Gördüklerim bir sanrı olmalıydı. Zihnimin yorgunluktan bana oynadığı zalim bir oyun, uykusuz geçen gecelerin ruhumda yarattığı kirli bir illüzyon... Gözlerimde bir problem olmalıydı; belki de koridorun o soluk ışıkları, aynadaki o çökmüş yansımamın bir oyunuydu bu sahne. Yoksa gördüğüm şeyin gerçek olma ihtimali, nefes almamı imkansız kılıyordu. "Hayır," diye fısıldadım kendi kendime, sesim boğazımda bir ur gibi düğümlendi. "Doğru olamaz." Benim kocamın, benim nefesimin, benim her şeyimin dudaklarında; şimdi bir yabancının, bir düşmanın, bir yılanın zehirli izi vardı. Kulağımda Bekir’in sesi hala bir uğultu gibi yankılanıyordu: "Mervan'ın babasını buldum yenge..." O an dünya durdu. Zaman, o hastane odasının eşiğinde, iğrenç bir tablonun içine asılı kaldı. Bir yanda telefondan gelen ve

