4. Bölüm 'Beril'

1465 Kelimeler
Atlas Taren :) "Berat sakın saklamaya çalışma benden. Her ne halt bulduysan şimdi bana da gösteriyorsun" dedim köpürerek. Eğer bu işin de içinden Giray piçi çıkarsa artık onu elimden hiç kimse alamaz. "Tamam anlatıcam ama Allah aşkına önce otur şuraya" deyip derin bir nefes alıp verdi ve devam etti; "Kamera kayıtlarını yok etmişlerdi ama biz bulduk fakat kör nokta olduğu için üstelik karanlık olduğu için üstünde ne kadar oynama yapsak da adamın yüzü görünmüyor. Giray'dan şüpheleniyorum demiştin ama kamera açısından çok belli olmasa da adam yaşı büyük ve kilosu Giray'a göre fazla olan biri. Yani Giray değil" "Kayıtları izlemek istiyorum ve söyle o adamına karanlık çökene kadar bana o adamı bulsun. Bulamazsa kendi kafasına sıksın yoksa ben yaparım" dedim. Gözlerimi ağlamamak için oturduğum kanepeden arkaya attım. "Atlas bak biliyorum zor ama böyle sinirli hareket ederek bir yere varamazsın" dediğinde kafamı yasladığım yerden kaldırıp gözlerine bakarak konuştum; "Berat dört gündür sen şahitsin neler yaşadığıma. Annem kahroldu. Önce babamın ölümü şimdi ise Beril. Beril'in cansız bedenini ben kendi ellerimle taşıdım. Yüzne kezzap dökülmüştü. Benim saçının teline dokunmaya kıyamadığım küçücük kardeşimin bedeni bir piçin şerefsizliği yüzünden toprak altında şuan. O yüzden ben bu işi halledene kadar bana sakin ol deme ve adamına işini iyi yapmasını emret" deyip ayağı kalktım ve odama geçtim. Berat'ın arkadan konuşma sesleri geliyordu ama umursamadım. Banyoya geçip duş aldım ve tekrar aşağı indim. Berat hala aynı yerdeydi ama Berat dışında iki kişi daha vardı. Berat benim geldiğimi farkedince; "Bulduk ama bir sıkıntı var" dedi. Hızlıca yanlarına adımladım. "Neymiş sıkıntı?" deyip kanepeye oturdum. Adını bilmediğim adam bana bilgisayarı çevirdi ve konuştu; "Tüm teknolojik imkanları kullanıyoruz efendim. Eriştiğimiz kamera kayıtlarının benzerlerinin yerini tespit ettik. Erek Lokanta diye bir yerde. Çalışmalarımıza devam ediyoruz" deyip sustu. "Lokantanın bilgilerini bulun bana. Sahibinden faturalarına kadar" deyip geriye yaslandım. Berat; "Bulduk. Önündeki dosyada" deyip işaret parmağıyla önümde duran dosyayı işaret etti. Hızlıca açıp baktım. Berat anlatmaya başladı; "Nazım Erek. Lokantanın sahibi. 5 yıldır işletiyor, adresi yazıyor orda. Lokantanın gelir gider hesaplarına baktık oldukça karışık fakat çalışanlar çok yüksek maaşlı. Biraz daha derine inince adamın ne halt olduğunu anladık. Genelev işletiyor ve bir sürü fuhuş çetesi ile bağlantısı var. Yurt dışından özellikle Rusya, Ukrayna ve Özbekistan'dan kaçak yollarla karı kız kaçakçılığı yapıyormuş. Birkaç resmi şikayet olmuş fakat saatler sonra yanlış anlaşılma denilmiş ve şikayetler geri çekilmiş. Korkutmuşlardır ya da para verip susturmuşlardır. Ayrıca bunu söylemek istemezdim ama yaşı küçük bir kaç genç kıza da sarkıntılık yapmış. Hepsi de Beril'in yaşlarındaki kızlar. Babacan tavırlarıyla kandırıp kanına giriyor bu piç. Görüntüdeki o mu oğlu mu şuan onu anlamaya çalışıyoruz" dedi. "Oğlu mu?" "Evet oğlu. Oğluyla ikiz gibiler. Amına koyduğumun piçleri aralarında tek fark bile yok. Boy, pos, kilo, görünüşleri tamamıyla aynı. Büyük ihtimalle kayıtları lokantadaki odasında tutuyor. Gidip hallederdim ama senin gelmeni bekledim" "Hayır Berat. Ne sen ne Utku bu işe karışmayacaksınız. Ben bu işi tek başıma halledicem. Kız kardeşimi benden almalarının hesabını onlara ödeteceğim" "Emin misin? Bak sen işine karışılmasını sevmezsin ama bari bu konuda öyle olma. Beril sadece senin değil bizim de kardeşimizdi. Senle tanıştığımda yeni Esra'yı kaybetmiştim. Beril'i Esra'nın yerine koydum. O benimde kardeşim. Onu ne kadar çok sevdiğimi bilirsin" dedi. Haklıydı. Berat'la ilk tanıştığım zamanlar kardeşi Esra'yı ilik kanseri hastalığından kaybetmişti. O zamanlar Beril daha on yaşındaydı. Gerçekten en az Esra kadar sevmişti kardeşimi. "Biliyorum. Ama lütfen istediğimi yapın ve karışmayın. Kardeşime bu kadarını borçluyum" deyip ayağı kalktım. Adını bilmediğim iki kişiye bakıp; "Şu lokantanın konumunu yollayın bana" deyip odama geçtim. Üstüme beyaz tişört ve siyah pantolon geçirip direk lokantanın yolunu tuttum. Lokantanın ilerisinde arabayı park edip lokantanın önüne gittim. Kapısına asılan ilan dikkatimi çekti. Garson olarak girsem ve o dosyayı alsam ne olur diye düşündüm. Bu kararım saçma ve yanlış biliyorum ama kız kardeşimin intikamı için ölürüm de öldürürüm de... Hemen Egemen'i aradım. İkinci çalışta açtı; "Buyur patron" "Egemen bana şu piçin lokantasına girebilecek bir dosya oluştur. Bu işe çok ihtiyacım varmış gibi olsun. 1 saat içerisinde atacağım konuma getir" "Tamamdır patron" deyince kapattım telefonu. Konumu atıp beklemeye başladım. Bir saat geçmeden dosyayı teslim etti. Hızlıca göz gezdirdim dosyaya. Adım Alp Yılmaz ve mesleğim uçak mühendisi. Alakaya gel. Koskoca Atlas Taren ve uçak mühendisi Alp Yılmaz. Hızlıca içeri geçtim. Bir kız kıvranarak önümden geçip gitti. Gözüm ben yaşlarında birine takıldı. Ona ilan için geldiğimi söyledim ve beni o köpeğin odasına üst kata götürdü. Attığım yemi hemen tuttu ve beni işe aldı. Sanki bu işe çok ihtiyacım varmış gibi davrandım. Aslında içimden bir his şuan onu ve oğlunu hangisi yaptı demeden buraya göm diyor ama bir yanım da sakin kal ve hallet şu işi diyor. Telefonu eline alıp birini aradı ve; "Yeni eleman var Haziran'ı yollayın bana" deyip kapattı. Çok geçmeden beklediği kişi geldi. İlk başta bakmadım ama yüzümü kaldırıp başına baktığım gibi gözlerim küpesine kaydı. Beril'in en sevdiği ve hep taktığı küpelerin aynısı bu kızın kulağında. AVM'de tesadüfen görmüştü Beril. O zamanlar 16 yaşında falandı. Benden bir şey istemeye hep çok çekinirdi. Bana söylemediğini ama o küpeyi almak istediğini farkettiğimde ona almıştım. Verince çok sevinmişti. O günden sonra bir daha başka küpe taktığını görmedim. Hep kulağında o küpeyle dolaştı. Küpesine bakmayı bırakıp yüzüne baktım. Kız çok güzel bir kızdı. 1.60 bile olmayan kısacık boyu, zapzayıf vücudu ve beli, burdan bile belli olan kahverengi gözleri, dolgulu dudakları ve küçük burnu. Teninden hiç bahsetmiyorum bile. Mermer gibi bembeyaz bir teni var. Esmer saçlarına tam ters bir teni vardı. Beril'in ten rengiyle aynıydı. Nazım gerzeği yüzünden bu kadar insana zararım dokunacak. Ama kardeşimi harcayan adamı affedemem. Haziran yanımdan geçip önüme geldi ve bana lokantayı anlatmaya başladı. Çok yakın olduğumuz için ondan gelen çok güzel bir koku vardı. Küpesine odaklanıp kokusunu soludum. Konuşurken benim gamzeme baktığını farkettim. Benim de gözlerim sürekli küpesine ve kulağına kaydı. Aşağıya geldiğimizde girişte beni karşılayan çocuğa birşeyler söyledi ve gitti. Arkasından bakakaldım. O sırada bir yalancı öksürük sesi duydum. Arkamda durmuş beni süzen biri vardı. Yakasında Güven Saymaz yazıyordu. Onu aldırmadım ve önümde duran adının Kemal olduğunu öğrendiğim çocuğa baktım. O da kendi halinde bana işleyişi anlatmaya başladı. Bu kansızın mekanında bir dakika bile beklemek kanıma dokunsa da kız kardeşim için mecburum. Elime telefonu alıp Egemen'e mesaj attım. Haziran hakkında araştırma yapmasını istedim. Eğer sandığım ve göründüğü gibi masum biriyse onun kalbine girmek için sınırları fazlasıyla zorlarım. Akşam çıkış yaptıktan sonra arabaya geçip bekledim. Etraf sakinleşince içeri girmeyi planladım. O sırada Egemen Haziran'ın dosyasını hazır etmişti. "Dinliyorum. Detay verme basit anlat" "Haziran Akçay. 21 yaşında. Anne babası dışında bir abisi iki kardeşi var. Babası bir bankada çalışıyor. Annesi ve kardeşleri çalışmıyor zaten kardeşleri okuyor. Abisi Kasım Akçay. Üç yıl önce Emir Aytan'a kumar borcu oluyor. Borcu ödemiyor. Borç Haziran Akçay'a kalıyor. Kısa sürede çok bilgi toplayamasamda şunu net söyleyebilirim. Abisinin ödemediği borç için kızı okuldan alıp işe sokuyorlar. Bugün öğleden önce borcun son taksidini verip bitiriyor. Onun dışında üç yıldır bir sürü yerde çalışmış. Hakkında hiçbir suç kaydı falan yok. Temiz biri" dedi. "Bu Emir Aytan Giray'ın köpeği olan mı?" "Evet" dedi. Emir beni hiç görmemişti. Bu avantajıma gelir. Ortalık sakinleştikten sonra içeri girdim. Kapının kilidini hızlıca açtım ve direk üst kata Nazım gerzeğinin odasına adımladım. Ama adımlarımı mutfak olduğunu hatırladığım yerden gelen sesler durdurdu. Oraya yöneldim. İçeride biri mi vardı??? Mutfak kapısından baktığımda Haziran kulağında kulaklıkla şarkı söyleyip bulaşık yıkıyordu. Üst kata çıkmayı bıraktım ve orda onunla kalıp gecemi tamamlamak istedim. Her güldüğümde o yanağımdaki gamzeye bense onun dudaklarına ve küpesine baktım. Gece iyi kötü ilerledi ve en son çıkarken Emir iti geldi. Bir şekilde onun adamlarını atlattım. Beni tanımaması işime geldi fakat Haziran gergindi belli oluyordu. Çok akıllı bir kızdı. Benim bir şeyler çevirdiğimi hemen anladı. Fakat bozuntuya vermedim. Kızın hayatını o kadar mahvetmişler ki oturup ağladı önümde. Beril için girdiğim bu lanet lokantada güzel bir kıza vuruldum sanırım. Eğer yalancı biri olduğumu heleki mafyanın başı olduğumu öğrenirse acaba bana olan bu bakışları ve iyiliği ters teper mi???? Onu eve bıraktıktan sonra doğruca Beril'e gittim. Kıyamadığım biriciğime. Ona Haziran'dan bahsettim. Eminim hayatta olsaydı o da Haziran'ı çok severdi. Hatta çok iyi anlaşırlardı. Beril'den sonra doğruca eve gittim. Annem hala uyutuluyordu. Uyandığı gibi Beril'in ölümünden dolayı ortalığı yıktığı için günlerdir ilaçla uyutuluyordu. O da çok üzüldü. Daha babamın gidişini kabullenememişken şimdi kızı gitti. Ve ben annemin yüzüne kız kardeşimin intikamını almadan bakmamaya yemin ettim. "Az kaldı annem" deyip alnından öpüp odama geçtim. Berat aramıştı beni Beril'in kabristanındayken. Geri aradım, hemen açtı; "Oğlum sen kafayı mı yedin. Nasıl lokantaya garson olarak girersin" "Berat sana işime karışma demedim mi ben? Arkadaş falan dinlemem kırarım kalbini" dedim. "Ben susarım susmasına ama Utku'nun çenesinden kurtulamazsın" "Ben ne yaptığımı çok iyi biliyorum. Pazartesi bu iş bitecek" "İnşallah. Neyse ben kapatıyorum. İyi geceler" "İyi geceler" deyip kapattım telefonu. Telefonu elime alıp Haziran'a mesaj attım. Beni o kadar büyülemişti ki dosyasında numarasını gördüğüm gibi ezberlemiştim. Haziran konuşmanın ortasında birden çevrimdışı olunca telefonu kapatıp yatağıma uzandım. Tavanı izlerken aklımda sadece bir düşünce dolanıp durdu; Haziran benim gerçek hayatımı bilse yine de beni kabul eder mi??...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE