yaş süzüldü, bunca yıl içinde saklı tuttuğu bir gerçeği daha fazla tutamıyordu, arkadaşının gözlerine baktı. “Mezarına gidemiyorum, toprağına dokunamıyorum.” Diye ekledi. Birkaç adım geride duruyordu iki genç adam, ikisi de merak doluydu, yüzleri asık ve sessizce dinliyorlardı. Yavuz’un gözleri duyduğu son cümle ile dolu dolu oldu, kalbindeki taze acı yeniden alevlendi, annesini delice özlemişti. “Neden?” diye sordu Sera, arkadaşının gözlerine merakla bekliyordu, ilk defa bunca yılda ondan böyle bir şey duyuyordu. Kafasını iki yana salladı Burcu, tüm vücudunu deli gibi titreme sarmıştı. “Gidemiyorum. Gidemiyorum!” dedi hızla ayağa kalktı, Sera da kalktı, gözlerinin içine bakmaya çalıştı. “Burcu bir hastaneye gidelim, iyi görünmüyorsun.” “İstemiyorum, iyiyim.” “Lütfen… “ dedi Sera, bakışları arkadaşlarının bakışlarıyla buluştu.  Onu kırmak, üzmek istemiyordu, kafasını yavaşça olumlu anlamda salladı, Sera derin bir nefes verdi, ikna edebildiğine inanamıyordu, aceleyle bir doktora göstermeliydi. Selçuk onayı duyduğu anda iki kıza yaklaştı, “Arabam burada.” Dedi, Sera teşekkür edip önce arkadaşını bindirdi, sonra da kendini bindi. Yavuz’un da arkadan takibiyle iki araba hastaneye ilerledi. … Odanın kapısını yavaşça örttü Sera, koridora attığı ilk adımda iki genç adamın gözleri ona döndü, hastaneni bir koridorunda oturuyorlardı, genç kız arkadaşıyla içeri girmiş hiç çıkmamıştı. “Sera” dedi Yavuz merakla, Selçuk da önünde durdu, “Burcu nasıl?” diye ekledi arkadaşına karşılık. Genç kız kafasını yavaşça iki yana salladı, aklı karmakarışıktı. Arkadaşı neden böyle şeyler söylüyordu, neden dün geceyi dışarıda geçirmişti? “Doktor ilaç verdi, yeni uyuyabildi.” Selçuk gözlerini gözlerine çevirdi, gece boyunca genç kızı sokakta yalnız bırakmamak adına yanında beklemişti. Defalarca soru sormuş fakat ondan hiç cevap alamamıştı. “Burcu’nun neyi var Sera? Neden böyle davranıyor? “  diye sordu dayanamayıp. Genç kız kafasını yavaşça iki yana salladı, “Bilmiyorum. Burcu böyle..” deyip sustu, sıkıntılı bir soluk verdi. “Hiçbir şeyini anlatmıyor, kimseyle paylaşmıyor.” Selçuk yavaşça geriye çekildi, sırtını duvara yasladı, zihninde sadece genç kızın geceki durumu vardı, tıpkı bir heykel bir durmuş, tek kelime bile etmemişti. Defalarca soru sormuş, ağzından bir kelime çıkmasını beklemiş fakat başaramamıştı. “Hep mi böyleydi?” diye sordu, Sera’nın gözleri ona döndü, kafasını yavaşça olumlu anlamda salladı, arkadaşı her zaman aynıydı, hiçbir zaman içindekileri kimseye dökmez, kalbindeki alevleri bastırmaya çalışırdı. “Evet..” dedi gözleri dolu dolu oldu, bu duruma yıllarca öylesine alışmıştı ki normal geliyordu artık. Ama yaptığı bir hatayı şimdi fark etti, arkadaşı kendi içinde yanarken o, hiç yardımcı olamamıştı. Yavaşça geriye çekildi, bunu nasıl yapmıştı? Onun alevine nasıl su dökememişti? Ayakları titremeye başladı, bulduğu ilk banka dikkatle yerleşti, gözünden yanağına ufak bir damla yaş süzüldü. “Yere düştüğünde bile ağlamazdı.” Dedi, zihninde yıllar yıllar öncesine dair görüntüler yer aldı,  akadaşına çocuk yaşına rağmen hiç ağlamaz, canı deli gibi yansa da belli etmezdi. “Ben bunu fark edemedim.” Diye ekledi, yanağına usulca bir damla yaş süzüldü, nasıl bir arkadaştı ki onun acısına ortak olamamıştı. Alt dudağını yavaşça ısırdı, yanakları yaşla doldu. Yavuz hızla yanına yaklaşıp çömeldi. “Sera” dedi, elini yavaşça uzatıp genç kızın yüzüne bıraktı, yanağındaki yaşı baş parmağıyla silmeye çalıştı. “Senin bir hatan yok” Genç kız kafasını iki yana salladı, kesinlikle vardı, arkadaşının yanında olup, defalarca aynı yatakta bile uyumuş olmalarına rağmen acısını görememişti. “Var.. Ben ona yardımcı olamadım.” Dedi, suçluluk hissediyordu. Yavuz kafasını olumsuz anlamda salladı, “Hayır, böyle düşünme. Bundan sonrasına bakalım biz. Sen ve ben ona yardımcı olacağız.” Dedi, genç kızın gözleri ona döndü, şaşkın bir ifade vardı yüzünde. “Sen mi?” diye sordu, ne demek istiyordu ki? Genç adam yüzünde ufak bir tebessüm oluşturdu, kafasını olumlu anlamda salladı, yardımcı olmak için elinden geleni yapacaktı bundan sonra. “Evet ben ve sen ona yardımcı olmak için elimizden geleni yapacağız.” Selçuk derin bir nefes verdi, sırtını yaslamış olduğu duvardan ayırıp onlara yaklaştı. “Sera…” dedi, aklında tek bir şey vardı, bundan sonra da bunun için çabalamak istiyordu.  Sera’nın gözleri ona döndü, “Müsaaden olursa Burcu’ya ben yardımcı olmak istiyorum.” “Ne?” dedi genç kız, merakla yüzüne bakıyordu. “Doğru anladın, onu iyileştirmek istiyorum.” “Nasıl? Nasıl yapacaksın?” diye sordu Sera. “Öncelikle sorununun ne olduğunu öğreneceğim, sonra da yardımcı olacağım.” “Ama “ dedi genç kız, Selçuk yaklaşıp yanına oturdu, zihninde dün gece vardı, genç kızı o şekilde görmek gerçekten üzmüştü. Belli ki bir derdi vardı, bu yüzden o soğuğa rağmen dışarıdaydı. “Eğer sen onay verirsen, ben elimden geleni yapacağım.” Sera duraksadı, bakışlarını gözlerinden ayırdı, arkadaşı için çabalayacak biri gerçekten iyi olabilirdi, belki de faydası olacak ve onu iyileştirecekti. Bunu reddedemezdi. Kafasını yavaşça olumlu anlamda salladı, “Tamam ama onu çok zorlama, lütfen.” Dedi, Selçuk tebessüm ederek onayladı. “Merak etme, halledeceğim.” Ayağa kalkıp gözlerini odaya çevirdi. “İçeri girebilir miyim?” diye sordu, Sera kafasıyla onayladı. Selçuk kapıya yaklaştı, sessizce aralayıp içeri girdiğinde Yavuz ve Sera koridorda yalnız kalmışlardı. “Selçuk hırslıdır, kafasına taktığı şeyi gerçekleştirmeden pes etmez merak etme.” Dedi, genç kızı biraz da olsa rahatlatmaya çalışıyordu. “Tek isteğim, insanlardan kaçmaması, bir sorunu olduğunda kendine saklamak yerine paylaşması.” “Düzelecek üzülme.” Dedi, Sera kafasıyla onayladı, artık biraz daha iyi hissediyordu. Arkadaşı iyi olacaktı, yanında iyi olması için çabalayacak biri vardı. Yavuz yanına oturduğu anda telefonunun sesi duyuldu, cebinden çıkarıp ekrana baktı, sözlüsü Hale’nin ismi vardı ekranda. Derin bir nefes verip kulağına yaklaştırdı, “Efendim Hale?” diye cevap verdi. Genç kız gözlerini kıstı, genç adamın evinde ve odasındaydı. Elinde bir alyans vardı, odaya girdiği anda çekmecelerden birinde görmüştü. “Yüzüğün neden yine burada?” diye sordu. Yavuz ayağa kalktı, arkasını dönüp sessiz bir köşeye geçti, “O yüzüğün bir anlamı olmadığını ikimiz de biliyoruz.” Dedi, Hale kafasını iki yana sallayıp yatağın kenarına oturdu. “Bu yüzük bizim bağlılığımız için takıldı.” Dedi, Yavuz kafasını iki yana salladı. “Hayır o yüzük, şirketlerin bağlılğı için takıldı.”  Diye düzeltti. Genç kızın gözleri öfkeye büründü, derin bir nefes verdi. “Yavuz ne dediğinin farkında mısın sen?” Genç adam kafasıyla onayladı, söylediği her kelimenin farkındaydı. “Evet ben çok iyi farkındayım ama sanırım sen birçok şeyi unutmuşsun Hale” “Neymiş unuttuğum?” “Küçük bir hatırlatma yapayım o halde, bu yüzükler sadece formalite, gerçek değil.” Hale alt dudağını sertçe ısırdı, ailelerin dışarıya lanse etmek adına yaptığı ufak bir anlaşmaydı, arada hiçbir zaman gerçek bir söz olmamıştı, olmayacaktı. Dışarıya yansıtılmaya çalışılan bu oyunda tek kural vardı, iki taraftan biri gerçek aşkı bulduğunda şirketler umursanmadan yüzükler de çıkarılacaktı. Genç kız kafasını iki yana salladı, bu oyunu sonlandırmayı kesinlikle düşünmüyordu. Bu yüzük parmağına girdiği gün genç adamı sahiplenmişti, ne olursa olsun asla çıkarılmasına izin vermeyecek, takılırken verilen sözler umursanmayacaktı. “Anlaşma devam ediyor.” Dedi Hale, hala iki tarafta da aşka dair bir şey yoktu. Yavuz sırtığı yanındaki duvara yasladı. Gözlerini yavaşça koridora çevirdi, Sera’ya baktı, sessizce oturmuş bekliyordu. Derin bir nefes verip dikkatini yeniden telefona çevirdi. “Yanılıyorsun, anlaşmanın sonu geliyor.”  Dedi, yüzünde ufak bir tebessüm belirdi, anlaşmayı da oyunu da bozmaya çok yakındı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE