3. Bölüm 'Tekrar'

1524 Kelimeler
Haziran Akçay :) 2 gün sonra... İki gün geçti özgürlüğümün ardından. Çok güzel bir haftasonu geçirdim. Akşam Alp ile mesajlaştıktan sonra uyuya kalmıştım. Sabah kalkıp doğruca alışveriş yapmıştım. Pazar günü ise evde kalıp dinlendim ve üç yıldır yapamadığım cilt bakımımı yaptım. Cildime ve saçlarıma çok önem gösteren biri olsam da bu üç yıl içinde çok fazla bakım yapamamıştım... Sabah kalkıp direk banyoya geçtim. Güzel bir duş aldım. Üstüme siyah beyaz çizgili kazak ile siyah kumaş pantolon geçirdim. Dün çok geç uyuduğum için bugün haliyle geç kalkmıştım ve işyerinde olmam gereken saatte hala evdeydim. Nazım patron beni kesecek... İş yerine geldiğimde geç kalmama rağmen hemen iş başı yaptım. Herkes hayatına olduğu yerden devam ediyor eskisi gibi. Ama ben iki gün önceki ben ile aynı değilim. Özgürüm. Artık özgür olduğumu hissediyorum. Çok tuhaf ki iki gündür evde olmama rağmen evdekiler benle çıt kelime konuşmadılar. Normalde onu yap bunu yap demeleri lazımdı ama demediler. Paranın kaynağı benim tabii demezler. Abim hiç kumar borcu yokmuş gibi kendi kazandığı parayı kendisi yiyor. Annem yan gelip yatıyor evde yaptığı harcamalardan bahsetmiyorum bile. Eylül öğrenci mi soytarı mı belli değil. Keza Ekin de öyle gerçi Ekin biraz daha iyi diğerlerine göre. İkiside su gibi para harcıyor. Babam kazandığını söylene söylene harcıyor. Üç yıldır elektrik ve doğalgaz parasını hep ben ödüyorum. Yetmiyor gibi herkesin telefon faturasını da ben ödüyorum. Babam sadece evin ihtiyaçlarını ve kirayı ödüyor. Bir baba olarak kendi görevini yapması gerekirken sanki mecburmuş gibi davranıyor. Üç yılda hayatımı küle çevirdiler sonra da o küllere basarak her bir parçamı bir yana savurdular. Paramparça bir hale geldim. Bu süreçte hayattaki en büyük şansım sandığım Erva da beni bıraktı. Bir insan bir arkadaşını ne kadar doruklarda sevebilirse bende Erva'yı o kadar sevdim. Tesadüfen tanışmış ve çok iyi bir arkadaşlık kurmuştuk. Ben resmen tapıyordum ona. Hatta hep 'erkek olsam basardım nikahı sana' derdim. Çok güzel bir yüze ve kalbe sahip olduğunu düşünürdüm hep. Taaki ailem okul hayatımı sonlandırana kadar. Onunla konuşurken ağlamış ve 'ben ölmek istiyorum bıktım yeter' demiştim. O gün bana 'ayakta kal çocuk değilsin senin yaşadığın şeylerde bişey mi mızmızlanma' deyip azarlamıştı beni. O gün anlamıştım ki canımdan çok sevdiğim arkadaşım aslında bir ağlamamı bile çekemiyormuş. Zaten ne zaman depresifleşsem hep kızıyordu bana. O günden sonra bir daha iletişime geçmedik birbirimizle. Eğer gerçekten onun için değerli olsaydım beni bırakmazdı ve ertesi gün nasılsın diye sorardı. Bide işin içinde lezbiyen bir arkadaşım vardı. Nazar. Uzun bir süre arkadaşım olmasına rağmen lezbiyen olduğunu tesadüfen öğrenmiştim. Ama herhalde bana aşık olmaz diye kendimi avutmuştum. Nazar benim Erva'dan sonraki en yakın arkadaşımdı. Sürekli her Erva'dan bahsetmemde konuyu kapattırmaya çalışmasından şüphelensem de yok ya deyip geçiştirmiştim. Günün birinde sıkı bir kavga edip arkadaşlığımızı bitirmiştim. Çok sonradan arkamdan dedikodumu yaptığını öğrendiğimde hesab sormak için tekrar ona yazmıştım. O gün bana platonik aşık olduğunu ve beni Erva'dan kıskandığını öğrenmiştim. Kavgamızın sebebinin benim Erva'yla olan arkadaşlığım olduğunu o an anlatmıştım. Korktuğum şey olmuştu yani. O günden sonra asla onunla eskisi gibi olmamıştım. Onunla da arkadaşlığım bitmişti. Şuan hayatımda sadece çalıştığım iş yerimdeki arkadaşlarım var. Ama sadece arkadaş, iş arkadaşı. Kesinlikle yakın arkadaş değiliz sadece Alperen ile yakınım. Alperen bana abi gibi ve bu zamana kadar tek kusurunu görmedim. Yonca ve Kemal çok enerjik ve saygılılar. Diğer çalışanlar ile iş dışı iletişimim yok zaten. Ve Güven abi. Buraya adımımı attığım günden beri bana olan hareketlerinin farkındayım. Salak değilim bakışlarından bana olan duygularını anlıyorum ama bende karşılığı yok o duyguların. Ben kendime üç yıl önce bir söz verdim. Hayatıma kolay kolay erkek arkadaş almayacağım. Aşık olmak için vaktim yok. Ki aşk insanı da değilim zaten. Başıma gelen taciz olayından sonra hiç ama hiç aşk, flört, sevgili tarzı konulara yönelmedim. Erkeklere asla güvenmiyorum. Lafa gelince o yakışıklı bu yakışıklı falan desemde hepsi lafta. İcraat kısmı boş. ~~~~ Akşama kadar her zamanki lokanta işleyişi hakimdi. Nazım patron bu kadar sıradan bir lokantaya rağmen neden bize yüksek maaşlar veriyor anlamış değilim. Düşüncelerimden kalçama atılan şaplakla çıktım. Yonca her zamanki gibi kalçama vurdu. Bu kızın kalçamla alıp veremediği ne anlamıyorum. Yeni bir Nazar vakası yaşamasam bari... "Kızım vurma şu kalçama ya!!" dedim sahte bir sinirle. Yonca; "Hayırdır dalmışsın gene noluyo?" "Yok bişey ya açlık kafama vurdu işte" Kaşlarını çatarak; "Sen hala yemedin mi?" "Orucum ya hani Yonca. Sabah da söyledim sana" Yonca ağzını açacakken ondan önce arkamdan Güven abinin sesi geldi; "Ne orucu. Ramazan geldi de haberimiz mi yok?" dedi. Bana fırsat vermeden Yonca konuştu; "Kendisi adak orucu tutuyor da başı göğe ermiş" deyip gıcıkça güldü. Yonca'yı tanımasam kötü biri dicem ama değil. En azından bana değil. Güven abi; "Hayırdır neyin adağıymış bu?" dedi. Sanane be adam sanane aaaaa... "Ya Yonca abartıyor. Bir şeyden kurtulursam adak niyetine oruç tutucam demiştim. Korktuğum şey bitti bende orucumu tuttum bu kadar" dedim. Daha detay vermesem iyi. Çünkü derdimi dışarıya yansıtamıyorum. Kimseye güvenemiyorum. Sadece bir kere Yonca mutfakta beni ağlarken görmüş noldu diye sormuştu. Bende anlatamayacağımı söylemiştim. Sadece 'hayatımı mahfettiler' diyebilmiştim. Zaten her ağlamamda mutlaka bu cümleyi kurarım. "Kimden kurtuluyorsun neyden korkuyorsun sen. Bana söyle hallederim korurum ben seni" dedi pişkin pişkin. "Nesin sen Raffael falan mısın?" Maalesef ki değildi. Hayaller Raffael De Matteo gerçekler Güven abi. Ah ah acaba bende Elif kadar şanslı olur muyum? Bulur muyum Rafi'mi. Ne düşünüyorum ya ben aaaa.... Güven abi; "Raffet kim kızım" dedi sinirle. Dizime vura vura güldüm. Kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi koskoca İtalyan mafya Raffael De Matteo'nun sokak bebesi Raffet'e dönüşeceğini. İkiside tepkime garip garip baktı. Elimi karnıma bastırıp; "Ay karnım ağrıdı gülmekten. Yonca Rafi Raffet oldu" deyip tekrar gülmeye devam ettim. Yonca da güldü. Güven abi; "Ne gülüyosunuz siz ya" dedi. Yonca; "Raffael De Matteo Sanzio. Haziran'ın aşık olduğu ölüp bittiği kitap karakteri ve sen ona Raffet dedin" deyince gene güldüm. Gülmeyi bıraksam Rafi'ciğimi övücem de olmuyo. Alperen geldi o anda. Bir bana bir onlara bakıp; "Noluyo burda. Kız sende gülüyor musun ağlıyor musun belli değil" deyince Yonca gene lafa girdi; "Bunun Rafi'si Raffet oldu da. O da biricik Rafi'sinin Türk ırkına girişini gülerek kutluyor" dedi. Yanlız bir sıkıntı var ben hala gülüyorum hatta ağlayarak gülüyorum. "Ay tamam yeter karnım ağrıdı gülmekten oyyyy öldüm. Ben gidiyorum mutfağa yoksa gülmekten hastanelik olucam" deyip dediklerini umursamadan kasadaki müşterinin ödemesini de es geçerek mutfağa geçtim. Kapıdan girerken; "Açım ya ben. Bu kadar güldürülmez aç insan" dedim. İçeride Alp olduğunu o konuşana kadar fark etmemiştim. Alp; "Sen niye açsın. Yemedin mi hala yemeğini?" "Hayır oruçluyum ben" deyip bulaşıkların olduğu yere yöneldim. Alp elimi tutup çekti. Elimi tutan eline baktım önce sonra da yüzüne; "Açsın otur sen ben hallederim" dedi. "Yok ya bomba gibiyim. Rafi sağolsun" deyip duraksadım; "Ay pardon Raffet olacaktı o" deyip güldüm. Anlamaz gözlerle baktı bana; "Yok sen geç otur açlık vurmuş başına belli" deyip omzumda ittirip sandalyeye oturttu beni. Bulaşık kısmıyla ilgilenmeye başladı. Ellerimi yanağım ve çeneme yaslayıp onu izledim. Tişört giymiş olsa da sırt kasları meydanda. Özellikle kolları hareket edince o damarlar ve kaslar ortaya çıkıyor. Off Allah'ım mis gibiler. Orucumu bu kaslarla mı açsam acaba?? İyi fikir. "Ay galiba benim canım çekti" diye mırıldandım ama çokta öyle olmamış gibi. "Efendim" dedi bana dönerek. Ay Allah'ım şaşkın anlamaz bakışı bile mükemmel. Galiba bende kendi Rafi'mi buldum. Pardon RAFFET'İMİ. Ama Rafi mafya Alp değil. Ay şuan ayaklarımı yere vura vura ağlayasım geldi. Rafi'm pardon Raffet'im tam karşımda. Bak gene aklıma geldi Raffet muhabbeti. "Haziran sen iyi misin?" "Vallaha iyiyim ya taş gibiyim" Ne dedim lan ben; "Ay yani iyiyim demek istedim" Bu tepkime güldü ve küpeme baktı bende onun güzel gamzesine baktım. Bizim klasik bakışmamız işte... Akşama kadar işle ilgilendim. Orucumu da ayak üstü açayım dedim ama izin vermediler ve bana güzel bir yemek masası hazırladılar. Ben her zamanki gibi iki kaşık zor yiyebildim. Yediğim gibide çıkardım zaten. İnsanın günlük rutinlerine bak benimkine bak. Kusmak... ~~~~ "Çıkıyor musun" "Evet" dedim yüzümü Alp'e dönerek. "Tamam. Hadi gel birlikte gidelim" deyip önümden geçti. Arkasından bakakaldım. Sırt kasları bana el sallıyor resmen. Kesinlikle bu çocuk uçak mühendisi falan olamaz. "Gelsene" diye söylendi. "Geldim" dedim. Mahalleye kadar havadan sudan konuştuk. O ise gayet samimi ve sevecen konuştu. Dinledi... Dinledim... Mahallenin başına gelince durdum ve ona döndüm. Bide Haziran erkeklerle geziyor diye çıkan dedikoduları hiç çekemem; "Teşekkürler her şey için ve bana eşlik ettiğin için. Sohbetin çok güzel. İyi geceler burdan sonra tek gitsem güzel olur" dedim. "İyi geceler" dedi. Baş selamı verip önüme dönüp yürümeye başladım. İki adım attıktan sonra Alp; "Haziran" dedi. Durdum ve ona döndüm; "Efendim" "Bir daha o iş yerine gelmeyeceğim" dedi. Neden bilmiyorum ama şok oldum. "Neden? Kovuldun mu yoksa?" dedim. "Hayır, kendi isteğimle gelmeyeceğim ve" deyip duraksadı. Derin bir nefes aldı ve devam etti; "Senle iletişimimi koparmak istemiyorum" Bende istemem ki. "Olur koparmayız. Konuşuruz. İyi geceler" "İyi geceler" Hızla arkamı dönüp yürümeye başladım. Ne olmuş olabilir ki hayat şartları geçim derken şimdi bulduğu bu işi de bırakıyor. Ve neden çok büyük bir sıkıntı varmış gibi bir his verdi bana. Ne olmuş olabilir ki... Düşüne düşüne ne ara eve yakınlaştığı mı anlamadım. Fakat eve yaklaşırken gördüklerim hiç de iç açıcı değildi. Evin önünde bir sürü kaba saba adamlar vardı. Tıpkı üç yıl önce abimin kumar borcu için gelen adamlar gibi. Ama bu sefer o adamların başında Emir değil başka biri vardı. Allah'ım hayır tam yeni bir borç rezaletinden kurtuldum ve hayallerime dönecektim. Yenisi olmaz olamaz. Ben tekrar aynı şeyleri yaşamak istemiyorum...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE