Bileğinden Yalamak 👅

1204 Kelimeler
Alfa Christopher Adonis Theo Bariloche Celina, başını omzuma koyar koymaz uyumuştu. Dün gece ne kadar az uyuduğunu düşünürsek bu normaldi. Tüm gece yatağında dönüp durmuştu. Oysa içeriye beni alsaydı en az şu an ki kadar huzurlu uyuyabilirdi. Celina’ya kafamı çevirip baktım. Gözlerimi ondan alamıyordum. Çok güzeldi. Eşsiz bir kokusu vardı. Poseidon ile kontrolümüzü kaybettiğimizde neredeyse onu işaretleyecektik. Bunu yapmayı çok istesekte onun rızasını da almak istiyorduk. Kollarımda şimdi Celina varken kendimi sakinleştirmek için derin bir nefes aldım. Celina’nın güzel kokusu beni hem sakinleştiriyordu. Hemde arzularımı körüklüyordu. Bir kez o tatlı pembe dudaklarından ölmeden önce öpmek istiyordum. Celina’yı incitmeden parmaklarımı sıktım. Onun kalbini kazanmam gerekiyordu. Bu gün dudaklarıyla uyumlu pembe bir elbise giymişti. Vücudunu incelemeden yapamadım. Kesinlikle masum biri değildim. Aksine onu baştan çıkartmak için elimden gelen her şeyi yapabilecek düzeydeydim. En masum düşüncelerimde bile bu tatlı pembe elbisenin üzerinde olmayışı vardı. Boynundan yakası açık dolgun göğüslerini bakmadan kafamı çevirdim. Konsantre olmam gerekiyordu. Eş bağını hissetmediği için beni sevmiyordu. Bende onu kendime aşık etmem lazımdı. Bunun için ne gerekiyorsa onu yapacaktım. Göğsümün çıplak olduğunu fark ettiğinde utanıp kızarmıştı. Sanırım bunu sıklıkla kullanacaktım. Yanaklarının nasıl kızardığını görünce içime doğan sevince engel olamadım. Ayrıca bugün gitmemişti. Gideceğini düşünmek beni alt üst etmişti. Tüm günümü stres atmak için savaşçılarla eğitim yaparak geçirmiştim. Her zamankinden daha fazla güç uyguladığım doğruydu. Çünkü aklım Celina’daydı. Bu sabah gitmek istediğini söylediğinde onu durdurmak istedim ama ona engel olmayacağım konusunda beni çıkmaz bir yola sürüklemişti. Onu durdurmaya hakkım yoktu. Ama burda tutmak için elimden geleninde fazlasını yapacaktım. Beni eşi olarak kabul edene kadar her şeyi yapmaya hazırdım. Sürü evine vardığımızda onun odasına doğru merdivenlerden çıkmaya başladım. Normalde çoktan odasına varırdım ama onu kucağımda daha fazla tutmak için ağırdan alıyordum. Jenna’yı odasının kapısında gördüm. Zihnimden ‘uyuyor sakın uyandırım deme’ dedim. Jenna ‘Tamam. Tamam. Senin için kapıyı açayım’ dedi. Sonra Celina’nın odasının kapısını açtı. Şahsen burası yerine benim odamda kalıp o odayı bizim yapmayı tercih ederdim. Gene de buna da razıydım. Hala buradaydı. Benimleydi. Bununla da yetinebiliyordum. Gitseydi eğer dayanamazdım. Ama yaşadığı için minnettar olurdum. Onu yatağına koydum. Jenna bizi baş başa bıraktı. Bir süre sonra Derek ilaçları ve buzu getirdi. Ayağı şişmişti. Şişi insin diye buzu yerleştirdiğim sırada Celina sızlanarak gözünü araladı. Geri uyuması için ayağını okşadım. Hemen gözünü kapattı. Vay be! Onu sakinleştirmiştim. Sevinçle gülümsedim. O eş bağını inkar etse de artık devreye girmişti. Aralıklı olarak buzu ayağına koydum. Ama bir türlü şişi inmiyordu. Bende doğal iç güdümü dinledim. Kurt adamlar eşleri yaralandığında yaralandığı yerden onları yalarlar. Bunun işe yarayıp yaramayacağını bilmiyordum ama ağzımı bileğine yaklaştırıp morarmış tüm bölgeyi yaladım. Celina, bir ses çıkarttı ama ona değil yaptığım işe odaklanmıştım. Bunun işe yarayacağına inanıyor gibiydim. Ardından doktorun verdiği merhemi sürdüm. Sonra koltuğa geçip oturdum. Dün gece bende pek uyuyamadığım için koltukta esneyerek yayıldım. Yatağa baktım ama orası yasaktı. Genede Celina’nın yanında olduğum için uyuyakalmıştım. CELINA Gözlerimi açtığımda karanlıktı. Birinin derin şekilde nefes alıp verme sesini duydum. Onun Adonis olduğunu hissediyordum. Beni eve doğru taşırken uyuyakalmıştım. Beni odama getirmiş olmalıydı. Ardından beni odamda tek bırakmamış bana bakmıştı. Buna karşı kalbimde tatlı bir sıcaklık hissettim. Uykumun arasında bileğime buz koyduğunu hatırlıyordum. Sonra da bileğimde hissettiğim bir ıslaklıkla gözlerimi açmıştım. Dilini bileğime sürmüştü. Bundan kesinlikle iğrenmeliydim. Ama tam tersi oldu. Beni heyecanlandırmıştı. Uykumun içinde resmen inledim. Nasıl uyanmadım bilmiyordum. Onun yanındayken kolayca sakinleşip uyuyordum sanki. Sonra Jenna’nın eş bağı hakkında söyledikleri aklıma geldi. ‘Nasıl olduğunu bilmiyorum ama yaşayanlardan öğrendiğim kadarıyla kader eşinin kokusunu aldığında dünya durur. Öyle güzel bir kokudur ki tüm arzularına hükmeder. Onun gözlerine baktığında kendini kaybedersin. Dokunduğunda tüm vücuduna kıvılcımlar yayılır. Sinirli olduğunda da tek dokunuşla sakinleştirebilir. Bunlar genel bilinenler eminim daha fazlası da vardı’ Derin bir nefes aldım. Hala eş bağını tam anlamıyla hissetmiyordum. O yüzden bence geçerli değildi. Adonis yanılıyor olabilirdi. Ayrıca bir de bugün olanlar vardı. Samantha resmen Adonis’le birlikte olduğunu söylemişti. Düşündükçe kadını parçalamak istiyordum. Sonra da kıskanç bir eş gibi davrandığım içinde kendime kızıyordum. Harika! ‘O güzel aklından neler geçiyor’ diye Adonis uykulu ve erkeksi sesiyle sorduğunda düşüncelerimden uyandım. ‘Seni uyandırdım mı?’ diye sordum. ‘Hayır, tam olarak sen değil. Poseidon uyandırdı. Senin uyandığını ve kafanı bir şeylerin kurcaladığını söyledi’ dedi. ‘Aynı şey’ dedim. Tek kaşımı kaldırdım. Hala Adonis’e trip attığımı fark ettim. Gene de ona kızgınlığım geçmemişti. ‘Sorun ne? Sanki biraz bana sinirlisin’ dedi. ‘Sorun yok’ dedim. Gerçekten belli etmemekte çok iyiydim! Kıskandığımı düşünecekti. Üstelik ona herhangi bir ümit vermek istemiyordum. Bir sorun olduğunda çıkıp gitmek istiyordum. Ayaklarımı yataktan sarkıttım. Adonis ‘Nereye?’ dedi. ‘İzniniz olursa lavaboya’ diyerek kinayeli konuştum. Adonis ‘Sana yardım edeyim’ dedi. Hemen yanıma geldi. Yataktan inerken tek ayağımın üstünde durdum. Beni odamın içinde ki lavaboya kadar götürdü. Sonra ‘Gerisini ben hallederim. Sen gidebilirsin’ dedim. ‘Tamam kapının hemen dışındayım. Bir şey olursa adımı söylemen yeterli’ dedi. Kafamı salladım. Lavaboda tek kaldıktan sonra tuvaletimi yaptım. Ellerimi yıkadığım sırada neden bir şeyi denemek istedim. Suyu kapatmadan önce ‘Adonis’ diye fısıldadım. Saliseler içinde burnumun dibindeydi. ‘Bir şey mi oldu?’ Diyerek beni kontrol etti. ‘Hayır’ dedim ve güldüm. ‘Neden beni çağırdın?’ diyerek şu anda eğlenerek gülen suratıma baktı. ‘Çünkü şey.. denemek istedim. Sözüne ne kadar sadık olduğunu..’ dedim. ‘Ahh pekala. Demek benimle eğleniyorsun. Öyle mi?’ Dedi. Üzerime doğru bir adım attı. ‘Hayır öyle değil’ dedim. Geriye doğru adım attım. Arkamı yasladığımda önümde ki dev kaslı ve hala yarı çıplak olan adam gözlerime eğilerek daha dikkatli baktı. Yanaklarım hızla kızardı. Elini yanağıma koydu. Sımsıcak bir his elinden yanağıma oradan da kalbime geçerek beni ısıttı. O eline kafamı koymak istedim. Hatta hafifçe yasladım. Adonis ‘bugün ilk defa güldüğünü gördüm. Benimle eğlenmek hoşuna gittiyse buna devam edebilirsin’ dedi. Bana tatlı bir gülümseme verdi. Sonra bir anda beni tutup kucakladı. Kollarımı bu sefer boynuna doladım. Ona şimdi çok yakındım. Kokusu sanki biraz daha artmıştı. Bir nefes aldım. Aşırı hoşuma gitmişti. Beni yatağıma bırakırken gözlerimi ondan alamadığımı fark ettim. Ama ne yapabilirdim ki? Adam süper modelden daha süper bir şeydi. İnsan olmadığı kesindi. Beni yatağıma oturtup ‘şimdi geri çekiliyorum’ dedi. ‘Tamam’ dedim. Geri çekilmek için hamle yapmadı. Sonra bana gülümseyerek ‘Kolların hala boynumda’ dediğinde utanıp yerin dibine girmek istedim. Kendime kızdım. Adonis’e hayran hayran baktığım yetmiyormuş gibi kendimi rezil etmiştim. Benden uzaklaştığında yüzünde hala bir sırıtma vardı. Onu öpmek ve boğmak arasında gidip geliyordum. Rahatsız şekilde boğazımı temizleyip ayak bileğime baktım. Kırmızılık mora dönmüştü. Ama Ayrıca şişliğide geçmişti. Bu biraz garipti. Nasıl bu kadar hızlı iyileşmiş olabilirdi ki? Ayağımı incelediğimi fark eden Adonis önümde eğildi. Ayağımı tuttu ve ‘Acıyor mu?’ dedi. ‘Hafif ağrıyor ama baya iyileşmiş. Bu nasıl mümkün oldu?’ dedim. Adonis düşünüyormuş gibi yaparken, neden olduğunun farkına vardım. Bileğimi yalamıştı. Adonis bileğimi ağzına yaklaştırırken yutkundum Şimdi gene aynısını yapacaktı. Dilini çıkartıp bileğimin üzerinde gezdirdi. Siktir demek istedim. Bu biraz sanki erotikti. Resmen vücuduma elektrik çarpmış gibi oldu. Güçlü bir haz dalgası hissettim. Bacaklarımı birbirine bastırmak istedim. Adonis kafasını kaldırıp parlayan yeşil gözleriyle bana baktı. Kokumu almıştı. Ellerini yatağa koyup hızla kalkarken kafam geriye gitti. O sırada nefesimi tuttuğumu fark edip nefes almaya başladım. Adonis üzerime tırmanıp kollarını başımın iki yanına koydu. Gözleri adeta bir zümrüt gibi parlıyordu. ‘Enfes kokuyorsun’ dedi. Burnunu boynuma gömdü. Hızla nefes alıp veriyordum. Sonra burnu burnuma neredeyse değecek kadar yüzüme yaklaştı. Beni öpeceğini düşündüm. Öpecek miydi? Öpmesini istiyor muydum? Beklemekten kalbim duracaktı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE